Bir dönem muhalefetin yükselen yıldızı olarak görülen Ekrem İmamoğlu, bugün siyasi dengelerin ve yeni aktörlerin gölgesinde. Peki İmamoğlu’nun yıldızı gerçekten söndü mü?
Bir İmamoğlu Vardı… diyerek hikayeye başlamak gerekiyor aslında.
Eski CHP’li ve şimdiki YENİ Partili İmamoğlu siyaseti ne vadediyordu?
Hükümet Kadın filmini izlemeyen veya bilmeyen yoktur muhtemelen. Midyat’ın iki Belediye Başkan Adayı arasında geçen kızışmalı seçim serüveni.
O iki Belediye Başkan adayından biri olan Faruk, diğer Başkan Adayı Xatê’ye filmin bir kesitinde şöyle komik bir şekilde latife ediyor; “Walla maşallah çok iddialı görmüşüm seni Xatê yenge. Allah aşkına ne vadediyorsun millete? Karpuz çekirdeği?”
Bu replik bence böylesi durumlarda tam üstüne oturan tarzda olmuş.
Zamanında “Siyasi Fenomen” olan İmamoğlu’nun ne vahdettiği ise hep muamma kaldı çünkü.
Önceki birçok değerlendirme ve yorumlarımda şu tespiti yapmıştım; “Türkiye kamuoyunun kahir ekseriyeti, Ekrem İmamoğlu’nun artık geleceğe dair bir tahayyülünün veya tasavvurunun olmadığına ikna olmuş durumda.”
Hâlâ bu tespitimin arkasındayım.
Çünkü iddia makamının ortaya attığı onca suçlamaya rağmen hâlâ elde tutulur bir delil göstermemiş olması ve üstelik bizzat kendi yakın çevresinden insanların onu tabiri caizse ispiyonlaması tam manasıyla ne tür kirli ilişkilerin olduğunu gösteriyor.
Peki sonuç nasıl alınacak?
Neticeye nasıl ulaşılacak?
İBB davası kapsamında süren mahkemeler artık İmamoğlu’nun kişisel PR çalışmalarına dönmüş durumda.
Ekrem Bey’in artık Nazım Hikmet şiirlerini okumayı bırakıp ciddiyetle bu kafalarda ki soru işaretlerini gidermesi gerekiyor.
Siyasi gerekçelerle tutuklandığını iddia eden kişi daha seçimlere üç yıl varken neden alelacele ve zamansız bir şekilde kendini Cumhurbaşkanı Adayı gösterdiği iddialarına da cevap vermelidir?
Yoksa buradaki asıl amaç bu meseleyi kamuoyuna mı mâl etmekti?
Ekrem İmamoğlu’nun hırsı, aklının önüne geçti.
Çıkışını çok erken yaptı ve uluslararası müesses nizamın burayla ilgili projelerini çözemedi belki de.
Şimdi ne demeli.
Yazık etti kendisine…
Yabancı ülkelerden neden hiç kimse arkasında durmadı?
Yanlış bir yola sevk ettiler İmamoğlu’nu.
Devlet, İmamoğlu tutuklanmadan tam 9 ay önce takibe almıştı zaten kendisi.
Dolayısıyla İmamoğlu gelecek olan fırtınayı önceden sezdi.
Bu sebeple zaten apar topar kendisini Cumhurbaşkanı Adayı gösterdi.
Ekrem İmamoğlu aritmetik akılla hareket etti.
Özgür Özel’in de yanlışı şu anda o. “%48’i aldım, Türkiye’nin 1. partisiyim.”
Bir dakika!
Aritmetik akılla hareket ederseniz sonunda hüsrana uğrayabilirsiniz.
Ki uğrarsınızda!
Mesele matematik akılla hareket edebilmektir.
Bülent Arınç demişti ki ‘Siyasette erken öten horozun kafasını keserler.’
İmamoğlu aritmetik akılla hareket etti.
Kişisel hırslarının kurbanı oldu.
Peki Mansur Yavaş ne yaptı.
Soyadı gibi Yavaş Yavaş…
Mansur Yavaş, İmamoğlu’nun aksine matematik akılla hareket etti.
Yavaş, ‘daha ortada fol yok yumurta yok’ dolayısıyla siyasi hırsların doğuracağı risklere de gerek yok mantığıyla ilerledi.
Belki de siyasetin en acı gerçeği burada saklı:
Hiçbir yıldız sonsuza kadar parlamıyor.
Dün milyonların konuştuğu isimler, bugün gündemin gerisinde kalabiliyor.
Dün büyük umutların adresi olanlar, yarın siyasetin hafızasında yalnızca bir dönem olarak hatırlanabiliyor.
İmamoğlu’nun hikâyesi henüz tamamlanmış değil.
Ancak bir zamanlar gökyüzünü aydınlatan o güçlü ışığın artık eskisi kadar parlak olmadığı da ortada.
Çünkü siyaset, dünün yıldızlarıyla değil, yarının ışığını kimin yakacağıyla şekilleniyor.