"Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmet'ler makama, Demirtaş yuvasına kavuşana kadar kararımız nettir." İfadelerini kullanan MHP Lideri Devlet Bahçeli siyasi hayatındaki dönüm noktalarına bir yenisini daha ekledi. Nasıl ki "Selahattin Demirtaş'ın tahliyesi hayırlara vesile olacaktır" sözleri yerinde bir tespitse şimdi yine aynı şekilde "Öcalan umuda, Demirtaş yuvasına kavuşmalı" sözleri de aynı ehemmiyete sahiptir. Bir önceki çözüm sürecinde muhatap sadece iktidardı; ancak bugün devletin kendisi süreci yönetiyor. MHP, bugünkü konjonktürde Ortadoğu'daki siyasal değişimleri doğru tahlil ederek Kürt sorununa bir çözüm getirmek istiyor. Devletin genel çıkarları da bunu dayatıyor.

Bugün tarihsel bir seçim ile karşı karşıyayız. Ya bu topraklar demokratikleşmenin adresi olacak ya da yüz yılın son şansı da kaçırılacak.
Gün gibi ortada olan gerçek şudur; Türkiye'de şu anki koşullarda Kürt sorununu çözebilecek kudrete sahip üç isim vardır. Abdullah Öcalan, Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli. Bu gerçek göz ardı edilemez. Her biri kendi tabanına hitap edebilen ve ağırlığı olan isimlerdir. Tüm bunlara ek olarak da süreci toplumsallaştırabilecek tek kişi de Selahattin Demirtaş'tır.

Sürekli hakaret içeren bir tutumla diyalog yürütmek imkansızdır. Bu tür durumlarda, silahlı isyancılar devlete, rejime, yerleşik kurumlara karşı mücadele etmiş kişilerdir; yani yasal çerçevenin dışında kalmışlardır – ki çoğu zaman bu durum, devlet temsilcilerinin kendi yasalarını ihlal etmelerinden kaynaklanmıştır. Başlangıçta bu konuyu tartışmak ve davranış ile dil konusunda temel kurallar belirlemek, birçok sorunu önleyebilir. Devlet açısından silahlı isyancılar hep ‘terörist’ olmuştur. Diyaloğu başlatmak, bu tanımı kısmen yumuşatmak, mümkün olduğunca bir saygı dili üzerinde uzlaşmak gerekir. İşte tam olarak bu konuya Devlet Bahçeli yaptığı çağrı ile değinmiş oldu. Bahçeli'nin şu sözleri altın değerindedir. "Elimizi vicdanımıza koyup düşünelim ve sorgulayalım; PKK'nın kurucu önderliği 27 Şubat 2025 tarihinden itibaren verdiği tüm sözlerin ardında durdu mu? Durdu. Madem maksat hasıl oldu, o halde bize düşen de PKK'nın kurucu önderliğine, DEM Parti'den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir." Devlet Bahçeli artık Kürt siyasi hareketine Öcalan şahsında saygı gösterilmesini istiyor ve bekliyor.

Devlet şu saatten sonra Kürtler genelinde Öcalan’ın paradigmasına düne göre çok daha fazla ihtiyaç duyacak. Bizi bir arada tutacak harç orada. Türk-Kürt; bizim bizden başka dostumuz yok. Şovenistlerin diline bakmadan yolumuza devam etmeliyiz.
Kürtler Türkiye’nin ayrılmaz parçası, mütemmim cüzüdür. Onların geçmiş yüz yıllık hikayesi; gelecek yüz yılın en belirleyici unsuru, en itici gücüdür. Hiçbir kuvvet bunu değiştiremeyecek. Türkiye yüzyılı Kürtlerle yükselecek.