“Ruhsat almak istedik, ‘imar planı bitsin’ dediler. Bekledik. Şimdi ruhsatsızsın diye ceza geliyor.”
Erciş’te bir düğün salonu işletmecisinin bu sözü, Van’da aylardır süren tartışmanın özeti. Ama bu cümlenin arkasında esnafın kendine sormadığı değil, idarenin cevaplamaktan kaçındığı bir soru duruyor:
Belediye bu işletmelerin ruhsatsız olduğunu biliyorduysa, yıllarca neden sesini çıkarmadı?


Kanun belediyeye beklemeyi değil, harekete geçmeyi emrediyor


Van merkez ve ilçelerinde imar ve ruhsat gerekçesiyle işletmelere ardı ardına cezalar kesiliyor. Esnafın anlattığına göre en ağır faturalar Erciş’e çıkıyor. Bu iddia henüz ilçe bazlı resmî verilerle doğrulanmış değil, ama belediyenin elindeki bir tabloyla doğrulanması ya da yalanlanması beş dakikalık iş.
Önce idarenin hukuki pozisyonunu teslim edelim, çünkü güçlü bir pozisyon. İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik açık: Ruhsatsız işyeri açılamaz, açılırsa idare kapatır. İmar Kanunu’nun 32. maddesi de ruhsatsız yapının “herhangi bir şekilde öğrenilmesi” üzerine tespit yapılmasını ve yapının mühürlenmesini öngörüyor. 42. madde ise tespitten itibaren on iş günü içinde encümenin yaptırım uygulamasını istiyor.
Şimdi bu maddeleri tersinden okuyalım.


Kanun belediyeye “öğrendiğin anda harekete geç” diyor. Peki Erciş’teki düğün salonları yıllardır aynı yerde, göz önünde çalışıyorsa, zabıta oraya gidip geliyorsa, belediye kayıtlarında görünüyorlarsa, vergi ve harç ödüyorlarsa, belediye bu ruhsatsızlığı ne zaman “öğrendi”?
Bugün öğrendiyse, yıllarca nasıl görmedi? Yıllar önce öğrendiyse, kanunun on günlük süresine neden uymadı? Yapı tatil tutanağı hangi tarihte tutuldu? Ve neden milyonluk cezalar tam bugün gündeme geldi?


Burada iki gerçeği aynı anda söylemek gerekiyor. İdarenin sessizliği ruhsat değildir. Belediyenin yıllarca işlem yapmaması, işletmeye kendiliğinden bir hak kazandırmaz. Ama idarenin sessizliği sorgulanamaz da değildir. Kanunun kendisine yüklediği görevi yıllarca yapmayan idare, bugün o görevi en ağır haliyle yerine getirirken kendi geçmişini de masaya koymak zorundadır.


Ruhsatı vermeyen de, cezayı kesen de aynı idare


Erciş’teki asıl çelişki burada. Esnafın anlatımına göre ruhsat başvuruları yıllardır süren imar planı ve parselasyon çalışmaları gerekçesiyle bekletiliyor.
Oysa İmar Kanunu’nun 22. maddesi idareye süre koyuyor. Eksiksiz başvuruda ruhsat en geç 30 gün içinde verilir. Eksik varsa 15 gün içinde başvuru sahibine yazılı olarak bildirilir. Elbette bu madde, imar hukuku açısından ruhsat verilemeyecek bir yapıya zorla ruhsat verilmesini gerektirmez. Ama idareye şunu da söyler: Vatandaşı belirsizlikte bırakamazsın. Ya ruhsatı verirsin ya da neden veremediğini yazıyla, gerekçesiyle bildirirsin.
“İmar çalışması sürüyor” bir gerekçe değil, bir erteleme. Esnafa yazılı bir ret verildi mi? Ruhsatın önündeki hukuki engel tam olarak ne? Alternatif bir yol arandı mı?

Yoksa esnaf yıllarca “bekle” denilerek askıda mı bırakıldı?


Bir yandan “sana ruhsat veremem” deyip öbür yandan “ruhsatsız çalıştın” diye milyonluk ceza yazan idare, kendi gecikmesinin faturasını vatandaşa kesiyor demektir. Buna hukuk devleti değil, tahsilat devleti denir.


Büyükşehir ile ilçe birbirini işaret edemez


Bu gecikmenin sahibi kim? Büyükşehir Belediyesi Kanunu bu soruya cevap veriyor. Nazım imar planı Büyükşehir’in işi. Uygulama imar planı ve parselasyon ilçenin işi, onayı ise Büyükşehir’in. Kanun bir de şunu söylüyor: İlçe belediyesi nazım planın yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıl içinde uygulama planını ve parselasyonu yapmazsa, bunu Büyükşehir yapar ya da yaptırır.
Yani “Büyükşehir geciktirdi” ya da “ilçe yapmadı” savunmalarının hiçbiri tek başına geçerli değil. Her iki kurumun da elinde yetki vardı. Dosya ne zaman hazırlandı, ne zaman Büyükşehir’e gitti, ne zaman döndü, bir yıllık süre ne zaman doldu? Tarihler açıklanmadan sorumluluk da aydınlanmaz.


Kayyum yönetimi ve “ceza kesin” talimatı

Van Büyükşehir Belediyesi, seçilmiş başkan Abdullah Zeydan’ın Şubat 2025’te görevden uzaklaştırılmasından bu yana Vali Ozan Balcı’nın başkan vekilliğinde yönetiliyor. Esnaf çevrelerinde dile getirilen iddia şu: Büyükşehir’den ilçelere “ruhsatsız işletmelere ceza kesin” talimatı gitti.
Bu iddianın doğruluğu belgeyle ortaya konmalı. Çünkü Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 11. maddesi Büyükşehir’e denetim yetkisi veriyor, ama bu yetkinin bir usulü var. Büyükşehir aykırılığı tespit eder, ilçeye bildirir. İlçe üç ay içinde gereğini yapmazsa Büyükşehir kendisi işlem yapar. Aynı fiil için iki kez ceza da verilemez.
Kanunun tarif ettiği yol, işletme işletme yapılan yazılı bildirimdir. “Esnafa ceza kesin” gibi genel bir talimatın bu usulde yeri yoktur. Seçilmiş iradenin yerine oturmuş bir yönetimin hesap verme yükü ise seçilmiş bir yönetiminkinden daha ağırdır. Van kamuoyu şunu bilmeyi hak ediyor: Hangi tarihte, hangi işletmeler için, hangi yazıyla bildirim yapıldı?


Erciş Belediyesi ne diyor?


Bu yazı için Erciş Belediyesi Eşbaşkanı Güler Temel’e ulaştım. Temel’in anlattıkları, tartışmanın bir kısmını doğruluyor, bir kısmına ise itiraz ediyor.
Temel’e göre süreç, Büyükşehir’in ve müfettişin tenkitiyle başladı. Bu tenkitin ardından Van’daki bütün ilçe belediyeleri aynı cezai işlemi uyguladı. Temel, yetkinin ilçe belediyelerinde olduğunu, işlemlerin ayrım yapılmadan bütün işletmelere uygulandığını ve uygulamanın süreceğini söylüyor:
“Büyükşehirin ve müfettişin tenkiti, bütün ilçeler bu cezai işlemi uyguladı. Yetki ilçe belediyelerinin. Ayrım yapmadan bütün işletmelere uygulandı, uygulanmaya da devam edecek.”

Temel, mevzuatta bir sorun görmediğini, belediyenin gelen şikâyetlere göre işlem yaptığını ve Kabahatler Kanunu’na göre işletme ruhsatlı olsa dahi yaptırım uygulanabildiğini belirtiyor. Ona göre asıl sorun, müfettişin gelen şikâyetler üzerine belediyeyi tenkit etmesi: “Bizler de işlem yapmak durumunda kaldık.” Temel, sorduğum işletmeyle ilgili belediyeye ulaşan bir şikâyet bulunmadığını, şikâyet gelirse gereğinin yapılacağını da ekliyor. Ve dikkat çekici bir tespitte bulunuyor:
“Memlekette ruhsatlı yapı az ama kurum gelen şikâyetlere müdahale ediyor.”
Bu açıklamanın hakkını vermek gerekiyor. İlçe belediyesi, cezaların kendi inisiyatifiyle değil, üst denetimin baskısıyla gündeme geldiğini söylüyor. Bu, “kayyum ceza kesiyor, belediyeler uyguluyor” diyen esnafın iddiasını büyük ölçüde teyit ediyor; adı “talimat” değil “tenkit” olsa da. Erciş’e özel bir ayrım yapıldığı iddiasını ise Temel kabul etmiyor. Bu itiraz da terazinin öbür kefesine konmalı.
Ama açıklama, cevapladığı kadar yeni sorular da doğuruyor.

Birincisi: İşlemler şikâyete göre yapılıyorsa, “ayrım yapılmadan bütün işletmelere” uygulandığı nasıl söylenebilir? Şikâyet edilen işletmeye ceza gidiyor, edilmeyen çalışmaya devam ediyor. Aynı durumdaki iki işletmeden hangisinin ceza alacağını mevzuat değil bir şikâyet dilekçesi belirliyorsa, eşitlik ilkesi tam da burada sınanır. Şikâyetler kimden geliyor, kaç şikâyet var, hepsine aynı işlem uygulandı mı?

İkincisi: “Memlekette ruhsatlı yapı az” cümlesi, bir belediye yöneticisinin ağzından çıktığında basit bir gözlem olmaktan çıkar. Ruhsatsızlığın istisna değil kural olduğu bir kentte sorunun kaynağı tek tek işletmeler değil, yıllardır tamamlanamayan imar ve ruhsatlandırma düzenidir. Bu da yazının baştan beri sorduğu soruyu güçlendiriyor: Ruhsatın verilemediği bir kentte, ruhsatsızlığın bütün faturası esnafa mı kesilecek?

Üçüncüsü: Müfettiş tenkiti hangi tarihte, hangi şikâyetler üzerine ve hangi işletmeler için yapıldı? Bu yazının ya da raporun kamuoyuyla paylaşılması, “talimat mı, tenkit mi” tartışmasını da sona erdirir.
“Burası daha işlek” bir hesap yöntemi değildir
Erciş’te bir işletmeye yaklaşık 2,5 milyon lira, birkaç metre ötedekine yaklaşık 1,4 milyon lira ceza hesaplandığı ileri sürülüyor. Fark sorulduğunda verilen cevap: “Burası daha işlek.”


Hukukta “işlek yer” diye bir ceza formülü yok. İmar para cezası; aykırılıktan etkilenen alana, yapı sınıfı ve grubuna, aykırılığın niteliğine, kanundaki artırım sebeplerine ve emlak vergisine esas birim değerlere göre hesaplanır. Konum farkı resmî birim değere yansımışsa ceza farkı meşru olabilir. Ama o zaman takdir komisyonu kararı, metrekare değeri, yapı sınıfı ve uygulanan kanun bendi tek tek gösterilmelidir.
Danıştay’ın yakın tarihli kararları bu konuda idareye pek hoşgörü tanımıyor. Hesabı denetlenebilir biçimde gösterilemeyen imar para cezaları hukuka aykırı bulunuyor. Yapı sınıfının yanlış belirlenmesi cezayı sakatlıyor. Tamamen ruhsatsız yapılar için öngörülen artırımlar ise her duruma otomatik uygulanamıyor.
Yani “2,5 milyon nereden çıktı?” sorusuna “belediyenin hesabı böyle” cevabı verilemez. Hesap; avukatın, işletmecinin ve hâkimin önüne konduğunda aynı rakama ulaşılabilmelidir.


Ceza doğru kişiye mi kesildi?


Düğün salonunu işleten kişi, binayı yapan kişi olmayabilir. Kiracı olabilir, binayı yıllar sonra bu haliyle devralmış olabilir. Danıştay’a göre imar para cezasında “yapı sahibi” her zaman tapudaki malik ya da binayı kullanan kişi değildir. Aykırılığı fiilen kimin yaptığı tespit edilmelidir. Önceki malikin ya da kiracının yaptığı imalatın cezasını bugünkü kullanıcıya kesmek hukuka aykırıdır.
Erciş’te kesilen her ceza için şu sorular sorulmalı: Binayı kim yaptı? Aykırılık ne zaman ve kim tarafından yapıldı? İşletmeci binayı bu haliyle mi kiraladı? Ceza kimin adına düzenlendi?


Esnafa bir not
Bu yazı esnafa “haklısınız” demek için yazılmadı. Ruhsatsızlık esnafın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Ama bu dava söylentiyle değil belgeyle kazanılır. Başvuru dilekçelerinizi ve tarihlerini, belediyeden gelen her yazıyı, tebligatları, ceza hesap cetvellerini ve kira sözleşmelerini bir araya getirin. İdarenin sessizliğini ispatlayan şey, sizin konuşan belgelerinizdir.


Son söz


Ruhsatsızlık esnafın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Ama idarenin yıllarca süren sessizliği de idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Erciş’te tartışılması gereken yalnızca düğün salonlarının ruhsatı değil, belediyenin kendi ruhsat karnesidir. Kaç başvuru yapıldı, kaçına ruhsat verildi, kaçına “imar planını bekleyin” denildi? Kaç işletmenin ruhsatsız olduğu yıllardır biliniyordu ve neden işlem yapılmadı? Kaç şikâyet geldi ve hangilerine işlem yapıldı? Van genelinde hangi ilçede kaç işletmeye, ne kadar ceza kesildi?
Hukuk yalnızca vatandaşa “kurala uy” demek değildir. Kuralı uygulayan idarenin de neyi, neden, ne zaman ve hangi yetkiyle yaptığını açıklayabilmesidir.
Artık sorulması gereken soru, “Bu işletmenin ruhsatı var mı?” değil.
“Bu işletmenin ruhsatı neden yok ve siz bunu ne zamandan beri biliyorsunuz?”