Derler ki, insan çevresindeki beş kişinin ortalamasıdır.
Ama kimse o beş kişiden birinin biz olduğunu,
ve her sözümüzle, her bakışımızla o denklemi değiştirdiğimizi söylemez.
Belki de mesele, bizi kimlerin etkilediğinden çok,
bizim kimlerin yönünü değiştirdiğimizdedir.
Bu bir formül değil; bir alışveriş, bir yankı meselesidir.
Ne tamamen biz oluruz onlardan,
ne de onlar bizden uzak kalabilir.
Dengeyi dönüştüren şey, farkında oluşumuzdur aslında.
Kime ne bıraktığımızı, hangi cümlemizin kimde iz açtığını çoğu zaman bilemeyiz.
Ama birinin yüzündeki gölgeden, diğerinin gözlerindeki ışıktan
kendimize dair bir şey okuruz.
Etrafımızdakilerin neyle savaştığını,
neyi savunduğunu, neyi susturduğunu gördükçe
içimizdeki yankıları duyarız.
Çünkü biz, yalnızca çevremizin aynası değiliz;aynı zamanda o aynalardaki çatlaklardan kendini tanıyan bir bütünüz.
Belki de kendimizi anlamanın en samimi yolu,
dokunduğumuz hayatların yönüne bakmaktır.
Zihnimizi neyle meşgul ediyorsak,
gün içinde hangi konulara tutunuyorsak,
çocuklarımızla en çok neyi konuşuyorsak,
işte orada gizlidir içsel yönümüz.
Çünkü bizi biçimlendiren sadece insanlar değil,
sözlerimiz, düşüncelerimiz, niyetlerimizdir.
Bir evin havasını bazen bir kelime değiştirir,
bir çocuğun dünyasını bir bakış yeniden kurar.
Ne kadar uyanıksak, etkimizi o kadar bilinçle yoğururuz.
Ve belki de yaşam tam da budur:
Her gün, birbirimizin payını biraz daha güzelleştirebilmek.
Sürekli anlatılır ya:
“Başarıya giden beş adım”, “mutluluğun üç sırrı”,
“etkili insan olmanın yedi yöntemi”...
Sanki hayat bir tabloymuş da formülle çözülecekmiş gibi
Oysa biz, rakamlarla değil; yaşadıklarımızla, dokunuşlarımızla ölçülürüz.
Hiçbir kitap, bir akşam yemeğinde çocuğumuza nasıl baktığımızı
ya da bir dostumuzun sessizliğini nasıl fark ettiğimizi yazamaz.
Gerçek dönüşüm, başkalarının kalıplarında değil;
günün sonunda seçtiğimiz kelimelerde, büyüttüğümüz duygulardadır.
Ne huzur ne başarı, kuralların değil;
bilincin, görmenin, hissetmenin ürünüdür.
Ve belki de en büyük kazanım, kalabalığın içinde kaybolmadan
onu güzelleştirebilmektir.
Eğer tek bir gerçek varsa,
o da günün büyük kısmını neyle dolduruyorsak,
bizim hakikatimizin de orada olduğudur.
Çünkü insan, tekrar ettiklerinin toplamıdır.
Zihnimizi hangi düşüncelerle besliyorsak,
kalbimiz de orada kök salmaya başlar.
Günün sessizliğinde bile, o meşguliyetin yankısı duyulur içimizde.
Bizi şekillendiren, aslında budur:
Neye yöneldiğimiz, neyi büyüttüğümüz,
neyi dert edinip neyi bıraktığımızdır.
Bir bakarız, farkına varmadan biçimlenmişizdir;
alışkanlıklarımızın toplamına dönüşmüş,
ve çevremize tam da onu yansıtmışızdır.

Sevgilerimle...

☕ Bu hafta çayınızı farkında olarak içelim.
Bir yudumda hem kendimizi hem çevremizi biraz daha güzelleştirelim.

? Bir cümlelik durak:

Kimleri nasıl etkilediniz,kimler sizi nasıl etkiledi?