Tarihsel mirası, doğal zenginlikleri, ekonomik potansiyeli ve değişen toplumsal yapısıyla Van, sahip olduğu değerleri geleceğe taşıyacak yeni bir kalkınma anlayışına ihtiyaç duyuyor.
Sırtını görkemli Erek Dağı’na dayayan, yüzünü Van Denizi’nin eşsiz maviliğine çeviren Van; binlerce yıllık geçmişiyle Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının en önemli yerleşim merkezlerinden biri.
“Kaleler şehri” olarak anılan Van, tarih boyunca Urartulardan Selçuklulara, Osmanlılardan günümüze kadar pek çok medeniyetin izlerini taşıdı. Urartu medeniyetine Tuşba adıyla başkentlik yapan kent, bugün hâlâ bu büyük medeniyetlerin bıraktığı eserlerle geçmişin izlerini geleceğe taşımaya devam ediyor.
Ancak Van’ın önündeki asıl mesele, yalnızca sahip olduğu tarihi mirası korumak değil. Bu mirası ekonomik, kültürel ve sosyal bir değere dönüştürebilmek ve pazarlayabilmektir.
Van artık yeni bir stratejik akla, ortak akla ve uzun vadeli bir kalkınma vizyonuna ihtiyaç duyuyor.
Van’ın Geçmişinde Üretim Vardı
Van’ın kalkınma hikâyesinin önemli ayaklarından biri tarım olmalı.
Geçmişte üzüm bağları, tarımsal üretimi ve su kaynaklarının etkin kullanımıyla öne çıkan kent, bugün sahip olduğu tarımsal potansiyeli yeterince değerlendiremiyor.
Oysa Van ve çevresindeki kadim medeniyetler, suyu yönetme ve tarımsal üretimi coğrafyanın şartlarına göre şekillendirme konusunda önemli bir tecrübeye sahipti. Gürpınar Ovası’ndan Van Ovası’na su taşınmasını sağlayan tarihsel su kanalları ve yerel su yönetimi sistemleri, bu coğrafyada insanların binlerce yıl önce doğayla nasıl uyum içerisinde yaşadığını gösteriyor.
Bugün yapılması gereken, geçmişin yöntemlerini olduğu gibi tekrarlamak değil; o tarihsel birikimden yararlanarak modern tarım teknolojileriyle yeni bir üretim modeli oluşturmak.
Van Gölü çevresindeki ovalar, iklim ve toprak özellikleri dikkate alınarak doğru planlama yapıldığında tarımsal üretimin çeşitlendirilmesi açısından önemli bir potansiyel taşıyor.
Sebze, meyve, yem bitkileri ve bölgeye uygun alternatif ürünlerin üretiminin artırılması; yalnızca çiftçinin gelirini yükseltmekle kalmayacak, kentin dışarıdan gıda tedarikine olan bağımlılığını da azaltacaktır.
Halıdan Gümüşe, Gelenekten Geleceğe
Van’ın kalkınması yalnızca sanayi ve tarımla sınırlı düşünülmemeli. Kentin kültürel mirası da ekonomik bir değer haline getirilebilir. Van halıcılığı, geleneksel dokuma kültürü, el sanatları ve savatlı gümüş işlemeciliği gibi değerler, doğru tasarım ve pazarlama modelleriyle yeniden canlandırılabilir. Burada mesele yalnızca geçmişte üretilen ürünleri yeniden üretmek değildir. Asıl mesele, geleneksel sanatları çağdaş tasarım, e-ticaret, turizm ve markalaşmayla buluşturmaktır. Bir Van halısının yalnızca bir el emeği ürünü değil, kentin tarihini anlatan bir marka haline gelmesi mümkündür. Savatlı gümüş işlemeciliğinin ise modern takı ve tasarım anlayışıyla buluşturulması, gençlerin bu alanda istihdam edilmesine ve geleneksel zanaatların yaşatılmasına katkı sağlayabilir. Bunun verilen teşvik ve projelerle atölyeler kurulmalı ve bu alanda istihdam sağlanmalıdır.
Van’ın geleceği, geçmişini terk ederek değil; geçmişindeki değerleri çağın ihtiyaçlarıyla buluşturarak kurulabilir ve yönünü doğan güneşin azmi ile buluşturarak çiçekler bahçesinin vazgeçilmezi olabilir.
Van’ın Turizm Haritası Yeniden Çizilmeli
Van’ın belki de en büyük potansiyellerinden biri turizm.
Ancak turizm denildiğinde yalnızca Van Kalesi, Akdamar Adası veya Van Gölü akla gelmemeli.
Van’ın turizm haritası çok daha geniş bir çerçevede ele alınmalı.
Akdamar Kilisesi, Van Kalesi, Hoşap Kalesi, Çarpanak Adası ve Kalesi, Yedi Kilise, Varagavank Manastırı, Hüsrev Paşa Camii, Kaya Çelebi Camii, Selçuklu Mezarlığı, Eski Van Evleri, Şeytan Köprüsü ve tarihsel su yapıları; doğru bir turizm rotası içerisinde birbirine bağlanabilir.
Bu eserlerin her biri tek başına bir destinasyon olmanın ötesinde, Van’ın binlerce yıllık hikâyesinin farklı bir bölümünü anlatıyor. Mesele yalnızca turistin Van’a gelmesini sağlamak değil. Turistin kentte daha uzun süre kalmasını sağlayacak bir turizm ekonomisi oluşturmak gerekiyor. Konaklama, ulaşım, gastronomi, rehberlik, el sanatları, yöresel ürünler ve kültürel etkinlikler aynı zincirin parçaları olarak ele alınmalı.
Van’a gelen bir turistin yalnızca bir tarihi yapıyı görüp kentten ayrılması yerine, birkaç günlük bir Van deneyimi yaşaması hedeflenmeli ve kış turizmini de hesaba katmalıyız.
OSB ve Tekstil Yeni Bir Dönemin Kapısını Açabilir
Van’ın ekonomik geleceği açısından sanayi ve istihdam da ayrı bir önem taşıyor.
Organize Sanayi Bölgesi ve tekstil yatırımlarında yaşanabilen hareketlilik, kentin üretim kapasitesini artırabilecek alanlardan biri. Burada temel hedef yalnızca fabrika sayısını artırmak olmamalı. Nitelikli istihdam, mesleki eğitim, kadın ve gençlerin iş gücüne katılımı, teknolojik üretim ve ihracat kapasitesi birlikte düşünülmeli ve sınır ili kentin bu yönü gözardı edilmemelidir.
Van’ın yatırımcı açısından cazip hale gelmesi için yalnızca yatırım alanlarının oluşturulması yeterli değil. Özelikle ulaşım, enerji, altyapı, lojistik, dijital bağlantı, nitelikli insan kaynağı ve öngörülebilir bir yatırım ortamı da aynı ölçüde önemli.
Böyle bir yapı kurulabilirse Van, yalnızca dışarıdan yatırımcı çeken bir kent değil, kendi yatırımcısını da kentte tutabilen bir ekonomik merkez haline gelebilir. Küstürdüğümüz ve sermayesini batıya kaydıran girişimciler bunu görecek ve uzattığınız elli mutlaka tutacaktır.
Mesele Yalnızca Ekonomi Değil, Mutlu Bir Kent Kurabilmek
Van’ın kalkınmasını yalnızca ekonomik göstergeler üzerinden değerlendirmek eksik kalır.
Bir kentin gerçek anlamda gelişmesi; insanlarının kendisini güvende, özgür, değerli ve geleceğe umutla bakabilir hissetmesiyle mümkündür. Bu nedenle eğitim, kültür, sosyal yaşam, kent estetiği, ulaşım, altyapı, çevre ve kamusal hizmetler ekonomik kalkınmanın ayrılmaz parçalarıdır. Van’ın genç nüfusu için daha fazla kültür merkezi, kütüphane, spor alanı, sanat mekânı ve sosyal yaşam alanı oluşturulması gerekir. Çünkü Van’da genç nüfus Türkiye ortalamasının üstündedir.
Kadınların ekonomik ve sosyal hayata daha fazla katılabildiği, gençlerin kendilerini ifade edebildiği, farklı düşüncelerin bir arada yaşayabildiği bir kent kültürü, ekonomik kalkınma kadar değerlidir.
Mahalle ve Aşiret Baskısının Yerine Özgür Birey
Bir kentin geleceğini yalnızca yollar, binalar ve fabrikalar belirlemez. Kent kültürü de geleceğin şekillenmesinde belirleyicidir.
Van’ın daha özgür, daha üretken ve daha yaratıcı bir kent olabilmesi için bireyin kendisini ifade edebildiği sosyal bir ortamın güçlendirilmesi gerekir. Mahalle baskısı, toplumsal baskılar ve kişinin kendi tercihleri üzerinde oluşturulan geleneksel baskı mekanizmaları, bireyin özgürleşmesinin önündeki engeller olarak tartışılmalıdır.
Aşiret, aile veya mahalle bağlarının toplumsal dayanışmaya katkı sunan yönleri elbette korunabilir. Ancak bu bağların bireyin eğitim, meslek, yaşam biçimi ve gelecek tercihleri üzerinde zorlayıcı bir mekanizmaya dönüşmemesi gerekir. Çünkü güçlü kent, özgür bireylerden oluşur. Eğitim seviyesi yükseldikçe, farklılıklara saygı arttıkça, kadınların ve gençlerin karar alma süreçlerine katılımı güçlendikçe kent yaşamı da zenginleşir.
Van’ın İhtiyacı Ortak Akıl
Van’ın geleceği tek bir kurumun, tek bir siyasi anlayışın veya tek bir yöneticinin omuzlarına bırakılamayacak kadar değerlidir.
Merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversite, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, iş dünyası, akademisyenler ve kent sakinleri aynı masada buluşmalıdır.
Van için uzun vadeli bir kent vizyonu hazırlanmalıdır.
Bu vizyonun içerisinde tarımdan turizme, sanayiden kültüre, eğitimden çevreye kadar bütün başlıklar birlikte ele alınmalıdır.
Çünkü Van’ın sahip olduğu potansiyel parçalı değil, birbirini tamamlayan bir yapıya sahiptir.
Turizm tarımı destekleyebilir.
Tarım gastronomiyi besleyebilir.
El sanatları turizme değer katabilir.
Sanayi istihdam yaratabilir.
Eğitim bütün bu alanlara nitelikli insan kaynağı sağlayabilir.
Bütün bu unsurlar aynı plan içerisinde buluşturulduğunda Van’ın ekonomik ve sosyal dönüşümü daha güçlü bir zemine oturabilir.
Van Daha Mutlu Bir Şehir Olabilir
Van’ın ihtiyacı olan şey yalnızca yeni yollar, yeni binalar veya yeni projeler değildir.
Van’ın ihtiyacı, geleceği bugünden tasarlayabilecek bir kent aklıdır. Tarihsel mirasını koruyan, tarımsal üretimini geliştiren, sanayisini büyüten, turizm potansiyelini dünyaya tanıtan, geleneksel sanatlarını yaşatan ve gençlerine gelecek umudu veren bir Van mümkündür.
Bunun için kentin sahip olduğu bütün değerlerin ortak bir strateji içerisinde buluşturulması gerekiyor.
Van, geçmişiyle övünen ama geleceğini de inşa eden bir kent olmalıdır.
Bir zamanlar medeniyetlere başkentlik yapan Tuşba’nın mirası, yalnızca taş yapılarda ve tarihi eserlerde yaşamamalı; kentin ekonomik, kültürel ve sosyal hayatına da yansımalıdır.
Belki de bugün Van’ın önündeki en büyük soru şudur:
Bu kadim kent, sahip olduğu potansiyeli halkının yaşam kalitesine ne zaman ve nasıl dönüştürecek?
Cevap; ortak akılda, özgür bireylerde, güçlü eğitimde, üretimde, kültürde ve kentin bütün dinamiklerini bir araya getirecek yeni bir anlayışta yatıyor. Bir zamanlar ekmek tandırda pişer, İnci Kefali kokusu mahalleyi sarar, evlerin önü ve sokaklar hane halkı tarafından temizlenir, sabahın ilk ışıklarıyla su serpilir her sokakta ve bir kültür oluşurdu kerhiz suyu ile yapılan çayda…
Van’ın geleceği, yalnızca yöneticilerin değil, Van’da yaşayan herkesin ortak meselesidir.
Ve evet…
Van daha mutlu bir şehir olmayı hak ediyor.