Van’ın sokaklarında bir zamanlar suyun sesi vardı.

Bugün belki çoğumuz o sesi duymuyoruz. Çünkü şehrin altında, toprağın ve betonun arasında kalan o su yollarının büyük bir bölümü ya kapatıldı ya da zaman içerisinde unutuldu. Oysa bu kanallar yalnızca su taşımıyordu. Van’ın hayatını, kültürünü, temizliğini ve hatta insan ilişkilerini de besliyordu.

Bugün yeniden sormanın zamanı:

Van’ın kehrizleri nerede?

Ve daha önemlisi: Onları yeniden şehrimize kazandırabilir miyiz?

Şehrin altında akan tarih

Van, binlerce yıllık geçmişi olan bir kent. Urartuların başkenti Tuşpa’nın izlerini taşıyan bu coğrafyada su, her zaman yaşamın en önemli unsurlarından biri oldu.

Urartuların su mühendisliği konusundaki başarısı bugün hâlâ hayranlık uyandırıyor. Kaynakların toplanması, taşınması ve yerleşim alanlarına ulaştırılması için geliştirilen sistemler, yalnızca döneminin değil, insanlık tarihinin önemli mühendislik mirasları arasında değerlendiriliyor.

Kehrizler de bu mirasın önemli parçalarından biriydi.

Yer altından ilerleyen bu kanallar, suyu ihtiyaç duyulan noktalara ulaştırıyor; kentin içme suyu ihtiyacının karşılanmasında, bahçelerin ve tarım alanlarının sulanmasında kullanılıyordu.

Fakat kehrizlerin Van için anlamı yalnızca bundan ibaret değildi.

Çünkü su, Van’da aynı zamanda sosyal hayatın bir parçasıydı.

Suyun sesiyle yaşayan bir şehir

Bir şehrin kültürünü anlamak için bazen büyük yapılara bakmak yetmez. Sokaklarına, çeşmelerine, su yollarına ve insanların gündelik hayatına bakmak gerekir.

Van’ın eski sokaklarında kehrizlerden gelen suyun sesi duyulurdu.

Bu su, evlere ve bahçelere hayat verirken sokaklara da farklı bir ruh katardı. İnsanlar suyun etrafında buluşur, sohbet eder, gündelik hayatın telaşından bir nebze olsun uzaklaşırdı.

Eski çay evlerini düşünün…

Bir bardak çay, yanında uzun bir sohbet ve belki de kehrizden gelen suyun sesi.

İnsanlar sadece çay içmezdi; kenti konuşurdu. Mahallesini, komşusunu, sorunlarını, geleceğini…

Suyun olduğu yerde hayat vardı.

Suyun olduğu yerde temizlik vardı.

Suyun olduğu yerde insanları birbirine bağlayan bir ortaklık duygusu vardı.

Bu nedenle kehrizleri yalnızca “eski su kanalları” olarak görmek büyük bir eksiklik olur. Onlar aynı zamanda Van’ın şehir hafızasının bir parçasıdır.

27 kehriz ne oldu?

Van’da geçmişte 32 kehriz vardı ancak 5 tane kehrizin kaynağı tükendi ancak 27 kehrizin bulunduğu ifade ediliyor.

Eğer bu bilgi doğruysa, ortada son derece önemli bir kültürel miras bulunmaktadır.

Peki bu kehrizlerin kaçı hâlâ ayakta?

Kaçının güzergâhı biliniyor?

Hangileri tamamen kapatıldı?

Hangilerinin içerisinde hâlâ su bulunuyor?

Bu soruların tamamının bilimsel bir çalışmayla cevaplandırılması gerekiyor.

Çünkü bir şehrin geçmişine sahip çıkmak, yalnızca geçmişi anlatmakla olmaz. Geçmişin izlerini belgelemek, korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak gerekir.

Van’ın kehrizleri için yapılması gereken ilk iş de kapsamlı bir envanter çıkarmaktır.

Kaybolan sadece su değil

Yaklaşık 15-20 yıl öncesine kadar bazı kehrizlerin hâlâ kullanıldığı anlatılıyor.

Zamanla bu kanalların üzerleri kapatıldı. Şehir büyüdü. Yeni yollar yapıldı. Binalar yükseldi. Altyapı sistemleri değişti.

Modernleşme elbette kaçınılmazdı.

Ancak modernleşmek, geçmişin bütün izlerini ortadan kaldırmak anlamına gelmemeli.

Bir şehrin gelişmesiyle tarihi arasında seçim yapmak zorunda değiliz.

Tam tersine, tarihi koruyarak modern bir şehir kurabiliriz.

Bugün dünyanın birçok yerinde bunun örneklerini görüyoruz. Tarihî su yolları, kanallar ve eski altyapı sistemleri korunuyor; çevreleri düzenlenerek turizm ve kent yaşamının bir parçası haline getiriliyor.

Van neden bunu yapmasın?

Sıhke’den Beşyol’a uzanan bir tarih yolu

Van’da kehrizlerin güzergâhlarına ilişkin anlatılar ve yerel hafıza hâlâ canlı.

Özellikle Sıhke’den Beşyol’a, oradan Van Gölü yönüne uzandığı ifade edilen su güzergâhlarının bilimsel olarak araştırılması, bu açıdan son derece değerli olabilir.

Belki bugün asfaltın altında, binaların arasında veya toprağın birkaç metre altında geçmişin izleri duruyor.

Belki de yıllardır “yok oldu” sandığımız bazı kehrizler aslında hâlâ orada.

Bunu anlamanın yolu ise tahmin etmekten değil, araştırmaktan geçiyor.

Üniversiteler, belediyeler, ilgili kamu kurumları, arkeologlar, şehir plancıları, mimarlar ve hidrojeoloji uzmanları bir araya gelerek Van’ın kehriz haritasını çıkarabilir.

Şehrin altındaki tarih yeniden okunabilir ve kehrizler Van’ın geleceğine de hizmet edebilir.

Kehrizleri yeniden gündeme getirmenin amacı yalnızca geçmişe özlem duymak değil, asıl mesele, geçmişten gelen bu mirası geleceğin Van’ına kazandırmaktır.

Gün yüzüne çıkarılabilecek bir kehrizin çevresinde yürüyüş yolları oluşturulabilir. Yeşil alanlar düzenlenebilir. Geleneksel Van kültürünü yansıtan çay evleri, dinlenme alanları ve kültürel mekânlar kurulabilir. Böylece tarihî bir su kanalı, yalnızca ziyaret edilen bir eser olmaktan çıkar; yaşayan bir kent mekânına dönüşebilir.

Düşünün:

Suyun sesi yeniden sokaklara karışıyor. İnsanlar ağaçların altında oturuyor. Çocuklar tarihî bir su yolunun hikâyesini öğreniyor. Yaşlılar geçmişte duydukları su sesini yeniden hatırlıyor.

Turistler Van’ın yalnızca kalelerini ve doğal güzelliklerini değil, şehrin altında saklı kalan su medeniyetini de keşfediyor. Bu hayal neden gerçekleşmesin?

Bir şehrin hafızası betonun altında kalmamalı

Şehirler sadece binalardan oluşmaz. Bir şehri şehir yapan; sokakları, meydanları, ağaçları, çeşmeleri, suyu, kokusu, sesi ve insanlarının hatıralarıdır. Van’ın kehrizleri de bu hafızanın önemli bir parçasıdır.

Bugün yapılması gereken, geçmişte yapılan hataları tartışıp durmak yerine bundan sonrası için sorumluluk almaktır. Öncelikle araştırılmalı. Sonra belgelenmeli. Ardından korunabilecek olanlar korunmalı ve mümkün olanlar gün yüzüne çıkarılmalıdır. Bunun için büyük bir “Van Kehrizleri Projesi” hazırlanabilir.

Bu proje yalnızca belediyenin değil; üniversitelerin, kamu kurumlarının, meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının ve Van halkının ortak projesi olabilir. Çünkü mesele yalnızca birkaç su kanalını kurtarmak değildir. Mesele, Van’ın geçmişiyle geleceği arasında yeniden bir bağ kurmaktır.

Van suyunu yeniden hatırlamalı

Belki de bugün Van’ın en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri, geçmişte sahip olduğu bazı değerleri yeniden keşfetmektir. Kehrizler bunun en güzel örneklerinden biridir. Urartulardan miras kalan, yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin kullandığı, yakın geçmişe kadar Vanlıların günlük yaşamında yer alan bu sistemlerin sessizce yok olup gitmesine izin vermemeliyiz. Çünkü kaybolan sadece bir su yolu değildir.

Bir ses kaybolur.

Bir alışkanlık kaybolur.

Bir şehir kültürü kaybolur.

Bir hatıra kaybolur.

Ve en önemlisi, gelecek kuşaklara bırakabileceğimiz eşsiz bir miras kaybolur. O nedenle bugün Van’ın yöneticilerine, bilim insanlarına ve bütün Vanlılara bir çağrı yapmak gerekiyor: Şehrin altındaki tarihi yeniden araştıralım.

Kehrizleri yeniden bulalım.

Koruyabildiklerimizi koruyalım.

Mümkün olanları yeniden gün yüzüne çıkaralım.

Belki yıllardır kapalı olan bir kanalın içinden yeniden su akıtamayız.

Ama o suyun hikâyesini yeniden Van’ın sokaklarına taşıyabiliriz.

Ve belki bir gün, yıllardır duymadığımız o sesi yeniden duyarız:

Van’ın kehrizlerinden akan suyun sesini…