4. Gün 4. Soru
Vatandaşlık temel geliri ve piyasaya sürülen karşılıksız para enflasyonu artırır mı?
Vatandaşlık temel geliri tartışılırken insanların aklına gelen ilk sorulardan biri şudur:
Devlet milyonlarca insana her ay para dağıtırsa fiyatlar yükselmez mi?
Bu sorunun cevabı yalnızca ‘evet’ veya ‘hayır’ değildir. Vatandaşlık temel gelirinin enflasyona yol açıp açmayacağı; paranın hangi kaynaktan karşılandığına, ülkedeki üretim kapasitesine, piyasaya verilen para miktarına ve insanların bu parayı hangi mal ve hizmetlere harcadığına bağlıdır.
Devlet, üretim artmadan sürekli yeni para basar ve bunu piyasaya dağıtırsa enflasyon oluşma ihtimali yüksektir. Fakat temel gelir mevcut vergilerden, teknoloji fonlarının kazançlarından veya robotik üretimin oluşturduğu gelirden karşılanıyorsa sonuç farklı olabilir.
Bu nedenle vatandaşlık temel geliri ile karşılıksız para basılarak dağıtılan gelir birbirinden ayrılmalıdır. Vatandaşlık temel geliri mutlaka karşılıksız para basılması anlamına gelmez. Devlet, topladığı gelirlerin bir bölümünü vatandaşlara yeniden dağıtabilir. Böyle bir sistemde piyasadaki toplam para miktarı aynı kalırken paranın kimlerin elinde bulunduğu değişir.
Enflasyon yalnızca para dağıtılması değildir
Enflasyon, ekonomideki mal ve hizmetlerin genel fiyat seviyesinin sürekli yükselmesidir. Bir ürünün fiyatının geçici olarak artması tek başına genel enflasyon anlamına gelmez. Ancak gıda, konut, enerji, ulaşım, sağlık ve diğer temel ihtiyaçların fiyatları birlikte ve devamlı yükseliyorsa toplumun satın alma gücü düşer.
Enflasyonun birçok nedeni olabilir:
· Piyasadaki para miktarının üretimden daha hızlı artması
· Enerji maliyetlerinin yükselmesi
· Tarımsal üretimin azalması
· Döviz kurunun yükselmesi
· İthalata bağımlılık
· Vergilerin artması
· Tedarik zincirlerinin bozulması
· Savaş, salgın ve doğal afetler
· Şirketlerin rekabet olmadan yüksek fiyat belirlemesi
· Konut, gıda veya enerji arzının talebi karşılayamaması
Dolayısıyla vatandaşlık temel geliri enflasyonun tek nedeni değildir. Ancak yanlış finanse edilirse mevcut enflasyonu daha da artırabilir.
1 Üretim artmadan para miktarı artarsa fiyatlar yükselebilir
Bir ülkede piyasaya sürülen para miktarı hızla artarken üretilen mal ve hizmet miktarı aynı kalırsa insanların ellerindeki para çoğalır; fakat satın alınabilecek ürün miktarı artmaz.
Örneğin bir şehirde kiraya verilebilecek on bin konut bulunduğunu düşünelim. Devlet bütün vatandaşlara yüksek miktarda para dağıtsa bile konut sayısı bir anda yirmi bine çıkmaz. İnsanların ödeme gücü artar fakat kiralanabilecek konut miktarı aynı kalır. Ev sahipleri daha fazla talep olduğunu gördüklerinde kiraları yükseltebilir.
Benzer durum şu alanlarda da meydana gelebilir:
· Gıda
· Tarım ürünleri
· Otomobil
· Enerji
· Sağlık hizmetleri
· Otel ve tatil hizmetleri
· Uçak biletleri
· Eğitim hizmetleri
· Arsa ve konut
· Eğlence merkezleri
Bu nedenle temel gelirin yalnızca parasal tarafını değil, üretim tarafını da planlamak gerekir.
Üretim artmadan dağıtılan para, insanların eline daha fazla banknot verebilir; fakat satın alabilecekleri gerçek mal ve hizmet miktarını artırmayabilir.
2 Robotik üretim artarsa enflasyon baskısı azalabilir
Yapay zekâ ve robotlar üretim miktarını ciddi biçimde artırabilir. Fabrikalar daha kısa sürede daha fazla ürün üretebilir, tarımda verimlilik yükseltilebilir ve bazı hizmetlerin maliyeti düşürülebilir.
Robotik sistemler sayesinde:
· Üretim süresi kısalabilir
· İşçilik maliyetleri azalabilir
· Hatalı üretim düşebilir
· Fabrikalar günün yirmi dört saati çalışabilir
· Depolama ve lojistik verimli hâle gelebilir
· Enerji kullanımı daha iyi yönetilebilir
· Mal ve hizmet arzı artırılabilir
Eğer vatandaşlara dağıtılan gelirle birlikte piyasadaki mal ve hizmet miktarı da artıyorsa fiyatlar üzerindeki baskı daha sınırlı kalabilir.
Ancak robotların üretimi artırması her alanda sınırsız bolluk oluşturmaz. Robotlar daha hızlı çalışabilir fakat tarım arazisini, su kaynaklarını, madenleri, şehir merkezindeki arsaları ve doğal güzellikleri sınırsız hâle getiremez. Bu nedenle bazı sanayi ürünlerinin fiyatı düşerken konut, gıda, enerji, seyahat ve doğal kaynaklara dayalı ürünlerin fiyatları yüksek kalabilir.
3 Temel gelirin hangi kaynaktan karşılandığı belirleyicidir
Vatandaşlık temel gelirinin enflasyon üzerindeki etkisini anlayabilmek için paranın kaynağına bakmak gerekir.
Vergilerle finanse edilen temel gelir
Devlet yüksek gelirli kişilerden, büyük şirketlerden, sermaye kazançlarından veya teknoloji şirketlerinin olağanüstü kârlarından vergi toplayarak bu geliri düşük ve orta gelirli vatandaşlara aktarabilir. Bu durumda devlet piyasaya tamamen yeni para sokmaz. Mevcut gelirin bir bölümü toplum içinde yeniden dağıtılır.
Ancak paranın harcanma biçimi değişir. Yüksek gelirli kişiler kazançlarının bir bölümünü biriktirirken düşük gelirli insanlar aldıkları parayı daha hızlı biçimde gıda, kira, giyim ve ulaşım için harcayabilir. Üretim aynı hızda artırılmazsa bazı ürünlerin fiyatı yükselebilir.
Borçlanmayla finanse edilen temel gelir
Devlet temel geliri karşılamak için sürekli borçlanırsa kamu borcu ve faiz yükü büyüyebilir. Borçlanma geçici kriz dönemlerinde kullanılabilir. Fakat kalıcı temel gelirin tamamen borçla finanse edilmesi uzun vadede sürdürülebilir olmayabilir.
Para basılarak finanse edilen temel gelir
Devlet veya merkez bankası üretim artışına dayanmadan sürekli yeni para oluşturursa piyasadaki para miktarı hızla büyüyebilir. Mal ve hizmet miktarı aynı oranda artmazsa fiyatlar yükselir, ülkenin parası değer kaybedebilir ve ithal ürünler pahalılaşabilir. Vatandaşa verilen para rakamsal olarak yükselse bile gerçek satın alma gücü azalır.
Üretim ve yatırım gelirleriyle finanse edilen temel gelir
Ulusal Yapay Zekâ ve Robotik Gelecek Fonu; robotik şirketlere, enerji üretimine, teknoloji tesislerine ve büyük altyapı projelerine yatırım yapabilir. Bu yatırımlardan elde edilen kârların vatandaşlara dağıtılması, para basarak gelir dağıtmaktan daha sürdürülebilir olabilir. Çünkü dağıtılan paranın karşılığında üretim yapan ve gelir sağlayan varlıklar bulunur.
Enflasyonu belirleyen yalnızca paranın dağıtılması değil, dağıtılan paranın karşılığında üretim ve gerçek ekonomik değer bulunup bulunmamasıdır.
4 Karşılıksız para en çok temel ihtiyaçların fiyatını artırabilir
Temel gelir alan düşük ve orta gelirli vatandaşlar paralarını öncelikle lüks ürünlere değil; gıda, kira, enerji, giyim, ulaşım, sağlık, ilaç ve çocukların eğitim giderleri gibi zorunlu ihtiyaçlara harcayacaktır.
Bu alanlarda yeterli üretim ve hizmet kapasitesi yoksa fiyatlar hızla yükselebilir. Vatandaşa verilen temel gelirin önemli bir bölümü kira ve gıda fiyatlarındaki artışla geri alınmış olur.
Örneğin devletten aylık belirli bir gelir alan vatandaşın kirası aynı miktarda yükselirse vatandaşın gerçek yaşam şartı değişmez. Verilen desteğin büyük bölümü dolaylı olarak ev sahibine aktarılmış olur.
Bu nedenle temel gelir uygulamasıyla birlikte konut, tarım, enerji ve temel hizmet politikaları da geliştirilmelidir.
5 Üretici ve satıcılar temel geliri fiyat artırma fırsatına çevirebilir
Devletin herkese düzenli gelir verdiğini bilen bazı üreticiler, satıcılar ve hizmet sağlayıcılar vatandaşın ödeme gücünün yükseldiğini düşünerek fiyatlarını artırabilir. Özellikle rekabetin zayıf olduğu ve birkaç büyük şirketin piyasaya hâkim olduğu alanlarda bu risk daha yüksektir.
Bir ürün veya hizmet yalnızca birkaç şirket tarafından sunuluyorsa şirketler artan talebi karşılamak için üretimi artırmak yerine fiyat yükseltmeyi tercih edebilir.
Bu nedenle temel gelir sistemiyle birlikte:
· Rekabet kuralları güçlendirilmeli
· Tekelleşme önlenmeli
· Fahiş fiyat hareketleri izlenmeli
· Üretime yeni firmaların girmesi kolaylaştırılmalı
· Küçük işletmeler desteklenmeli
· Stratejik ürünlerde stok ve üretim kapasitesi artırılmalıdır
Ancak fiyat kontrolü de ölçüsüz kullanılmamalıdır. Devlet bütün fiyatları gerçek maliyetlerin altında zorla tutarsa üreticiler üretimden çekilebilir ve piyasada mal kıtlığı oluşabilir. Amaç fiyatları emirle dondurmak değil, üretimi ve rekabeti artırarak fiyatların doğal biçimde dengelenmesini sağlamaktır.
6 Temel gelir miktarı sınırsız olamaz
Vatandaşlık temel gelirinin amacı bütün vatandaşlara sınırsız tüketim imkânı vermek değildir. Her vatandaşa ülkenin üretim kapasitesinin üzerinde çok yüksek bir gelir dağıtılırsa toplam talep hızla yükselir. Üretim bu talebi karşılayamadığında fiyatlar artar.
Bu nedenle temel gelir miktarı şu ölçütlere göre belirlenmelidir:
· İnsan onuruna uygun asgari yaşam maliyeti
· Ülkenin üretim kapasitesi
· Kamu gelirleri
· Enflasyon oranı
· İşsizlik seviyesi
· Robotik üretimin ekonomideki payı
· Temel mal ve hizmetlerin arzı
Temel gelirin miktarı siyasi seçim dönemlerinde oy kazanmak amacıyla gerçekçi olmayan seviyelere çıkarılmamalıdır. Gelir miktarının bağımsız bir kurul tarafından hesaplanması ve kamuoyuna açık yöntemlerle belirlenmesi daha güvenli olabilir.
7 Her fiyat artışı aynı şekilde değerlendirilmemelidir
Temel gelir uygulandıktan sonra bazı ürünlerin fiyatı geçici olarak artabilir. Bunun nedeni uzun süredir karşılayamadığı ihtiyaçlarını satın almaya başlayan insanların oluşturduğu yeni talep olabilir.
Örneğin daha önce doktora gidemeyen insanların sağlık hizmeti almaya başlaması sağlık talebini artırabilir. Çocuklarına yeterli gıda alamayan ailelerin daha fazla gıda satın alması da talebi yükseltebilir.
Bu tür talep artışları toplumun gerçek ihtiyaçlarının görünür hâle geldiğini gösterir. Sorun, insanların gıda veya sağlık hizmeti talep etmesi değildir. Sorun, ekonomik sistemin bu ihtiyaçlara yeterli üretimle cevap verememesidir.
Yoksul insanların temel ihtiyaçlarını karşılamaya başlaması ekonomik bir hata değildir. Ekonomik hata, artan ihtiyaca karşı üretim ve hizmet kapasitesini geliştirememektir.
8 Dijital kupon sistemi enflasyonu tamamen önleyemez
Devletler, enflasyonu ve para çıkışını kontrol etmek amacıyla vatandaşlık temel gelirini normal para yerine dijital kupon olarak verebilir.
Bu kuponlar:
· Yalnızca belirli ürünlerde kullanılabilir
· Ay sonunda silinebilir
· Biriktirilemez
· Başka kişilere aktarılamaz
· Ülke dışında kullanılamaz
· Devlet tarafından sınırlandırılabilir
Böyle bir sistem harcamaları belirli ölçüde kontrol edebilir. Fakat ürün miktarı yetersizse kupon kullanılması da fiyat baskısını tamamen ortadan kaldırmaz. Ayrıca süreli kuponlar, vatandaşları paralarını ay sonuna kadar harcamaya zorlayarak talebi artırabilir.
Kupon sistemi enflasyonu sınırlamak için kullanılırken vatandaşın özgürlüğünü, tasarruf hakkını ve geleceği için birikim yapma imkânını ortadan kaldırmamalıdır.
9 Temel gelir üretim planıyla birlikte uygulanmalıdır
Enflasyon oluşturmayan veya enflasyon etkisi sınırlı kalan bir temel gelir sistemi için önce üretim kapasitesi hazırlanmalıdır. Uygulamadan önce şu sorulara cevap verilmelidir:
· Ülkede yeterli gıda üretilebiliyor mu
· Konut arzı artan talebi karşılayabiliyor mu
· Enerji üretimi yeterli mi
· Sağlık ve eğitim altyapısı hazır mı
· Ulaşım kapasitesi genişletilebilir mi
· Küçük işletmeler artan talebe cevap verebilir mi
· Tarımsal üreticiler destekleniyor mu
· Temel ürünlerde dışa bağımlılık azaltılabilir mi
Temel gelir ilk olarak sınırlı bölgelerde veya belirli toplumsal gruplarda denenebilir. Pilot uygulamalarda fiyatlar, kiralar, üretim miktarı, çalışma davranışı ve kamu bütçesi yakından takip edilmelidir. Elde edilen sonuçlara göre gelir miktarı ve finansman yöntemi yeniden düzenlenebilir.
10 Teknolojik bolluk fiyatları düşürse bile kıtlık tamamen ortadan kalkmaz
Yapay zekâ ve robotik sistemler bazı ürünleri çok düşük maliyetlerle üretebilir. Yazılım, dijital eğitim, bilgi hizmetleri, standart sanayi ürünleri ve bazı ulaşım hizmetleri ucuzlayabilir. Fakat dünya üzerindeki bütün kaynaklar sınırsız değildir.
Şu varlıklar her zaman belirli ölçüde kıt kalacaktır:
· Verimli tarım arazileri
· Temiz su kaynakları
· Şehir merkezlerindeki arsalar
· Deniz kıyısındaki konutlar
· Değerli madenler
· Enerji kaynakları
· Doğal güzellikler
· Otel ve tatil kapasitesi
· Uçak ve ulaşım kapasitesi
· İnsan ilgisi ve özel insan hizmetleri
Robotlar bir otomobili daha ucuza üretebilir; fakat herkes aynı anda aynı sahil kasabasında tatil yapamaz. Yapay zekâ otel rezervasyonlarını yönetebilir; fakat deniz kıyısındaki otel odalarının sayısı sınırlıdır.
Bu nedenle teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin kıt malların ve özel hizmetlerin fiyatlandırılması devam edecektir. Para veya başka bir ekonomik paylaşım aracı tamamen ortadan kalkmayacaktır.
İnsan merkezli ve enflasyona dayanıklı temel gelir modeli
Vatandaşlık temel gelirinin yüksek enflasyona yol açmaması için şu ilkeler uygulanmalıdır:
1. Temel gelir sürekli ve sınırsız para basılarak finanse edilmemelidir.
2. Dağıtılan gelir ülkenin gerçek üretim kapasitesine uygun olmalıdır.
3. Robotik üretimden doğan kazançlardan topluma pay aktarılmalıdır.
4. Ulusal Yapay Zekâ ve Robotik Gelecek Fonu kurulmalıdır.
5. Tarım, konut, enerji ve sağlık üretimi önceden artırılmalıdır.
6. Temel gelir miktarı bağımsız ve şeffaf bir yöntemle belirlenmelidir.
7. Rekabet artırılmalı ve tekelleşme önlenmelidir.
8. Küçük işletmeler artan talebe cevap verebilmeleri için desteklenmelidir.
9. Gelir siyasi seçim vaadi olarak ölçüsüz biçimde yükseltilmemelidir.
10. Dijital gelir vatandaşları kontrol eden süreli bir kupona dönüştürülmemelidir.
11. Vatandaşın tasarruf etme ve gelirini istediği gibi kullanma hakkı korunmalıdır.
12. Temel kamu hizmetleriyle nakit gelir birlikte uygulanmalıdır.
13. Sistem önce pilot bölgelerde denenmelidir.
14. Fiyatlar, kiralar ve üretim miktarı düzenli olarak takip edilmelidir.
15. Para miktarındaki artışla mal ve hizmet üretimindeki artış arasında denge kurulmalıdır.
Sonuç
Vatandaşlık temel geliri her durumda enflasyon oluşturmaz. Enflasyonun meydana gelip gelmemesi, temel gelirin nasıl finanse edildiğine ve ülkedeki üretimin artıp artmadığına bağlıdır.
Devlet üretim artmadan sürekli para basarsa fiyatların yükselmesi ve paranın değer kaybetmesi kuvvetle muhtemeldir. Böyle bir durumda vatandaşa verilen gelir kısa sürede erir ve temel gelir amacına ulaşamaz.
Ancak gelir; vergi sisteminin yeniden düzenlenmesiyle, robotik şirketlerin oluşturduğu kazançlardan, ulusal teknoloji fonlarının yatırım gelirlerinden, enerji ve doğal kaynak gelirlerinden ve artan üretim ile verimlilikten karşılanıyorsa enflasyon riski daha sınırlı tutulabilir.
Temel gelir tek başına bir çözüm değildir. Vatandaşın hesabına para yatırılırken piyasadaki gıda, konut, enerji, ulaşım ve sağlık kapasitesinin de artırılması gerekir.
Bir ekonomide gerçek zenginlik yalnızca para miktarı değildir. Gerçek zenginlik; insanların kullanabileceği gıdanın, konutun, enerjinin, teknolojinin, sağlık ve eğitim hizmetlerinin miktarıdır.
Devlet milyonlarca kişiye para verebilir; fakat üretilemeyen bir ürünü yalnızca para dağıtarak çoğaltamaz.
Vatandaşa gelir verilirken bu gelirin karşılığında yeterli mal ve hizmet de üretilmelidir. Para ile üretim arasındaki denge kurulmadan dağıtılan gelir, refahı artırmak yerine fiyatları yükseltebilir.
Vatandaşlık temel geliri, insanları açlıktan ve yoksulluktan koruyan önemli bir güvence olabilir. Fakat bu güvence sağlam üretime, adaletli gelir paylaşımına, şeffaf finansmana ve güçlü bir ekonomik planlamaya dayanmalıdır.
Yarın 5. Soru
Robotlar ve yapay zekâ sistemleri vergilendirilmeli midir; robot vergisi adaletli ve uygulanabilir bir çözüm olabilir mi?
Bu yazı, Mali Müşavir ve Bağımsız Denetçi İkram İpek tarafından hazırlanan Yapay Zekâ ve Robotik Çağında İnsanların Geleceği başlıklı 100 soruluk yazı dizisinin dördüncü bölümüdür.