Adalet denince akla çoğu zaman yasalar gelir; kalın dosyaların, sert kararların, soğuk duvarların arasına sıkışmış bir kavram… Oysa gerçek adalet, insanın iç benliğinde aranır. Ve sanat, bu benliğin en derin aynasıdır. Sanat, insan ruhunun sakladığı çığlığı açığa çıkarır, dile getirilemeyeni dillendirir. Bu yüzden belki de Dostoyevski “Sanat, insan ruhunun vicdanıdır” derken, aslında adaletin özünden bahsediyordu.

Sanatın yeryüzü adaleti vardır, çünkü o ne iktidarın kaleminden ne de mahkemenin kararından doğar. O, ezilenin türküsünde, göç yolundaki çocuğun resminde, mahpusun mektubunda, sürgünün ağıtında vücut bulur. Lorca’nın kanı toprağa karıştığında, geride bıraktığı şiirler İspanya’da susanların dili oldu. Neruda, “Şiir herkesindir” derken, aslında yeryüzünde paylaşılan adalet duygusunu işaret ediyordu.

Adalet, güçsüzün güçlüye karşı ses çıkarma hakkıdır. Sanat da tam burada devreye girer: Sessizlerin sesidir. İnsan, kendini en çok sanatta bulur çünkü sanat, iç benliğinin yansımasıdır. Jung, “Sanatçı, bilinçaltının sözcüsüdür” der. Belki de bu yüzden bir türküde, bir tabloda, bir romanda kendi yaşamadığımız ama derinlerde hissettiğimiz bir adalet arayışına tanık oluruz.

Bugün dünyaya bakıldığında mahkemelerin adaleti çoğu zaman eksik, çoğu zaman taraflıdır. Ama bir şiirin adaleti, bir resmin adaleti eksilmez; çünkü o, insan kalbinin hakikatine dayanır. Resmi sansürleyebilirler, kitabı yasaklayabilirler, müziği susturmaya çalışabilirler ama iç benliğin çığlığını susturamazlar. Victor Hugo’nun dediği gibi: “Kalem, kılıçtan daha keskindir.”

Sanatın yeryüzü adaleti, insana kendi iç derinliğini hatırlatır. İçinde sakladığı iyiliği, merhameti, vicdanı… Belki bu yüzden bir halk türküsü köy meydanında yüzlerce yıl yaşar; belki bu yüzden Yılmaz Güney’in filmleri, adaletin sinemadaki yankısı olur. Çünkü insanın içindeki hakikat, sanatta saklanır; sanat ise bu hakikati yeryüzüne, gelecek kuşaklara ulaştırır.

Ve biz, sanatı yaşattığımız sürece aslında adaleti de yaşatıyoruz. Çünkü sanat, yeryüzünün en sessiz, en derin mahkemesidir: Orada ne rüşvet vardır ne çıkar; yalnızca insan ruhunun çıplak hakikati.