Bu ülkenin insanı neye yetişeceğini şaşırdı.
Geçim derdi bir yanda, siyasi gerilim öte yanda…
Şimdi günlerdir CHP’deki “mutlak butlan” tartışmaları konuşuluyor. Her kafadan başka bir yorum çıkıyor. Televizyon ekranları hukuk tartışmalarıyla dolu, sosyal medya öfke kusuyor, siyasetçiler her gün biraz daha sertleşiyor.
Ama açık konuşalım; insanlar artık siyasi tartışmanın kendisinden çok, bu bitmeyen gerginlik hâlinden yoruldu.
Çünkü mesele artık yalnızca partiler değil.
Mesele, memleketin üzerine çöken o ağır atmosfer.
İnsanlar sabah haber açarken bile tedirgin. Kimse “Bugün güzel bir şey olur mu?” diye bakmıyor ekrana. Herkes yeni bir kriz, yeni bir kavga, yeni bir belirsizlik ihtimaline hazırlanıyor.
Ve bu duygu çok tehlikeli.
Çünkü sürekli gerilim altında yaşayan toplumlar zamanla yalnızca siyasal olarak değil, ruhsal olarak da yorulur.
Bugün sokakta biraz dikkatli bakın insanlara…
Kimsenin tahammülü kalmamış.
Trafikte öfke, markette gerginlik, internette linç, ekranlarda bağırış…
Sanki herkesin sinir uçları açıkta.
Üstelik bunun tek sebebi ekonomi de değil artık.
Evet, hayat pahalı. İnsanlar geçinemiyor. Gençler gelecek kuramıyor. Emekliler yaşam savaşı veriyor. Ama bütün bunların üzerine bir de sürekli kriz atmosferi ekleniyor.
İnsan biraz nefes almak istiyor.
Ama memlekette gündem kimseye nefes aldırmıyor.
Bir gün seçim tartışması…
Bir gün mahkeme kararı…
Bir gün parti içi kriz…
Ertesi gün başka bir siyasi restleşme…
Toplum sürekli diken üstünde tutuluyor.
Asıl korkutucu olan da şu: İnsanlar artık buna alışıyor.
Belki de son yıllarda bu ülkede en hızlı kaybettiğimiz şey huzur değil, normalleşme duygusu oldu. Çünkü hiçbir şeyin sakin ilerlemediği bir yerde insanlar geleceğe güvenmeyi bırakır.
Bakın bugün en büyük problem yalnızca ekonomik kriz değildir. İnsanların zihni de yorgun artık.
Kimse uzun vadeli hayal kurmuyor.
Kimse gerçekten önünü göremiyor.
Herkes sadece bugünü atlatmaya çalışıyor.
Bu yüzden toplumdaki öfke büyüyor.
Çünkü belirsizlik insan ruhunu kemirir. Sürekli kaygıyla yaşayan insanlar bir süre sonra birbirine de tahammül edemez hâle gelir. Siyaset sertleştikçe toplum da sertleşir.
Ve ne yazık ki bugün tam olarak bunu yaşıyoruz.
Oysa bu ülkenin insanı biraz sakinlik hak etmiyor mu?
Sabah uyandığında yeni bir gerilim değil, normal bir gün görmek…
Çocuklarının geleceğini korkuyla değil, umutla düşünmek…
Televizyonu açtığında kavga değil, çözüm duymak…
Çok şey mi istiyoruz gerçekten?
Belki de artık bu memleketin en büyük ihtiyacı yeni tartışmalar değil; biraz güven duygusu, biraz nefes ve biraz huzur.
Ne dersiniz?