Van, binlerce yıllık tarihi, kadim kültürü, verimli tarım arazileri, hayvancılık potansiyeli,
genç nüfusu, eşsiz Van Gölü ve jeostratejik konumuyla yalnızca Doğu Anadolu'nun değil,
Türkiye'nin en büyük kalkınma potansiyeline sahip şehirlerinden biridir. Ancak sahip
olduğu bu büyük avantajlara rağmen Van, uzun yıllardır yönetimsel istikrarsızlık, plansız
kentleşme, yetersiz altyapı, çevresel sorunlar, yatırım eksikliği ve üretimden uzaklaşan
ekonomik anlayış nedeniyle hak ettiği gelişmişlik seviyesine ulaşamamıştır.
Bugün Van'ın en büyük problemi yalnızca ekonomik değildir. Aynı zamanda sosyal,
çevresel ve yönetsel bir kalkınma krizidir.
Bu nedenle hazırlanan bu metin yalnızca bir öneriler listesi değil; Van Ticaret ve Sanayi
Odası yönetimine talip olan adaylara, kamu kurumlarına, yerel yönetimlere ve tüm kentin
ortak vicdanına sunulan kapsamlı bir kalkınma manifestosudur.
Van artık günü kurtaran politikalar değil; gelecek 50 yılı planlayan vizyoner bir yönetim
anlayışını hak etmektedir.
1. Güçlü Yönetim, Ortak Akıl ve Kurumsal İş Birliği
2015 yılından bu yana Van'da belediye yönetimlerinin sık sık değişmesi, merkezi idare ile
yerel yönetimler arasındaki siyasi gerilimler ve bürokratik süreçlerde yaşanan tıkanıklıklar,
kentin uzun vadeli projelerini sekteye uğratmıştır.
Her yönetim değişikliğinde projelerin durması, planların yeniden hazırlanması ve
yatırımların gecikmesi Van'a yıllar kaybettirmiştir.
Oysa kalkınmanın temel şartı istikrardır.
Van TSO; siyasi tartışmaların dışında duran, tüm kurumları ortak hedeflerde buluşturan
bağımsız bir koordinasyon merkezi olmalıdır.
Valilik, Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, üniversite, kamu kurumları, meslek
odaları, yatırımcılar ve sivil toplum kuruluşlarının yer aldığı "Van Kent Uzlaşı ve Kalkınma
Platformu" oluşturulmalı; şehrin geleceği ortak akılla planlanmalıdır.
2. Depreme Dirençli, Planlı ve Modern Van
Van aktif fay hatları üzerinde bulunan yüksek deprem riski taşıyan şehirlerden biridir.
2011 depremleri hepimize acı dersler vermiştir.
Ancak geçen yıllara rağmen yapı stokunun önemli bir kısmı hâlâ ayrıntılı şekilde analiz
edilmemiş, riskli alanların dönüşümü yeterince hızlandırılamamıştır.Artık günü kurtaran imar planları değil;
• mikro bölgelendirme çalışmaları,
• yapı envanteri,
• zemin analizleri,
• afet risk haritaları,
• ulaşım master planı,
• yeşil alan planlaması
bir bütün olarak ele alınmalıdır.
Kent büyürken tarım arazileri korunmalı, çarpık yapılaşma sona erdirilmeli, yeni uydu
kentler planlanmalı ve ulaşım altyapısı geleceğin nüfusuna göre hazırlanmalıdır.
3. Van Gölü: Korunması Gereken En Büyük Ekonomik ve Doğal Sermayemiz
Van Gölü yalnızca bir göl değildir.
Turizmdir.
Ekonomidir.
Tarımdır.
İklimdir.
Yaşamdır.
Ancak yıllardır evsel atıklar, sanayi kaynaklı kirlilik, yetersiz arıtma sistemleri ve kontrolsüz
yapılaşma nedeniyle Van Gölü ciddi tehdit altındadır.
Göle dökülen dereler kirlenmekte, bazı bölgelerde biyolojik yaşam zarar görmekte, kıyılar
düzensiz yapılaşma baskısı altında kalmaktadır.
Van Gölü'nün korunması yalnızca çevrecilerin görevi değildir.
Bu aynı zamanda ticaretin, turizmin ve geleceğin korunmasıdır.
Van TSO;
• ileri biyolojik arıtma yatırımlarını desteklemeli,
• sıfır atık projelerini yaygınlaştırmalı,
• sanayi tesislerinde çevreci üretim standartlarını teşvik etmeli,
• Van Gölü Koruma Eylem Planı'nın hazırlanmasına öncülük etmelidir.
Çünkü kirlenen Van Gölü yalnızca doğayı değil, Van ekonomisini de kaybettirecektir.
4. Yeşil Dönüşüm: Güneş, Rüzgâr, Biyokütle ve Döngüsel Ekonomi
Dünya artık fosil yakıtları değil, yenilenebilir enerjiyi konuşuyor.
Van ise bu dönüşümün merkezlerinden biri olabilir.
Güneş enerjisi (GES)
Van, Türkiye'nin en yüksek güneşlenme sürelerinden birine sahiptir.
Bu büyük avantaj ekonomik değere dönüştürülmelidir.
Sanayi bölgeleri, organize sanayi alanları, kamu binaları, okullar ve işletmeler güneş
enerjisine geçmelidir.
Güneş Enerjisi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulmalı, kullanılmayan araziler enerji
üretimine kazandırılmalıdır.
Rüzgâr enerjisi (RES)
Van'ın yüksek rakımlı bölgeleri rüzgâr enerjisi açısından bilimsel olarak analiz edilmeli,
yatırım yapılabilecek alanlar belirlenmelidir.
Yerli ve yabancı yatırımcıların önü açılarak temiz enerji üretimi artırılmalıdır.
Geri dönüşüm ve biyokütle
Bugün çöp olarak gördüğümüz birçok atık aslında enerji kaynağıdır.
Evsel atıklar,
hayvansal gübre,
tarımsal artıklar,
organik atıklar,
biyogaz ve biyokütle tesislerinde enerjiye dönüştürülebilir.
Bu yatırımlar hem çevreyi koruyacak hem de yeni istihdam alanları oluşturacaktır.
Van döngüsel ekonomi modeline geçerek atığı ekonomik değere dönüştüren şehirlerden
biri olmalıdır.
5. Tarım ve Hayvancılığın Yeniden Ayağa Kaldırılması
Bir dönem hayvancılığın başkenti olarak gösterilen Van, bugün ne yazık ki tüketim odaklı
bir şehir hâline gelmiştir.
Üretmeyen şehirler zenginleşemez.
Üretmeyen şehirler göç verir.
Üretmeyen şehirler işsiz kalır.Modern sulama sistemleri,
akıllı tarım teknolojileri,
kooperatifleşme,
lisanslı depoculuk,
soğuk hava zinciri,
katma değerli gıda üretimi,
markalaşma
desteklenmelidir.
Van yalnızca ham ürün satan değil; işleyen, paketleyen ve ihraç eden bir üretim merkezi
olmalıdır.
6. Gençlerimizi Gurbete Mecbur Bırakmayalım
Van'ın en büyük kaynağı genç nüfusudur.
Ancak üretim eksikliği nedeniyle her yıl binlerce gencimiz batı illerine çalışmak zorunda
gitmektedir.
İnşaatlarda,
fabrikalarda,
madenlerde,
mevsimlik tarım işlerinde,
lojistik sektöründe,
çok ağır şartlar altında çalışan gençlerimiz; ekonomik zorlukların yanında sosyal
dışlanma, psikolojik baskı, güvencesizlik ve mobbing ile mücadele etmektedir.
Ne yazık ki her yıl iş kazalarında hayatını kaybeden veya kalıcı şekilde sakat kalan Vanlı
gençlerin haberlerini büyük bir üzüntüyle takip ediyoruz.
Bazı aileler çocuklarını ekmek parası uğruna yüzlerce kilometre uzağa göndermek
zorunda kalırken, bazı gençler yaşadıkları ağır ekonomik ve psikolojik sorunlar nedeniyle
umutsuzluğa sürüklenmektedir. Bu tablo yalnızca bireysel bir dram değil; Van'ın üretim
kapasitesini, insan kaynağını ve geleceğini kaybetmesi anlamına gelmektedir.
Bir şehir için en büyük kayıp; yetişmiş, dinamik ve üretken gençlerini başka şehirlere
mecbur bırakmasıdır.
Van artık gençlerini ihraç eden değil, gençlerine iş üreten bir şehir olmak zorundadır.Bunun yolu ise sanayi yatırımlarını artırmaktan, organize sanayi bölgelerini büyütmekten,
teknoloji girişimlerini desteklemekten, yenilenebilir enerji sektörünü geliştirmekten, tarım
ve hayvancılığı yeniden canlandırmaktan ve katma değerli üretimi teşvik etmekten
geçmektedir.
VAN TSO, girişimcilik merkezleri kurmalı, genç girişimcilere finansmana erişim sağlamalı,
mesleki eğitim programları geliştirmeli ve yatırımcılarla gençleri buluşturan sürdürülebilir
istihdam modelleri oluşturmalıdır.
Gençlerimizin alın teri başka şehirlerin ekonomisini büyütmemeli; kendi memleketlerinin
kalkınmasına güç vermelidir.
7. Sürdürülebilir Turizm ve Kıyı Yönetimi
Van Gölü kıyıları, tarihi miras, Akdamar Adası, doğal güzellikler, yaylalar ve kültürel
değerler uluslararası standartlarda değerlendirilmelidir.
Kaçak yapılaşmaya izin verilmemeli,
yeşil alanlar artırılmalı,
bisiklet yolları oluşturulmalı,
marinalar,
kamp alanları,
karavan parkları,
doğa yürüyüş rotaları,
kuş gözlem alanları
planlanmalıdır.
Turist yalnızca günübirlik gelen değil, şehirde günlerce kalan misafire dönüştürülmelidir.
8. Sanayi, Lojistik ve Uluslararası Ticaret
Van'ın İran'a açılan stratejik konumu çok büyük bir avantajdır.
Kapıköy Sınır Kapısı yalnızca bir geçiş noktası değil, bölgesel kalkınmanın lokomotifi
hâline getirilmelidir.
Serbest ticaret bölgeleri,
lojistik merkezleri,
ortak sanayi alanları,
depolama üsleri,
demiryolu bağlantılarıplanlanmalıdır.
Irak Kalkınma Yolu Projesi, Orta Koridor ve bölgesel lojistik ağlara Van'ın entegrasyonu
sağlanmalıdır.
Van yalnızca sınır şehri değil; uluslararası ticaret merkezi olmalıdır.
9. Van TSO'nun Tarihi Sorumluluğu
Van Ticaret ve Sanayi Odası yalnızca ruhsat veren, belge düzenleyen veya seçim yapan bir
kurum değildir.
Van TSO, Van ekonomisinin geleceğini planlayan stratejik bir kalkınma merkezi olmak
zorundadır.
Artık klasik oda anlayışı geride kalmalıdır.
Yatırım ofisleri kuran,
uluslararası fonları takip eden,
yeşil dönüşüm projeleri geliştiren,
genç girişimcilere rehberlik eden,
kadın girişimciliğini destekleyen,
teknoloji yatırımlarını teşvik eden,
çevreyi koruyan,
üretimi artıran
bir kurum anlayışı benimsenmelidir.
Elinizi Değil, Gövdenizi Taşın Altına Koyun
Van'ın artık kaybedecek zamanı yoktur.
Bu şehir; siyasi tartışmaların, günübirlik hesapların ve kişisel çıkarların gölgesinde daha
fazla vakit kaybedemez.
Bugün Van'ın ihtiyacı olan; vizyon sahibi, liyakatli, şeffaf, çevreye duyarlı ve üretim odaklı
bir yönetim anlayışıdır.
Van TSO yönetimine aday olan herkese çağrımız şudur:
Bu makam yalnızca temsil makamı değildir. Bu makam; işsiz gencin umudu, üreticinin
güvencesi, yatırımcının rehberi, sanayicinin çözüm ortağı, çiftçinin destekçisi ve Van'ın
geleceğinin emanet edildiği büyük bir sorumluluktur.
Van Gölü'nü koruyamayan bir şehir geleceğini koruyamaz.Gençlerine iş üretemeyen bir şehir kalkınamaz.
Üretmeyen bir ekonomi büyüyemez.
Yeşil dönüşümü gerçekleştiremeyen bir kent, küresel rekabetin dışında kalır.
Gelin; ayrışmanın değil uzlaşmanın, tüketimin değil üretimin, günü kurtarmanın değil
geleceği inşa etmenin yanında olalım.
Van'ın güneşini enerjiye, toprağını üretime, gençlerini umuda, Van Gölü'nü gelecek
nesillere, ticaretini ise dünya pazarlarına taşıyalım.
Çünkü güçlü bir Van TSO yalnızca iş dünyasını değil; Van'ın ekonomik, sosyal, çevresel ve
insani geleceğini de şekillendirecektir.
Artık söz değil, vizyon zamanı…
Artık vaat değil, icraat zamanı…
Artık bekleme değil, birlikte üretme zamanı…
Ve artık Van'ın geleceği için yalnızca elimizi değil, gövdemizi taşın altına koyma zamanıdır.