Uzun zamandır toplumu sosyal dönüşüme tabi tutan bir siyasi iktidar yönetiyor ülkeyi. Bunu okumak için kâhin olmaya gerek yok. Basın yoluyla güçlü algılar yaratabildi ve hukuk üzerinden hâlâ dizayn etmektedir.
Siyasetin öncü güçlerinden insanları bir gece yarısı derdest edip cezaevlerine gönderip hazır iddianamelerin konusu yapabildiler. Her şey masa başında hazırlandı.
Sorgulamayan ve hak arayışını kaba güce dayandıran kimlikler oluşturuldu. Bunun gibi hayatın her alanında realiteyle karşı karşıya kalıyoruz.
Düzen bozulunca her şey çürür. İnsan da. İnsanın çürüme biçimi ise çok hızlı ve bulaşıcıdır.
İnsanların en temel değerleri dizilerin konusu yapıldı. Yaygın medya ağı ve televizyonlarda diziler entrika, yalan, manipülasyon, kaba güç, çeteleşme, şantaj konularını üreten fabrikaya dönüştürüldü.
Güven duygusunu yitiren, adaleti kendisi belirleyen, yoz ilişkileri normalleştiren bir sosyal dönüşüm içinde olduğumuzu söyleyebiliriz.
Mafyacılık, kara para aklama, uyuşturucu alım satımı, uyuşturucu kullanımının yaygınlaşması, kayırmacılık, keyfi tutuklamalar, elektronik kumar, bahis, bir gecede zenginleşme isteği hem dizilerin konu başlıkları hem de reel hayatta görünür olmaya başladı.
Sosyal ve kültürel dokunun çürümesini uzun yıllar boyunca izletilen dizilerin kodlarında bulabilir insan.
Elbette silaha ulaşımın kolaylığı da toplumun güçlü güven duygusunu ortadan kaldırıp bireysel aktörler yaratıyor. Belindeki, evindeki, iş yerindeki silah devletleşen ve hatta devleşen bireyler yaratıyor. Yürürken ayakları yerden kesilen, kendisini ordu gibi hisseden bireyler topluluğuna dönüştürüyor.
Hâkimin, savcının, iş adamının, siyasetçinin, meslek örgütü yöneticilerinin, gazete sahiplerinin vs. belinde silah bulunuyor ve bu devletçe yasal düzenlemeye kavuşturulmuş.
Ruhsatlı ve ruhsatsız kategorilerdeki silahların ülke genelindeki sayısını istatistiklere bakarak yazabilirdim; ancak her şey gibi onun da doğrudan uzaklaştığını tahmin etmek pek zor değil.
Müteahhitlerin beline takılan silahları unutmamak lâzım. Ayrıca devlet ruhsatlı silah vermese de parasını bastıran zaten merdiven altından ulaşıyor silaha.
Son zamanlarda Türkiye genelinde kadına yönelik cinayetlerde silahlı erkeklerin cinayet anına dair görüntüleri herkes izlemiştir herhalde. Cezasızlık politikası bu canilerin çoğalmasına prim veriyor.
Tabii son zamanlarda Kürt kentlerinde de silahlı ve bıçaklı cinayetlerin işlenişine tanık olduk. En son Van’da işlenen cinayetin görüntülerinde bir insanın vahşileştiğine tanıklık ettik. Bu cinayetin içinde bir savunma hukuku bireyinin (avukatın) olması, geldiğimiz noktanın çürüme olduğuna kâfi delildir zannımca.
Politik olarak mecliste verilen araştırma komisyonu önerilerinin doğrudan iktidar eliyle reddedilmesi, sonuçların bu noktaya gelmesine ön ayak olmuştur.
Üniversitelere “kayyım” rektör atanması, sosyal dönüşümün bir başka ve aslında en önemli ayak sesidir. Bilimsel gerçeklikten uzaklaşmış üniversitenin adı artık kadın cinayetleri ve öğrencilerin tartaklanmasıyla anılır olmaya başladı.
Rojin Kabaiş cinayetinin üniversite ve Adli Tıp Kurumu arasında uzayan hikâyesi giderek karmakarışık hâle gelmesine, hukuk da aynı tarzda “ağır” davranışla eşlik ediyor.
Ve feodal beylere mikrofon uzatan basın, siyasi iradeye “çete” ithamını getirdi beraberinde. İhalelerle palazlandırılan ve belli mekanizmalarca parlatılan bu bireylerin silahlı muhafızları da var. Sosyal dönüşümün ve bu dönüşümle gelen çürümenin boyutunu biraz daha net görebiliyoruz.
Ailesi dâhil toplumun hiçbir yerinden referans almayacak kişilerin bölgede kayyım olarak belediyelere atanması da aslında bu sosyal dönüşümün acı reçetesidir.
Doyumsuz ve gösteriş budalası kesimlerin yaratılması ve karşılığında özenen, özentisinin peşinden giderken haklılık mağduriyeti yaratan devasa bireyler topluluğu da yaratıldı.
Gösterişin bir başka sonucudur bu cinayetler.
Kurşunlayarak yere serdiği insanı bir de tekmelemek, sömürü sisteminin içinde insanın vahşileştiğinin göstergesine dönüşüyor.
Kısacası bu cinayet, çok boyutlu sosyolojik, psikolojik, ekonomik bir saha araştırmasını gerektirecek kadar önemlidir. Politik kaosun saha sonuçları da ayrıca araştırmaya değerdir.
Eğitim sistemi yanı sıra cemaatleşmenin de araştırmalarda konu başlığı hâline gelmesi lâzım gelmektedir.
Geciktiğimiz, araştırmadığımız, sorgulamadığımız her dakika felaketlerin fitilini tutuşturuyor velhasıl…