Urartu’nun kadim başkenti Tuşba’nın rüzgârı, bugün bile Van Gölü kıyılarında dolaşırken eski hikâyeleri vurur kıyıya usulca. Kız taşı,Devler damı, Tamara Şıvan, Guldexun,Nis, Menua Tarira’yı fısıldar. Taşın, aşkın iktidarın ve ihanetin hikâyeleridir. Buda bunlardan biri.

MÖ 700’lü yıllarda Sarduri, görkemiyle çağlara meydan okuyacak bir kale yaptırmaya karar verir. Haber salar dört bir yana; Bianni ve Nayiri diyarlarından ustalar Tuşba’ya akın eder. Kimisi bend yapar, kimisi kanal, kimisi tapınak… Ama içlerinden biri vardır ki kaderini de, efsaneyi de değiştirecektir: Argeş.

Babası gibi usta bir mühendis olan Argeş’in yeteneği kralın gözünden kaçmaz. Ona, bugün hâlâ heybetiyle ayakta duran Van Kalesi’nin yapımı emanet edilir. Yüzlerce işçi, asker ve yük hayvanı onun emrine verilir. Taşlar, Anuni diyarından —bugünkü Edremit sırtlarından— sökülür, kilometrelerce taşınır.

Kimine göre bu dev taşlar Kızak ve silindir yöntemi , kimine göre kumlar üzerinde kızaklarla çekilir. Ama nasıl taşındığı değil, neden geciktiği konuşulmaya başlar bir süre sonra…

Çünkü Argeş âşıktır.

Anuni’de yaşayan Sara’ya…

Kral Sarduri sabırsızdır. Kale gecikmektedir. Sebebini öğrenince öfkeye kapılır. Ancak bilge danışmanları farklı bir yol önerir: “Cezalandırma, ödüllendir.” Bunun üzerine kral, Argeş’i huzuruna çağırır ve kaderini belirleyen o sözü söyler:

“Kaleyi zamanından önce bitirirsen, sevdiğinle buluştuğun tepede sana bir saray yaptıracağım. Ama bitiremezsen… başın gider.”

Aşk ile ölüm arasına sıkışan Argeş, gecesini gündüzüne katar. İnsan gücünün sınırlarını zorlar ve kaleyi beklenenden önce tamamlar. Anahtarı büyük bir gururla Sarduri’ye teslim eder.

Ama iktidarın gölgesi, sözün önüne geçer.

Bilgeler bu kez korkuyla konuşur: “Bu kaleyi yapan Argeş yaşarsa, bir gün düşman Asurlar için daha iyisini yapar.”Argeşi yaşatmamalısın Kralım.
Sarduri verdiği sözün mahcupluğuyla Argeşi zindan a atar. Bilgeler huzursuzdur. Tekrardan Sardurinin huzuruna çıkarlar Urartunun yüce Serdarı Sarduri,Argeşi öldürmeyip yaşatman Urartunun geleceğini tehlikeye atar. Argeş Kale yi yaparken bir çok işçi ve Askerin sevgisini ,saygısını kazanmış onların yardımı ile kaçarsa Düşman Asurlara sığınırsa Kalenin zayıf noktalarınıda bilir kaleye düşürür. Kralım Halkının ve Urartunun selameti için.

Kral, bir hükümdarın en ağır yükünü omuzlar: sözünü çiğner.

Argeş öldürülür.

Kalenin en yüksek noktasına çıkarılır. Gözleri bağlıdır. Sarduri son bir kez konuşur: “Sözümü tutuyorum Argeş. Az ileride sevdiklerine kavuşacaksın.”

Argeş, tereddüt etmez. Saraya kavuşurcasına

Bir adım,iki adım…

Ve sonsuzluk.

O sırada Sara, Anuni tepelerinde Urartunun 79 tane tanrısına dua etmekte Adaklar adamaktadır. Haber geldiğinde aklı da kalbi de yanar. Haldi başta olmak üzere Tuşba, Sevini,Suimima Urartu’nun tüm tanrılarına lanet eder. Siz benim tanrılarılarım değilsiniz siz lanetli tanrılar benim yüreğimdeki ateşi söndürebilirmisiniz, kalbimin acısını söndürebilirmisiniz. İnancı, aşkıyla birlikte yıkılır.

Ve rivayete göre…Tanrılara beddua ettiği için.

O an taş kesilir.

Bugün Kız Kalesi diye anılan o yalnız kaya, işte bu hikâyenin suskun şahididir. Yüzyıllar boyunca İpek Yolu’ndan geçen kervanlar , tüccarlar ona bakıp aynı adı fısıldamış: “Kewlê Kîçe” — Kız Taşı.

Bu efsane, bize şunu hatırlatır:
Bazı kaleler taşla değil, verilen sözlerle yükselir.
Ve bazen en güçlü krallar bile… en büyük yıkımı bir sözle yapar.
Fatih Şahin (Berwar Sêvin)