AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk, gururla sunar: “Gittiğimiz her yerde Van’ı anlatıyoruz.” dedi.

Hatta bununla da yetinmedi:

“Van, 1.700 metre rakımda, denizi olan; yaz ve kış turizmine uygun…” dedi.

İşte bu!… Biz de yıllardır onlardan Van’ı anlatmalarını bekliyorduk!

Demek ki eksiğimiz anlatmakmış.

Eğer bunları anlatmakla sorunlarımız çözülüyorsa, Vanlı Nihat Hoca’yı çağıralım. Van’ı en iyi anlatanlardan biri olarak ilk seçimde milletvekili olsun!

Çözüm anlatmaksa, bu çok kolay. Ama siz 23 yılda bunu bile yapamadınız ki Van bu hâlde!

Peki, Kayatürk bunları nerede anlattı? Partililer ve bazı basın mensuplarıyla bir araya geldiği iftar yemeğinde… Kuzu etli güveç, karışık ızgara ve kavurmalar afiyetle yenildi. “Madem karnımızı doyurduk, hadi birkaç laf da edelim.” Dedi…

İşte tam burada mesele başlıyor.

Dedi de, kime anlatıyorlar mesela? İnsan ister istemez düşünüyor: Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda mı anlattınız? Van ile ilgili anlatılanlardan oldukça etkilenen BM üyeleri, “Vanlıyam, Şanlıyam, Kılıcı Kanlıyam?” türküsü ile halaya mı durdu?

Çünkü asıl mesele şu:

Benim kafam cümlenin başındaki “Gittiğimiz her yerde” ifadesine takıldı. Ben asıl gidilen o “her yeri” merak ediyorum.

Bu belirsizlik bana bir şeyi hatırlattı.

Aklıma Hababam Sınıfı’nın, Kemal Sunal’lı, Şener Şen’li o harika sahnesi geldi:

“Söyle, ben bu yaz neredeydim?”
“Gazayıntap?”
“Hayır, değil.”
“Edirne?”
“Çık dışarı!”
“Fransa?”
“Yürü!”
“İspanya?”
“Geç denizi!”
“Geçemem, çünkü yüzme bilmiyorum hocam.”
“İşte buradaydım, Montreal’de, olimpiyatlarda!”
“Oh be, çok şükür söyledi.”

İşte aynı rahatlama duygusuyla:

Kayatürk de çok şükür söyledi de anladık: Van’a en büyük hizmetleri, 23 yıldır Van’ı anlatmakmış.

Ama mesele yalnızca anlatmak olunca tablo biraz değişiyor.

Güveç, kavurma, karışık ızgara, köpüklü ayranlar götürülünce sanıyorlar ki Van halkının hepsi oturmuş iftar yemeğinde kavurma yiyor.

Van’ı orada burada övmenin kime ne faydası var? Vizontele filminden bir replikle yanıtlayalım: “Beni methetme kardeşim, bana para ver!”

AK Parti Van milletvekilleri hitabeti güçlü, anlatma kabiliyeti yüksek isimler de değil. Bence anlatmasalar daha iyi. Ben TÜSİAD Başkanı olsam, Kayatürk ve Türkmenoğlu bana Van’ı anlatsa; yapmayı düşündüğüm bir yatırım varsa ondan bile vazgeçerim. “Kafamı şişirdiniz.” der, masadan kalkarım.

Hal böyleyken:

Vanlıya bile Van’ı anlatamayanlar, elin insanına nasıl anlatsın?

İşin bir de uluslararası boyutu var.

Allah’tan Donald Trump ile karşılaşmıyorlar. Van’ı çok güzel anlatırlar da Trump, “Van’ı da istiyorum!” der diye endişe içindeyim!

Şaka bir yana:

23 yıl az bir zaman değil. Kayatürk milletvekili olduğunda doğan çocuklar büyüdü, 23 yaşına geldi; ama 23 yıldır yönetilen Van, 23 yılda hep küçüldü!

Ve işte asıl kırılma noktası burada.

Kayatürk hikâye anlatıyor. Üstelik Van zaten bilinen bir şehir; gölüyle, dağlarıyla, tarihiyle… Anlatmaya değil, ayağa kaldırılmaya muhtaç.

Şimdi insan sormadan edemiyor:

Van’ı anlatmak Van’a ne kazandırdı? Eğer kalkınma anlatmakla olsaydı, bugün Van dünyanın en zengin şehirlerinden biri olurdu. Demek ki anlatmak yetmiyor.

Çünkü:

Bazen bir şehri anlatmak yetmiyor; onu anlamak, planlamak, yatırım yapmak ve en önemlisi orada yaşayan insanların hayatına dokunmak gerekiyor.

O hâlde gelin yer değiştirelim.

Kayatürk zahmet edip, her yerde anlatmasın. Gelsin biz ona gerçek Van’ı anlatırız; işsizliği, her gün biraz daha artan ve 10 yaşına kadar düşen yabancı madde kullanımını, küçük esnafın nasıl bittiğini, fuhuşun nasıl yaygınlaştırıldığını, sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunları, çevrenin nasıl betonlaştığını… Ben kendisine tek tek anlatırım.

Çünkü sonuç değişmiyor: Anlatmak yetmez, icraat gerekir.
Yoksa…
Ahmet Kaya şarkısı gibi olur:
“Bana bir şeyler anlat,
Canım çok sıkılıyor.
Bana bir şeyler anlat, anlat;
İçimde ölen biri var.”