20. Gün 20. Soru
Gelir güvencesinin kaybolması evlilikleri ve çocuk sahibi olmayı azaltır mı?
Evet, yapay zekâ ve robotik sistemler nedeniyle insanların düzenli gelir güvencesini kaybetmesi; evliliklerin ertelenmesine, çocuk sahibi olma kararının geciktirilmesine ve ailelerin daha az çocuk sahibi olmasına neden olabilir.
Ancak evlenme ve çocuk sahibi olma kararları yalnızca ekonomik sebeplere bağlı değildir. Kültürel değişim, eğitim süresi, şehirleşme, kişisel tercihler, uygun eş bulamama, sağlık sorunları ve geleceğe ilişkin kaygılar da bu kararları etkileyebilir.
Bununla birlikte düzenli geliri, işi ve barınma güvencesi bulunmayan gençlerin aile kurmakta daha fazla tereddüt yaşayacağı açıktır.
Aile kurmak yalnızca sevgi değil, gelecek güvencesi de ister.
Gençler aile kurmadan önce neyi düşünüyor?
İki insan birbirini sevse bile evlenme kararı verirken şu soruları düşünmektedir:
· Nerede yaşayacağız ve konut giderini nasıl karşılayacağız?
· Düzenli bir gelirimiz olacak mı?
· Çocuğumuzun gıda, sağlık ve eğitim masraflarını ödeyebilecek miyiz?
· İşimizi kaybedersek ailemizi nasıl geçindireceğiz?
· Gelecek yıl ekonomik durumumuz ne olacak?
Bu sorulara güven veren cevaplar bulunamadığında gençler evliliği erteleyebilir. Evlenseler bile çocuk sahibi olma kararını yıllarca geciktirebilir veya tek çocukla yetinmek zorunda kalabilirler.
Robotlaşma ekonomik endişeyi büyütebilir
Geçmişte bir insan meslek sahibi olduğunda uzun yıllar aynı işte çalışabileceğini düşünüyordu. Bugün ise bir çalışan, yaptığı işin birkaç yıl içinde yapay zekâ veya robot tarafından devralınmasından endişe edebilir.
İnsan bugün maaş alıyor olsa bile yarın işsiz kalabileceğini düşünüyorsa uzun vadeli sorumluluk almaktan kaçınabilir. Çünkü evlilik, konut ve çocuk yetiştirmek birkaç aylık değil, yıllarca devam eden sorumluluklardır.
OECD araştırmaları; ekonomik ve mali güvenliğin, istihdam şartlarının, konut maliyetlerinin ve çocuk bakım giderlerinin çocuk sahibi olma kararlarını etkileyebildiğini göstermektedir. Artan konut maliyetleri ve işsizlik oranı ile doğurganlık oranları arasında olumsuz bir ilişki bulunduğu belirtilmektedir.
Çocuk sahibi olmak neden ertelenebilir?
Çocuk sahibi olmak büyük bir mutluluk olduğu kadar uzun süreli bir sorumluluktur. Aileler çocuğun yalnızca doğum masrafını değil; beslenmesini, bakımını, eğitimini, sağlığını ve geleceğini düşünmektedir.
Gelir güvencesi bulunmayan bir çift; çocuğun ihtiyaçlarını karşılayamamaktan, uygun bir konut bulamamaktan, bakım ve eğitim masraflarını ödeyememekten ve çocuğunu yoksulluk içinde büyütmekten endişe edebilir.
Bu korkular nedeniyle insanlar çocuk istemedikleri için değil, çocuklarına güvenli bir gelecek sunamayacaklarını düşündükleri için anne ve baba olmayı erteleyebilirler.
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun 2025 araştırması da insanların önemli bir bölümünün istediği sayıda çocuğa sahip olamayacağını düşündüğünü; hayat pahalılığı, iş güvencesizliği, konut ve çocuk bakım maliyetlerinin başlıca engeller arasında bulunduğunu ortaya koymaktadır.
Sadece bir defalık yardım yeterli değildir
Devletlerin evlenen çiftlere veya çocuk sahibi olan ailelere bir defalık ödeme yapması yararlı olabilir. Fakat aile kurma kararı yalnızca düğün veya doğum masrafıyla sınırlı değildir. Ailenin yıllarca devam edecek bir güvenceye ihtiyacı vardır.
Bu nedenle kısa süreli para yardımı yerine düzenli iş, uygun fiyatlı konut, düşük maliyetli kreş, ulaşılabilir eğitim, aile sağlık hizmetleri, ücretli anne ve baba izinleri ve devamlı çocuk desteği sağlanmalıdır.
Bir aile, gelecek ay için değil gelecek on yıl için güven duymak ister.
Kadınların yükü tek başına artırılmamalıdır
Çocuk bakımının yalnızca kadının sorumluluğu olarak görülmesi, kadınların iş hayatından uzaklaşmasına ve gelir kaybına uğramasına neden olabilir. Yeni dünya düzeninde anne ve baba çocuk bakımını birlikte üstlenmeli; devlet ve işverenler de bu sorumluluğu desteklemelidir.
Kadınlar ‘Çocuk sahibi olursam işimi kaybeder miyim?’ kaygısı yaşamamalıdır. Erkekler de ‘İşsiz kalırsam ailemi geçindiremem’ korkusuyla evlilikten uzaklaşmamalıdır. Aileyi güçlendirmek, kadınların ve erkeklerin hem aile hem çalışma hayatını sürdürebileceği bir düzen kurmaktır.
Dijital kupon sistemi aile kurmaya yetmeyebilir
Gelecekte çalışamayan insanlara devlet tarafından aylık dijital para veya tüketim kredisi verilmesi düşünülebilir. Bu sistem temel ihtiyaçların bir bölümünü karşılayabilir. Ancak yardım yalnızca kişinin zorunlu giderlerine yetecek kadar olursa insanlar aile kurmaktan çekinebilir.
Her ay sıfırlanan ve biriktirilemeyen bir dijital yardım sistemi insanların konut, eğitim veya gelecek için tasarruf yapmasını da engelleyebilir. Sosyal destek sistemi insanların birikim yapmasına, ev sahibi olmasına ve çocuklarının geleceğine yatırım yapmasına imkân vermelidir.
Nüfusun azalması bütün toplumu etkiler
Evliliklerin ve doğumların uzun süre azalması; nüfusun yaşlanmasına, çalışan nüfusun azalmasına, emeklilik sisteminin zorlanmasına, yaşlı bakım ihtiyacının artmasına ve üretim-tüketim dengesinin değişmesine neden olabilir.
Bu nedenle devletler insanlara yalnızca ‘Daha fazla çocuk yapın’ demekle yetinmemelidir. Öncelikle insanların neden evlenemediğini veya istedikleri sayıda çocuk sahibi olamadığını anlamalıdır.
İnsan merkezli yeni dünya düzeni için önerilerimiz
1. Yapay zekâ nedeniyle işini kaybedenlere uzun vadeli gelir güvencesi sağlanmalıdır.
2. Gençler için uygun fiyatlı konut ve düşük maliyetli kira programları oluşturulmalıdır.
3. Evlilik desteği ilk yılları kapsayan sürekli bir programa dönüştürülmelidir.
4. Çocuk bakım merkezleri ve kreşler ücretsiz veya düşük ücretli olmalıdır.
5. Anne ve babalara güvenceli ve ücretli doğum izinleri verilmelidir.
6. Çocuk sahibi olan çalışanların işlerini kaybetmeleri önlenmelidir.
7. Robotik üretimden elde edilen kazancın bir bölümü aile desteklerine ayrılmalıdır.
8. Sosyal yardımlar birikim yapmayı ve ev sahibi olmayı engellememelidir.
9. Kadınların iş ve aile hayatını birlikte sürdürebilmeleri desteklenmelidir.
10. Özgür aile tercihlerinin önündeki ekonomik engeller kaldırılmalıdır.
Sonuç
Gelir güvencesinin kaybolması, insanların evlenme ve çocuk sahibi olma isteğini tamamen ortadan kaldırmayabilir; fakat bu kararları ertelemelerine veya vazgeçmelerine neden olabilir. Sorun insanların aile kurmak istememesi değil, ailelerinin geleceğini güvence altında görememesidir.
Yapay zekâ ve robotlar büyük bir ekonomik zenginlik oluşturacaksa bu zenginlik aileleri zayıflatmamalı, insanların geleceğe güvenle bakabilmesini sağlamalıdır. İnsanlara yalnızca yaşamlarını sürdürecek kadar yardım değil; yuva kurabilecekleri, tasarruf yapabilecekleri ve çocuklarının geleceğini planlayabilecekleri bir düzen sunulmalıdır.
Geleceğe güvenmeyen insan aile kurmaktan çekinir; ailesini güvence altında gören insan geleceğe umutla bakar.
Yarın 21. Soru
Aile kurumunun zayıflaması toplumun geleceğini nasıl etkiler?