Van Çevre Yolu, yapım sürecinin yanı sıra güzergâh üzerindeki taşınmazlara yönelik parselasyon uygulamalarıyla da tartışılıyor. Avukat Sipan Gökan’ın aktardığına göre, Türkiye’nin birçok kentinde çevre yolu güzergâhında kalan özel mülkiyetler kamulaştırılarak bedelleri ödenirken, Van’da farklı bir yöntem izlendi. Kamu Ortaklık Payı (KOP) yerine, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18’inci maddesi kapsamında Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) kesintisi yapıldı. Mülk sahiplerinden yüzde 45’e varan oranlarda kesinti alınırken, geriye kalan taşınmazların bir kısmı farklı mahallelere taşındı, bir kısmı ise küçük ve yapılaşmaya elverişsiz parsellere bölündü.
Gökan, bu uygulamanın Türkiye’de bir çevre yolunun tamamında baştan sona DOP yöntemiyle yürütülen ilk örnek olduğunu belirterek, kesilen alanların tamamının yol yapımında kullanılmadığını, kamu kurumları adına da parseller oluşturulduğunu ileri sürdü. Mahkemelerin bazı parselasyon işlemlerini iptal etmesine rağmen yeni düzenlemelerin tamamlanamaması nedeniyle binlerce kişinin mülkiyet sorunuyla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Gökan, çevre yolunun tamamlanması bu mağduriyetleri kendiliğinden ortadan kaldırmayacağının altıı çizdi.

"Van’da KOP yerine DOP uygulandı"
Gökan’ın aktardığına göre, belediyelerin yetkisinde bulunan arsa ve arazi düzenlemesi ile parselasyon işlemlerine ilişkin yetki, 2016 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla belediyelerden alınarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına verildi. Van Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, teknik altyapı ve yeterli personel bulunmadığı gerekçesiyle süreci Bakanlığın Ankara’daki merkezine devretti. Bakanlık da parselasyon işlemlerini özel bir şirkete yaptırdı.Bu süreçte Van Çevre Yolu güzergâhında kamulaştırma yerine, İmar Kanunu’nun 18’inci maddesi kapsamında Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) kesintisi uygulandı. Gökan, Türkiye’de bir çevre yolunun baştan sona bu yöntemle düzenlenmesinin istisnai bir durum olduğunu savunarak, “Türkiye’nin diğer şehirlerinde çevre yolu güzergâhlarında KOP uygulanırken Van’da DOP uygulamasına gidildi. Van halkı diğer şehirlerin halkından daha mı zengin? Neden burada farklı bir yöntem tercih edildi?” diye konuştu.
"Yüzde 45’e varan kesintiler yapıldı"
Gökan, Van’da çevre yolu güzergâhı boyunca oluşturulan düzenleme sahasında mülk sahiplerinden yasal üst sınır olan yüzde 45’e kadar DOP kesintisi yapıldığını belirtti. Ancak kesinti oranlarının her bölgede aynı olmadığını, bazı taşınmazlarda yüzde 45, bazılarında ise yüzde 12 ve yüzde 15 oranlarında kesintiler uygulandığını söyledi.Bu durumun mülk sahipleri arasında eşitsizlik yarattığını ifade eden Gökan, DOP oranlarının belirlenmesinde denge ve eşitlik ilkelerinin gözetilmediğini ileri sürdü.
"Bir parsel 16 parçaya bölündü"
Uygulamanın yarattığı mağduriyetleri somut bir örnekle anlatan Gökan, Edremit ilçesine bağlı Süphan Mahallesi’nde yaşanan bir parselasyon işlemine dikkat çekti.
Gökan’ın verdiği bilgiye göre, Süphan Mahallesi’nde bulunan yaklaşık 500 metrekarelik müstakil bir taşınmazdan yüzde 45 kesinti yapıldı. Geriye kalan yaklaşık 260 metrekarelik alan ise 16 ayrı parsele bölündü. Bu parsellerin bazılarının 2-3 metrekare büyüklüğünde olduğunu belirten Gökan, söz konusu taşınmazların bir bölümünün Süphan Mahallesi dışına, Bakacık Mahallesi’ne taşındığını söyledi.Gökan, bu tür uygulamaların mülk sahiplerini yalnızca taşınmazlarının bir bölümünden mahrum bırakmadığını, kalan mülkiyetin de kullanılmasını güçleştirdiğini ifade etti.
"Mahkeme kararları var, parselasyon sorunu sürüyor"
Parselasyon işlemlerinden etkilenen bazı mülk sahiplerinin hukuki yollara başvurduğunu belirten Gökan, mahkemeler tarafından uygulamaların hukuka aykırı olduğuna ilişkin iptal kararları verildiğini söyledi. Ancak bu kararların ardından yeni bir düzenleme sürecinin tamamlanamadığını kaydetti: “Parselasyon işlemleriyle ilgili mülk sahiplerine doğrudan tebligat yapılmadı. Birçok kişi, taşınmazlarıyla ilgili değişiklikleri sonradan öğrendi. Kanun kapsamında askı ilanından itibaren 60 günlük dava açma süresi var. Ancak mahkemeler bazı dosyalarda vatandaşların işlemi hangi tarihte öğrendiğini de dikkate aldı. 2016 yılında parselasyon yetkisi Bakanlığa devredildi ve bu yetki birer yıllık sürelerle uzatıldı. 2022 yılında ise bu yetki sona erdirildi. İptal kararlarının ardından Bakanlık, mahkeme kararlarının uygulanması için belediyeleri işaret etti. Ancak belediyelerin bu işlemleri yapabilecek yeterli teknik personeli ve donanımı yok. Aradan 4-5 yıl geçmesine rağmen bazı parsellerde hâlâ yeniden düzenleme yapılamadı”
"Binlerce kişinin etkilendiği belirtiliyor"
Uygulamadan etkilenen kişi sayısına ilişkin kesin bir veri bulunmadığını belirten Gökan, binlerce kişinin mağdur olduğunu düşündüğünü söyledi. Yalnızca Süphan Mahallesi’nde en az bin kişinin etkilendiğini tahmin ettiğini ifade eden Gökan, mahallede 38 parselde yüzlerce kişinin malik olduğu taşınmazlar bulunduğunu belirtti. Bazı parsellerde 100'e yakın kişinin ortak mülkiyetinin bulunduğunu belirten Gökan, uygulamanın yalnızca çevre yolunun geçtiği güzergâhla sınırlı kalmadığını, Tuşba, İpekyolu ve Edremit ilçelerinde çevre yolunun 2-3 kilometre altı ve üstünü kapsayan geniş bir alanda parselasyon çalışmaları yürütüldüğünü söyledi. Gökan, aileler de hesaba katıldığında uygulamadan etkilenen kişi sayısının çok daha yüksek olabileceğini ifade etti.
"Kesilen alanlar yalnızca yol için kullanılmadı"
Gökan, DOP kesintisiyle elde edilen alanların kanun kapsamında yol, otopark, ibadethane ve eğitim alanı gibi kamusal donatı alanları için kullanılmasının öngörüldüğünü hatırlattı. Ancak Van’daki uygulamada Hazine, belediyeler ve kamu kurumları adına da parseller oluşturulduğunu ileri sürdü.Vatandaşların taşınmazlarından kesilen alanların tamamının yol için kullanılmadığını savunan Gökan, bu durumun uygulamanın hukuka uygunluğuna ilişkin tartışmaları artırdığını belirtti.
"Çevre yolunun tamamlanması mağduriyeti bitirmeyecek"
Çevre yolu çalışmalarının devam ettiğini belirten Gökan, Tuşba ve Edremit etaplarının tamamlandığını, İpekyolu etabında ise çalışmaların sürdüğünü söyledi. Ancak yolun tamamlanmasının mülk sahiplerinin yaşadığı sorunları ortadan kaldırmayacağını vurguladı. Parselasyon işlemlerinin Van’da üç kez denendiğini aktaran Gökan, "İlk iki planlama, mahkeme kararları sonucunda bütünlüklü olarak ortadan kaldırıldı. Ancak daha sonra yapılan düzenlemede farklı bir yaklaşım benimsendi. İptal kararlarının yalnızca dava açan kişileri kapsadığı, diğer mülk sahipleri açısından ise işlemlerin geçerliliğini koruduğu yönünde bir uygulamaya gidildi.Bugün bazı vatandaşlar kendilerine tahsis edilen taşınmazların nerede olduğunu dahi bilmiyor. Arsalar farklı bölgelere taşındı, bölündü ve parçalandı. Bu durum mülk sahipleri arasında ciddi anlaşmazlıklara, hatta fiziki kavgalara yol açtı.” şeklinde konulştu.
"Yerel dinamikler dikkate alınmadı"
Parselasyon sürecinde bölge halkının, muhtarların ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin alınmadığını savunan Gökan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Arsa ve Arazi Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik’te yerel dinamiklerin ve bölge halkının görüşlerinin dikkate alınmasına ilişkin hükümler var. Ancak bu süreç büyük ölçüde uydu görüntüleri üzerinden yürütüldü. Yerel halkın görüşleri ve bölgenin kendine özgü koşulları dikkate alınmadı.Daha önce ana yola cepheli, değerli konumda olan taşınmazlar kırsal alanlara taşındı. Bu taşınmazların değerinde ciddi kayıplar yaşandı ancak mülk sahiplerine bu kayıplar için herhangi bir bedel ödenmedi. Tek parça olan arsalar bölündü, parçalandı ve farklı yerlere dağıtıldı.İnsanların evlerinin altındaki arsalar uzak bölgelere taşındı, bölündü ve parçalandı. Van’da yaşayan insanların düşünceleri, yaşam biçimleri, sosyal ilişkileri ve taşınmazlarına yükledikleri manevi değerler göz ardı edildi. İnsanların Anayasa’dan kaynaklanan mülkiyet hakkı ciddi biçimde ihlal edildi. Bugün hâlâ kalıcı bir çözüm ortaya konulamadı. Yaşanan sorunların giderilmesi için kamu kurumlarının kapsamlı bir çalışma yürütmesi gerekiyor. Mahkeme kararları uygulanmalı ve mülk sahiplerinin mağduriyetleri giderilmeli.”





