Daltonlar, Casperlar ve Redkitler gibi yeni nesil suç örgütleri, sosyal medyada yayılan silahlı eylem görüntüleriyle gençler üzerinde etki oluşturuyor. Gazeteci Sadık Güleç, çeteleşmenin arkasındaki nedenleri yoksulluk, zorunlu göç, kimlik arayışı ve şiddetin toplumsallaşması üzerinden değerlendirdi.

Türkiye’de son yıllarda özellikle gençler arasında yayılan yeni nesil çeteleşme, organize suçun değişen yüzünü gözler önüne seriyor. Motosikletli silahlı saldırılar, sokak ortasında gerçekleştirilen infazlar ve sosyal medya hesaplarından paylaşılan eylem görüntüleri, Daltonlar, Casperlar, Redkitler ve Çirkinler gibi grupları kamuoyunun gündemine taşıyor. Geleneksel mafya yapılanmalarından farklı olarak görünürlüğü bir güç gösterisine dönüştüren bu gruplar, özellikle gençler arasında oluşturdukları etkiyle dikkat çekiyor.

Yeni nesil çetelerin yalnızca suç faaliyetleriyle değil, sosyal medya üzerinden oluşturdukları imajla da büyüdüğüne işaret ediliyor. Silahlı saldırı görüntülerinin müzik eşliğinde paylaşılması, örgüt mensuplarının birer popüler figür gibi sunulması ve bu içeriklerin farklı şehirlerdeki gençler tarafından yeniden dolaşıma sokulması, yeni bir suç kültürünün yayılmasına zemin hazırlıyor.

Osman Çaklı ile birlikte kaleme aldığı Yeni Nesil Çeteleşmeler; Daltonlar, Red Kitler, Casperlar kitabında bu yapılanmaları inceleyen gazeteci Sadık Güleç, çeteleşmenin arka planını, gençlerin bu gruplara yönelme nedenlerini ve devletin mücadeledeki rolünü değerlendirdi.

Yeni Nesil Çeteler.jpeg

Yeni nesil mafyanın farkı: Suçlarını sosyal medyada sergiliyorlar

Yeni nesil çeteleşmeye yönelik araştırmasının, İstanbul'da artan motosikletli silahlı saldırıları takip etmesiyle başladığını anlatan Güleç, özellikle 2021-2022 yıllarında TikTok üzerinden karşılaştığı görüntülerin kendisini şaşırttığını belirtti.

Güleç, geleneksel mafya yapılanmalarının gerçekleştirdikleri eylemleri kamuoyuna açık biçimde duyurmak yerine gizlemeyi tercih ettiğini, yeni kuşak grupların ise saldırı görüntülerini doğrudan sosyal medya hesaplarından paylaştığını ifade etti.

Bu videolarda silahlı saldırıların, mekân taramalarının ve kurşunlama olaylarının müzik eşliğinde sunulduğunu belirten Güleç, rap müziğin yanı sıra Ahmet Kaya ve Grup Yorum gibi isimlerin eserlerinin de bu görüntülerde kullanıldığına dikkat çekti.

Güleç'e göre bu durum, geleneksel suç örgütlerinden farklı olarak görünürlüğü ve dijital dünyadaki etkiyi merkeze alan yeni bir mafya anlayışının ortaya çıktığını gösteriyor.

Sadık güleç

Daltonlar, Casperlar ve Redkitler gençler arasında yayılıyor

Güleç, yeni nesil çete yapılanmaları arasında Daltonlar, Casperlar ve Çirkinler gibi grupların öne çıktığını söyledi. Bu grupların eylem görüntülerinin yalnızca kendi çevrelerinde kalmadığını, farklı şehirlerdeki gençler tarafından da paylaşıldığını belirten Güleç, örgütlerle anılan bazı isimlerin sosyal medyada tanınan figürlere dönüştüğünü kaydetti.

Daltonlar ile anılan Can Dalton ve Casper grubunun önde gelen isimlerinden Emircan Yılmaz gibi kişilerin görüntülerinin farklı kentlerdeki gençler tarafından dolaşıma sokulduğunu aktaran Güleç, bu durumun suç örgütlerinin dijital platformlar aracılığıyla nasıl bir etki alanı oluşturduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.

Çeteleşmenin arkasında yoksulluk ve göç var

Yeni nesil çeteleşmenin büyümesinde tek bir nedenin etkili olmadığını belirten Güleç, ekonomik koşulların ve göçün belirleyici faktörler arasında bulunduğunu söyledi.

Yoksulluğun yeraltı dünyasını besleyen temel unsurlardan biri olduğunu dile getiren Güleç, özellikle göçle büyük kentlere gelen ve yeni yaşamlarına uyum sağlamakta güçlük çeken kesimlerin karşılaştığı sorunlara dikkat çekti.

Güleç, gençlerin bu gruplara yönelmesinde aidiyet ve kimlik arayışının da önemli rol oynadığını belirterek, 16-17 yaşındaki çocukların kendilerine bir çevre ve kimlik aradığını, çetelerin ise bu ihtiyaca karşılık veren bir yapı sunduğunu söyledi.

Bu nedenle gençlerin örgütlere katılımını yalnızca çocukların suç örgütleri tarafından kullanılmasına indirgememek gerektiğini savunan Güleç, ortada aynı zamanda gençlerin bu yapılara ilgi duyduğu bir çekim ilişkisi bulunduğunu ifade etti.

Gençler çetelere nasıl katılıyor?

Gençlerin çetelere katılımında sosyal medyanın, mahalle ilişkilerinin ve cezaevlerinde kurulan bağlantıların etkili olduğunu belirten Güleç, katılımın her zaman zorlamayla gerçekleşmediğini söyledi.

Bazı gençlerin TikTok üzerinden tanıştığı kişiler aracılığıyla, bazılarının ise yaşadıkları çevredeki ilişkiler üzerinden bu gruplara dahil olduğunu aktaran Güleç, silaha erişimin kolaylaşmasının da şiddet olaylarını artıran unsurlardan biri olduğunu kaydetti.

Güleç, geleneksel suç örgütlerinin de kendi aralarındaki çatışmalarda gençlerden oluşan alt grupları kullandığını belirterek, büyük yapılanmaların doğrudan karşı karşıya gelmek yerine gençleri sahaya sürdüğünü ifade etti.

Bu duruma örnek olarak Volkan Reçber'in Nusret'e yönelik silahlı saldırısını gösteren Güleç, yeni nesil grupların daha büyük suç yapılanmalarıyla kurduğu ilişkilerin de araştırılması gerektiğini vurguladı.

Serdar Öktem cinayeti gençlerin suç örgütlerinde nasıl kullanıldığını gösterdi

Güleç, avukat Serdar Öktem'in öldürülmesini de gençlerin organize suç yapılanmalarındaki rolünü ortaya koyan dikkat çekici örneklerden biri olarak değerlendirdi.

2026 KPSS Ön Lisans sonuçları açıklandı: Sonuçlar nasıl öğrenilir?
2026 KPSS Ön Lisans sonuçları açıklandı: Sonuçlar nasıl öğrenilir?
İçeriği Görüntüle

Öktem cinayetinde dört kişinin silahlı saldırıya katıldığını, saldırganlardan ikisinin uzun namlulu silah, diğer ikisinin ise tabanca kullandığını anlatan Güleç, şüphelilerin doğum yıllarının 2007, 2008 ve 2009 olduğunu belirtti.

Saldırganlardan birinin daha önce restoranda bulaşıkçı olarak çalıştığını ve herhangi bir sabıka kaydının bulunmadığını aktaran Güleç, bu örneğin suç örgütlerinin gençleri hangi ölçüde kullanabildiğini gösterdiğini söyledi.

'Bazı dönemlerde çetelere göz yumuldu'

Teknolojik imkânların gelişmesine rağmen açık alanlarda gerçekleştirilen silahlı saldırıların önlenememesi ve suç örgütlerinin faaliyetlerini sürdürmesi konusunu da değerlendiren Güleç, doğrudan bir devlet ilişkisi bulunduğunu söylemenin doğru olmayacağını ancak bazı dönemlerde belirli gruplara göz yumulduğunu savundu.

Özellikle İstanbul'un politik açıdan hareketli mahallelerinde geçmişte yaşanan olayları örnek gösteren Güleç, Gazi Mahallesi ve Gülsuyu'ndaki çete yapılanmalarına dikkat çekti.

Güleç, 2014 yılında ESP bürosunun aynı gün içerisinde üç kez kurşunlandığını, çeşitli eylemlere katılan gençlerin ve bir festival için afiş asan çocukların da hedef alındığını belirterek, bu olaylarda etkili bir yaptırım uygulanmadığını öne sürdü.

Çeteleşmenin yalnızca göz yumulmasıyla açıklanamayacağını da vurgulayan Güleç, örgütlere yönelik operasyonların ve davaların boyutuna işaret etti. Daltonlar'a yönelik son operasyonun 105 sanıklı olduğunu, 2023 yılındaki bir başka dosyada 97 sanığın bulunduğunu, Barış Boyun davasında ise 300'den fazla sanığın yer aldığını aktardı.

Bu sayıların örgütlenmenin görünen bölümünü yansıttığını savunan Güleç, yeraltındaki bağlantıların çok daha geniş bir alana yayıldığını ve sorunun giderek derinleştiğini ifade etti.

Yeni nesil çeteleşmenin arka planında Kürt meselesi ve zorunlu göç var

Güleç'in değerlendirmesinde öne çıkan başlıklardan biri de yeni nesil çeteleşme ile Kürt meselesi arasındaki sosyolojik ilişki oldu.

Bu gruplarda yer alan gençlerin önemli bir bölümünün Kürt olduğunu savunan Güleç, çeteleşmenin geçmişte yaşanan çatışmalı süreçlerden ve zorunlu göçün yarattığı toplumsal sonuçlardan bağımsız ele alınamayacağını söyledi.

1980'lerin sonlarından 1990'ların sonlarına kadar devam eden çatışmalı süreçte binlerce köyün boşaltıldığını hatırlatan Güleç, bu dönemde yaşanan göçlerin büyük kentlerde ciddi toplumsal ve ekonomik sorunlara yol açtığını belirtti.

Güleç, 2 bin ila 3 bin köyün boşaltıldığını, Cizre gibi kentlerde nüfusun kısa süre içerisinde 30-50 binlerden 200 binlere kadar yükseldiğini ifade etti. Göç eden ailelerin yalnızca güvenlik sorunları nedeniyle değil, ekonomik belirsizlik ve yaşam koşullarının ağırlaşması nedeniyle de yer değiştirmek zorunda kaldığını söyledi.

Zorunlu göçün çocuklar üzerindeki etkisi yıllar sonra ortaya çıktı

1990'lı yılların ortalarından itibaren büyük kentlerde kâğıt toplayan, sokaklarda mendil satan ve ucuz iş gücü olarak çalışan çocukların sayısındaki artışın, zorunlu göçün toplumsal sonuçlarından biri olduğunu belirten Güleç, bu kuşağın yaşadığı travmaların sonraki yıllarda da etkisini sürdürdüğünü dile getirdi.

Güleç'e göre çatışmalı ortamda büyüyen, ekonomik ve sosyal güvencelerden yoksun kalan, kent yaşamına uyum sağlamakta zorlanan gençlerin bir bölümü zaman içerisinde suç örgütlerinin etki alanına girdi.

Yeni nesil çeteleşmenin yalnızca güvenlik politikaları ve suç ekonomisi üzerinden değerlendirilmesinin eksik kalacağını vurgulayan Güleç, sorunun temelinde yoksulluk, zorunlu göç, kimlik arayışı, toplumsal dışlanma ve şiddetin sıradanlaşması gibi çok sayıda etkenin bulunduğuna dikkat çekti.

Muhabir: Büşra Tekin