1960’lı yıllarda Çavuştepe Kalesi’ndeki kazılarda işçi olarak çalışmaya başlayan Mehmet Kuşman’ın hayatı, taşların üzerindeki gizemli işaretleri fark etmesiyle farklı bir yola girdi. Her gün karşılaştığı bu işaretlerin ne anlama geldiğini merak eden Kuşman, çevresindekilere aynı soruyu yöneltti: “Bu yazılar ne anlatıyor?”

Aldığı yanıt, merakını daha da artırdı. Karşısındaki işaretlerin sıradan yazılar değil, binlerce yıl öncesinden günümüze ulaşan Urartu yazıtları olduğunu öğrendi. Bu bilgi, Kuşman için yeni bir öğrenme sürecinin başlangıcı oldu. O günden sonra taşların üzerindeki dili anlamaya ve gelecek kuşaklara aktarmaya odaklandı.

Mehmet Kusman3.Jpg

Kitaplardan değil, taşlardan öğrendi

Urartuca öğrenmek için yıllarını veren Kuşman, kendi imkânlarıyla alfabe üzerinde çalıştı. Harfleri tanımakla yetinmeyerek kelimeleri, ifadeleri ve cümle yapılarını çözmeye uğraştı. Farklı ülkelerdeki kaynakları araştırdı, bulduğu bilgileri notlarına aktardı ve yazıtların kopyalarını hazırladı.

Akademik bir eğitim sürecinden geçmeden yürüttüğü bu çalışmalar, zamanla onu Urartu dili ve kültürüyle ilgilenen araştırmacıların dikkatini çeken isimlerden biri haline getirdi. Türkiye’de ve yurt dışında düzenlenen bilimsel toplantılara davet edilen Kuşman, hazırladığı alfabe ve okuma çalışmalarıyla bu kadim dilin anlaşılmasına katkı sunmaya çalışıyor.

Mehmet Kusman1

Emekli oldu, kaleye veda etmedi

Çavuştepe Kalesi’nde 43 yıl resmî görev yapan Kuşman, emekliliğinin ardından da tarihî alandan kopmadı. 2005 yılından bu yana gönüllü bekçilik yapan Kuşman, kaleye gelen ziyaretçilere Urartu medeniyetini anlatıyor, taşlara kazınan işaretleri göstererek geçmişle bugün arasında bir bağ kuruyor.

Yıllarını geçirdiği kale, onun için yalnızca tarihî kalıntıların bulunduğu bir yer değil. Kuşman, burada öğrendiklerini paylaşmayı ve taşların üzerinde saklı kalan bilgileri daha fazla insana ulaştırmayı sürdürüyor.

“Benden sonra bu dili anlatacak kimse kalmayabilir”

Mehmet Kuşman’ın en büyük endişesi, yıllardır anlamaya çalıştığı Urartuca bilgisinin kendisinden sonra aktarılmaması. Bu nedenle dilin yalnızca araştırmalarda kalmasını değil, yeni kuşaklar tarafından da öğrenilmesini istiyor.

Van'da seçim sonrası konuşan Takva: “Siyahın ve beyazın dışında da renkler var”
Van'da seçim sonrası konuşan Takva: “Siyahın ve beyazın dışında da renkler var”
İçeriği Görüntüle

“Benden sonra bu dili anlatacak kimse kalmayabilir” sözleriyle kaygısını dile getiren Kuşman, Urartu medeniyetinin yalnızca taş yapılardan ibaret olmadığını vurguluyor. “Urartu sadece taş değil, sestir. O sesin kaybolmasını istemiyorum” diyen Kuşman, yıllardır sürdürdüğü çabayla geçmişin izlerini geleceğe taşımaya çalışıyor.

Çavuştepe’de taşlara kazınan işaretler binlerce yıldır ayakta dururken, onları anlamaya çalışan bir insanın merakı da yaşamaya devam ediyor. Mehmet Kuşman’ın hikâyesi, kültürel mirasın korunmasında kişisel çabanın ve öğrenme tutkusunun ne kadar önemli olabileceğini gözler önüne seriyor.

Muhabir: Selim Tekin