Mevsim normallerinin dışındaki hava olayları ve küresel iklim krizinin etkileri, Türkiye genelindeki tarım arazilerini ve üreticileri her geçen gün daha fazla tehdit ediyor. Yılın başından bu yana yaşanan aşırı yağışlar, ani su baskınları ve mevsim geçişlerindeki sert sıcaklık dalgaları, çiftçilerin yıllık emeklerini doğrudan tehlikeye atıyor. Tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliği açısından risk yönetimi kritik bir önem taşırken, üreticilerin yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi için sigorta sistemleri hayati bir rol üstleniyor.
Tarım Sigortaları Havuzu verilerine göre, 2026 yılının ilk on aylık diliminde ulaşılan rakamlar tarım sektörünün karşı karşıya kaldığı risklerin boyutunu gözler önüne seriyor. Bitkisel üretim yapan çiftçiler, modern seralar işleten yatırımcılar ve hayvancılıkla uğraşan yetiştiriciler toplamda 478 bin adet hasar ihbarı oluşturdu. Uzmanlar, artan afet frekansının tarımsal planlamada köklü değişiklikler yapılmasını zorunlu kıldığını vurguluyor.
Bitkisel Üretim Ve Hayvancılık Sektöründe Hasar Dağılımı
TARSİM verilerine incelendiğinde, gelen yüz binlerce ihbarın sektörel bazda farklı alanlarda yoğunlaştığı görülüyor. Toplam başvuruların 311 binlik kısmı bitkisel ürünler ile modern seralardan gelirken, kalan 167 binlik bölüm ise hayvan hayat sigortası branşlarındaki kayıplardan oluşuyor. Hayvancılıkta yaşanan başvuruların temelini ani hayvan ölümleri, zorunlu kesimler ve yavru kayıpları oluşturuyor.
Bitkisel üretim tarafında ise en fazla zarar gören ürünlerin başında buğday, ayçiçeği, arpa, kayısı ve üzüm geliyor. Dolu yağışları, şiddetli fırtınalar, erken don olayları ve yabani hayvanların tarlalara verdiği zararlar çiftçilerin en büyük şikâyet konuları arasında yer alıyor. Coğrafi olarak Malatya, Manisa, Diyarbakır, Amasya ve Tokat illeri en çok hasar ihbarının yapıldığı bölgeler olarak kayıtlara geçti.
Sel Ve Su Baskınları Tarım Arazilerini Yok Etti
Geçmiş yıllarda tarım sektörünü en çok tehdit eden unsurların başında zirai don gelirken, bu yıl tablonun seyri büyük ölçüde değişti. Zirai don olayları ülke geneline yayılmak yerine daha çok bölgesel düzeyde etkili oldu. Buna karşılık, yıl boyunca tarlalarda en büyük yıkıma yol açan doğal afet sel ve su baskınları olarak kayıtlara geçti.
Yaz aylarında farklı bölgelerde peş peşe yaşanan aşırı yağışlar, fırtına ve yangınlar tarımsal üretimi derinden sarstı. Mayıs ve haziran aylarında Şanlıurfa, Adana ve Mersin çevresindeki meyve bahçeleri ile hububat ekili alanlar zarar görürken, eylül ve ekim aylarında ise yabani hayvanların ayçiçeği ve mısır tarlalarına verdiği zararlar rekolteyi olumsuz etkiledi. Karadeniz bölgesindeki fındık üreticileri de sel ve heyelan felaketlerinden büyük oranda etkilendi.
Çiftçilere Yapılan Milyarlık Ödemeler Ve Yeni Sezon Hazırlıkları
Üreticilerin yaralarını sarmak ve üretime devam etmelerini sağlamak amacıyla yürütülen tazminat çalışmaları aralıksız bir şekilde sürdürülüyor. Hasar dosyaları titizlikle tamamlanan binlerce çiftçiye bugüne kadar toplam 13 milyar lira ödeme aktarıldı. Evrak ve inceleme işlemleri devam eden üreticiler için ise 5,4 milyar liralık ek bir ödeme paketi hazırlandı.
Devlet Destekli Tarım Sigortaları Sistemi, üreticilere yüzde 70 oranına varan prim destekleri sunarak geniş bir güvence şemsiyesi sağlıyor. Ekim ayı itibarıyla Türkiye genelindeki 1,5 trilyon liralık tarımsal varlık koruma altına alınırken, 2027 üretim yılı için Çiftçi Kayıt Sistemi başvuruları da hız kazandı. Üreticilerin devlet desteklerinden mahrum kalmamaları için 31 Aralık 2026 tarihine kadar kayıtlarını tamamlamaları gerekiyor.




