Van ekoloji aktivisti Fatih Şahin, kuzu kırkım şenliklerinin geçmişten günümüze uzanan önemli bir kültürel değer olduğunu belirterek, bu geleneğin yaşatılması gerektiğini ifade etti. Kırkımın hem hayvan sağlığı hem de doğa açısından önemli faydalar sağladığını dile getiren Şahin, kırsal yaşamın gerilemesiyle birlikte yüzyıllardır süregelen bilgi ve kültürün de kaybolma riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

"Kırkım Şenlikleri Kültürel Bir Şölendi"
Kuzu kırkım şenliklerinin geçmişte köy yaşamının en önemli buluşmalarından biri olduğunu anlatan Fatih Şahin, "Geçmişte bu şenlikler, köy halkının yıl boyunca sabırsızlıkla beklediği en önemli buluşmalardan biriydi. Koyunlar ve kuzular kırkılır, büyük kazanlarda yemekler hazırlanır, misafirler ağırlanırdı. Günün sonunda türküler söylenir, halaylar çekilir, emek, bereket ve dayanışma kutlanırdı. Bu nedenle koyun kırkımı sadece bir üretim faaliyeti değil, toplumsal hafızayı yaşatan kültürel bir şölendi." diyerek etkinliklerin sadece üretim amacı taşımadığına dikkat çekti.

Yaylalara Dönüş Doğayla Yeniden Buluşma Anlamı Taşıyor
Şahin, şehir yaşamından uzaklaşarak yaz aylarında yaylalara yönelen insanların bununla birlikte doğayla yeniden bağ kurduğunu ifade ederek, "Bugün şehirlerde yaşayan birçok insanın yaz aylarında yaylalara yönelmesi, insanın özüne dönme arzusunun bir yansımasıdır. Beton yapıların arasında geçen uzun bir yılın ardından insanlar temiz havaya, serin sulara ve çocukluklarının geçtiği yaylalara adeta bir mıknatıs gibi çekilmektedir." şeklinde konuştu.

"Kırkım Hayvan Sağlığı İçin Vazgeçilmez"
Van ve Hakkâri yöresinde yaşatılmaya çalışılan kuzu kırkım şenliklerinin ekolojik açıdan da büyük önem taşıdığına değinen Şahin, yaylaların zengin biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yaptığını söyledi.
Kırkımın hayvanların sağlığı açısından zorunlu olduğuna işaret eden Şahin, "Hayvanlar ağırlaşan ve kirlenen yünlerinden kurtularak yaz sıcaklarını daha rahat geçirir, parazitlerden korunur ve daha sağlıklı bir yaşam sürer." diye konuştu.

"Yün Doğanın Yükü Değil, Dostudur"
Hayvan yününün ekonomik değerini büyük ölçüde kaybettiğini belirten Şahin, "Bir zamanlar kıymetli olan yünler artık çoğu yerde alıcı bulamıyor, hatta atık olarak görülüyor. Oysa bilimsel araştırmalar hayvan yününün doğa için son derece değerli olduğunu gösteriyor. Birçok kuş türü yuvasını bu yünlerle yapıyor. Yün toprağın nemini koruyor, kuraklıkla mücadeleye katkı sağlıyor. İçerdiği keratin ve amino asitlerle toprağa doğal besin kazandırıyor. Üstelik tamamen biyolojik olarak çözünebiliyor. Kısacası doğanın yükü değil, doğanın dostudur." sözleriyle buna rağmen doğa açısından son derece kıymetli olduğunun altını çizdi.

"Asıl Tehlike Kültürün Kaybolması"
Kırsal yaşamın giderek zayıfladığına dikkat çeken Şahin, bunun yalnızca hayvancılığı değil, kültürel birikimi de olumsuz etkilediğini hatırlatarak, "Sürülerin sayısı azalırken, yıllarca bu yaşamı sürdüren çobanlar da bu topraklardan çekiliyor. Onlarla birlikte kuşaktan kuşağa aktarılan bilgi, emek ve kültür de sessizce yok oluyor." değerlendirmesinde bulundu.

"Bu Mirası Birlikte Korumalıyız"
Kültürel mirasın yalnızca tarihi yapılardan ibaret olmadığını belirten Şahin, yayla yaşamı, kuzu kırkım şenlikleri, geleneksel buluşmalar, türküler, anlatılar ve paylaşma kültürünün de bu mirasın ayrılmaz parçaları olduğunu vurguladı.

Şahin açıklamasının devamında, "Eğer bu gelenekleri yaşatamazsak, gelecekte çocuklarımız sadece kitaplarda okudukları bir kültürle karşılaşacaklardır. Oysa bugün hâlâ elimizde bir fırsat var. Yaylaları, sürüleri ve kuzu kırkım şenliklerini koruyarak binlerce yıllık kültürel mirası gelecek nesillere aktarabiliriz. Çünkü bir kültür, ancak yaşatıldığı sürece varlığını sürdürebilir." bilgisini vererek konuşmasını sonlandırdı.





