Et tüketiminin dünya genelinde artması, yoğun hayvan yetiştiriciliğini ve buna bağlı olarak antibiyotik kullanımını da yükseltiyor. Yeni bir araştırma, 2019’daki yaklaşık 110.777 ton düzeyindeki hayvancılık kaynaklı antibiyotik kullanımının, “iş devamı” senaryosunda 2040’a kadar %29,5 artarak yaklaşık 143.481 tona ulaşabileceğini öngörüyor.
Hayvanlarda yaygın olarak kullanılan antibiyotikler, dirençli bakteri suşlarının ortaya çıkmasına ve yayılmasına neden oluyor. Bu durum, eskiden kolay tedavi edilen enfeksiyonların tedavisini zorlaştırırken, ameliyatlar ve diğer kritik tıbbi müdahaleler için de riski artırıyor.
Özellikle yoğun üretim yapılan sektörlerde, örneğin; kümes hayvancılığı ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliği antibiyotik kullanımı hayvan sağlığını koruma ve verimi artırma amacıyla rutin hale geliyor. Bu da direnç gelişimi açısından risk doğuruyor.
Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık gibi bölgelerde antibiyotik kullanımının sınırlanmasına yönelik adımlar atılmış olsa da, hayvan üretimi ve patojen yayılımının sınır tanımaması sebebiyle küresel ölçekte etkili iş birliği ve izleme mekanizmaları gereği öne çıkıyor.
Gıda üretimi, halk sağlığı ve iklim ilişkisi içinde bu sorunun çözümü için sadece hayvancılık sektörü değil, sağlık sistemleri, tüketici talebi ve çevresel etkiler de birlikte ele alınmalı. Antibiyotik etkinliğini korumak için “tek sağlık” yaklaşımıyla hayvancılık, gıda zinciri ve insan sağlığı politikalarının eşgüdümlü olması gerekiyor.
2020 yılında hayvancılıkta kullanılan antibiyotik miktarının yaklaşık 99.502 ton olarak tahmin edildiği, 2030’da ise bu miktarın tahmini 107.472 tona çıkacağı öngörülüyor.
Antibiyotiklerin özellikle sağlıklı hayvanlarda büyüme teşviki için rutin kullanılması, direnç gelişimini artıran bir uygulama olarak tanımlanıyor.
Dirençli bakterilerin gıda yolu, hayvan-insan doğrudan teması ve çevresel yayılım gibi çoklu kanallarla insanlara ulaşabileceğine dair bilimsel kanıtlar artıyor.




