Van’ın İpekyolu ilçesine bağlı Bahçıvan Mahallesi’nde aylardır musluklardan su akmıyor. Lokantacısından kafe işletmecisine, berberinden kahvehanesine kadar çarşının göbeğinde onlarca esnaf susuzlukla mücadele ediyor. Van Su ve Kanalizasyon İdaresi’ne (VASKİ) defalarca başvurmalarına rağmen sonuç alamayan yurttaşlar, yaşadıkları durumu “mağduriyet değil, zulüm” sözleriyle ifade etti.
“İki aydır dükkânda tek damla su yok”
15 yıldır Bahçıvan Mahallesi’nde erkek berberliği yapan Mehmet Akman, su sorununun özellikle kayyum döneminde kronik hale geldiğini söyledi. Daha önce de su sıkıntıları yaşadıklarını ama kayyumdan sonra bu sorunların sürekli hale geldiğini vurgulayan Akman, “Kayyum geldikten yaklaşık bir hafta sonra kesintiler başladı. Önce günde bir iki saat su geliyordu, sonra tamamen kesildi. Şu an iki aydır dükkânda hiç su yok. İki aydır hiçbir müşterinin saçı, yüzü yıkanmadı. Ellerimizi bile yıkayamıyoruz” dedi.
Akman, yaşadıklarının artık basit bir altyapı sorunu olmadığını vurgulayarak, “Bu yaşadığımız şey mağduriyet değil, resmen zulüm. Karşımda lokanta var, yanımda kahvehane var. Adam çay satıyor ama bardakları neyle yıkayacak? Hijyen diye denetliyorlar ama önce su versinler. Su yoksa temizlik nasıl yapılacak? Su hayattır, su yoksa hayat da yok” şeklinde konuştu.
“Dükkânları kapatalım, VASKİ’nin önüne gidelim”
Sorunun temel nedeninin halkın sessizliği olduğunu dile getiren Akman, esnafa da çağrı yaparak, “VASKİ’nin bu tutumunun nedeni halkın sessiz kalması. Hepimiz susuyoruz, kabulleniyoruz. Sürekli söylüyorum; dükkânları kapatalım, VASKİ’nin önüne gidelim. Böyle olmaz” dedi ve konuşmasına şöyle devam etti: “Siz bu dükkâna gelip saçınızı kestirseniz yıkamadan çıkmak ister misiniz? Kahvede çay içeceksiniz, bardaklar ne durumda? Lokantada yemek yiyeceksiniz, bu insanlar nasıl hijyen sağlayacak? Hijyen ekibi kurmuşsunuz ama önce musluğu açıp bakın, su var mı yok mu?”
“Üç metre kazsan su çıkıyor ama bilinçli kesiliyor”
Van’da su kıtlığı olmadığına dikkat çeken Akman, kesintilerin bilinçli yapıldığını savunarak,“Van’da ‘su yok’ deniyor ama bu doğru değil. Üç metre kazsan su çıkıyor. Bazı mahallelerde su var, bazılarında yok. Alt tarafta var, üst tarafta yok. Bu tesadüf değil. Bilinçli yapılan bir şey. Bu yapılan zulümdür” dedi.
“Camiye gidip bulaşık yıkıyoruz”
Lokanta işletmecisi Hüseyin Akdağ ise yaklaşık iki buçuk aydır susuz olduklarını söyleyerek, “Defalarca söyledik ama cevap alamadık. Su olmadığı zaman hijyen de olmuyor. Kombi var ama çalışmıyor. Elektrikli cihazlarla idare ediyorum. Çok büyük bir mağduriyet var. Sabah yarım saat, bir saat kadar az su geliyor, sonra tamamen kesiliyor. Kesilince dışarıdan taşıyoruz. Yakınımızda cami var, gidip orada yüzümüzü, bulaşığımızı yıkıyoruz” dedi.
“Sorun su azlığı değil, tedbirsizlik”
Yetkililerin “Gülpınar’dan gelen su azaldı” açıklamalarına da tepki gösteren Akdağ, asıl sorunun altyapı olduğunu ifade etti: “Bu doğru değil. Orada patlaklar var, sular derelere akıyor, önlem almıyorlar. Sorun azalma değil, tedbirsizlik.”
“Su yok ama faturalar uçmuş durumda”
Akdağ, yurttaşları öfkelendiren konulardan birinin de gelen yüksek faturalar olduğunu vurgulayarak, “Su yok ama ciddi faturalar geliyor. En son bana 2 bin 300 lira fatura geldi. Su gelmediği halde bu para geliyor. Türkiye genelinde baktık, en pahalı su Van’da. Hizmet yok ama fatura var” cümlesini kullandı.
“2013’ten beri su sorunu yaşıyoruz”
Kafe işletmecisi Mikail Haskanlı ise su krizinin yeni olmadığını, yıllardır sürdüğünü söyledi. Haskanlı, kafenin kuruluşundan beri bu sorunu yaşadıklarını sözlerine ekleyerek, “Bu sene daha da yoğun. Bazen bir gece su geliyor, öyle tazyikle geliyor ki tavana fırlıyor, sonra birden hiç gelmiyor. Ortası yok” diye konuştu.
“90’lardan bile daha kötüyüz”
Bugünkü tabloyu 90’lı yıllarla kıyaslayan Haskanlı, o dönemde en azından tanker ve itfaiye desteği olduğunu hatırlatarak, bugün bu imkânların bile kalmadığını söyledi. Şu an yaşadıklarının geçmişten daha ağır olduğunu dile getiren Haskanlı, çaresizliği şu sözlerle ifade etti: “O zaman insanlar bidonlarla su almaya giderdi. Şimdi onu bile arıyorum. En azından itfaiye gelseydi, korna çalsaydı, biz de koşsaydık. Çıta bu kadar düştü.”
“Günlük rutinimiz su taşımak oldu”
Suyun düzensiz gelmesi nedeniyle hayatlarının tamamen su taşımaya endekslendiğini belirten Mikail Haskanlı, bazen geceleri bile uyumadığını söyledi. Yaz aylarında bitkiler için adeta “su nöbeti” tuttuğunu aktaran Haskanlı, su geldiğinde yaşadığı duyguyu ise şu sözlerle anlattı:
“Geldiği gibi seviniyoruz, sanki Kerbela’ya su gelmiş gibi”
“Yağmur suyuyla yer siliyoruz”
Temizlik ihtiyacını yağmur suyuyla karşılamak zorunda kaldığını vurgulayan Mikail Haskanlı, çatılardan akan suyu biriktirerek yerleri sildiğini ifade etti. Bu durumun çağ dışı olduğunu dile getiren Haskanlı, yaşanan tabloyu modern şehir hayatıyla bağdaştıramadığını söyledi.
“21. yüzyılda bunu aramak bile saçma”
Yaşanan sorunun artık teknik değil, yönetimsel olduğunu dile getiren Mikail Haskanlı, 21. yüzyılda hâlâ su için telefon açmak zorunda kalmanın kabul edilemez olduğunu anlattı. “Klasik belediyecilik” söylemini eleştiren Haskanlı, gerçekten hizmet odaklı bir yönetim istediklerini ifade etti.
“Sanat sokağı değil, sanatsız sokak”
Van gibi su kaynakları zengin bir kentte bu manzaranın yaşanmasını “vizyon sorunu” olarak tanımlayan Mikail Haskanlı, çarşının göbeğinde susuzluk yaşanmasını sert sözlerle eleştirerek, artık bulundukları sokağı “sanatsız sokak” olarak adlandırdığını belirtti.
“Tuvaleti kapattık, camiye yönlendiriyoruz”
Suyun olmaması nedeniyle müşterileri camiye yönlendirmek zorunda kaldıklarını söyleyen Mikail Haskanlı, bunu anlatırken büyük bir mahcubiyet yaşadığını ifade etti ve durumun insan onuruna yakışmadığını vurguladı.
“Bu mesele artık ahlak meselesi”
Sorunun yalnızca altyapı değil, aynı zamanda vicdan ve sorumluluk meselesi olduğunu dile getiren Mikail Haskanlı, yetkililere çağrısını şu sözlerle tamamladı:
“Denetim yetmez, ceza yetmez. Bir selam vermeye gelin, ‘neyiniz var, ne eksiğiniz var’ diye sorun. İnsanlık biraz da bu.”




