İnternet ve sosyal medya kullanımına yönelik kapsamlı düzenlemeleri içeren yasa değişikliği Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemeyle birlikte 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal ağ hizmeti sunulması yasaklanırken, platformlara yaş doğrulama, ebeveyn kontrolü ve içerik denetimi gibi bir dizi yükümlülük getirildi.
Düzenleme kamuoyunda tartışma yaratırken, Klinik Psikolog Hüseyin Erol’un değerlendirmeleri dikkat çekti. Erol, dijital dünyanın tamamen yasaklanmasının gerçekçi olmadığını ve kalıcı çözümün yalnızca kısıtlamalarla sağlanamayacağını ifade etti.

“Sokak çocukluğu yok, apartman çocukluğu var”
Çocukların yaşam biçimindeki değişime dikkat çeken Klinik Psikolog Hüseyin Erol, günümüz çocuklarının daha kapalı ve dijital odaklı bir yaşam sürdüğünü belirtti.
Erol, “Şu an günümüzde artık sokak çocukluğu yok. Yani sokakta büyüyen çocuklar yok; daha çok apartman çocukları var” ifadelerini kullanarak, çocukların sosyal alanlarının daraldığını söyledi.
Bu durumun çocuklar üzerinde stres ve kaygıyı artırdığına işaret eden Erol, “Bu çocukları bir nebze stres, kaygı ve günlük yaşamın getirdiği ağır yükten uzak tutabilmek için alternatifler oluşturulması gerekiyor” dedi.

“Düzenlemeler çoğu zaman yama niteliğinde”
Mevcut politikaları eleştiren Erol, yapılan düzenlemelerin çoğu zaman bütüncül bir yaklaşım yerine parçalı çözümler içerdiğini aktararak, “Bizim gördüğümüz düzenlemeler çoğu zaman kanun değil, bir tür yamalama niteliğinde. ‘Biz de yaptık’ anlayışıyla ilerleyen bir yaklaşım var” bilgisini paylaştı.
Farklı ülkelerdeki uygulamaların birebir örnek alındığını söyleyen Erol, “Kanada yaptı, Avustralya yaptı, Danimarka yaptı, İngiltere yaptı diye hareket ediliyor. Ancak çoğu zaman bu uygulamaların içi doldurulmuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Daha sert dijital önlemler var
Dijital bağımlılıkla mücadelede dünya genelinde yeni bir döneme girildiğini anlatan Erol, birçok ülkenin artık daha baskıcı ve zorlayıcı mekanizmalara yöneldiğini söyledi.
Erol’a göre bu durum, önceki yöntemlerin yetersiz kaldığının açık bir göstergesidir.

“Yasaklar kısmen işe yarar ama gizliliği cazip hale getirir”
Sosyal medya yasaklarının etkilerini değerlendiren Erol, “Bu tür yasaklar kısmen işe yarar, ancak bazı yönleriyle yetersiz kalacaktır. Çünkü yasak, beraberinde gizliliğin cazibesini de getirir” diyerek bu tür düzenlemelerin tek başına yeterli olmayacağını kaydetti.
Çocukların ve gençlerin bu yasakları aşmak için yeni yöntemler geliştirebileceğini dile getiren Erol, bunun ebeveyn kontrolü dışında kullanım riskini artırabileceğini söyledi.

“Baskı her zaman cazibe oluşturur”
Erol, baskıcı yaklaşımın çocuklar üzerindeki etkilerine de dikkat çekerek, “Yasakların bir diğer etkisi de şudur: baskı her zaman bir cazibe oluşturur” sözleriyle çocukların yetişkinlere kıyasla yeni yollar denemeye daha açık olduğunun altını çizdi.
Bu durumun gizlilik eğilimini artırabileceğini ve daha riskli dijital davranışlara yol açabileceğini vurguladı.

“13 yaş kritik eşik”
Yaş sınırlarına ilişkin bilimsel çalışmalara değinen Erol, özellikle Amerikan Pediatri Akademisi verilerini hatırlatarak, “15-16 yaş değil, 13 yaş önemli bir eşik olarak öne çıkıyor” dedi.
13 yaşına kadar yoğun dijital maruziyetin çocuklarda çeşitli sağlık sorunlarını artırdığını dile getiren Erol, “Obezite, uyku sorunları ve psikolojik problemler daha sık görülüyor. Bazı verilerde bu risklerin yüzde 57 arttığı belirtiliyor” ifadelerini kullandı.
13 yaş sonrasında ise risklerin yaklaşık yüzde 40 oranında azaldığını aktardı.

“Dijitalden tamamen koparmak mümkün değil”
Erol, teknolojinin hayatın her alanına girdiğini ve tamamen yasakçı bir yaklaşımın uygulanamayacağını söyleyarak, “Eğitim sistemi bile artık dijital araçlarla yürütülüyor. Akıllı tahtalar, çevrim içi ödevler ve dijital içerikler hayatın parçası” değerlendirmesini yaptı.
Bu nedenle çözümün yasaklamak değil, denge kurmak olduğu bilgisini verdi.

“Günlük 1 saat ekran süresi ideal olabilir”
Çocukların ekran kullanımına ilişkin öneride bulunan Erol, “13 yaş altı çocuklar için günlük yaklaşık bir saatlik kullanım ideal olabilir” ifadesiyle özellikle küçük yaşlarda süre sınırının önemine dikkat çekti.
Ancak bu kontrolün büyük ölçüde ebeveynler tarafından yapılması gerektiği uyarısını yaptı.

Oyun ve içeriklerin etkisi
Dijital oyunların çocuklar üzerindeki etkilerini değerlendiren Erol, hızlı haz sistemine dikkat çekti.
Erol, oyunların çocuklara kısa sürede dopamin ve haz duygusu verdiğini, gerçek yaşamda bu hızın bulunmaması nedeniyle motivasyon düşüklüğü ve isteksizlik gelişebileceğini ifade etti.
Bu durumun zamanla okul başarısını da olumsuz etkileyebileceğini anlattı.

“Ebeveyn denetimi yaşa göre değişmeli”
Erol, ebeveyn kontrolünün her yaşta aynı şekilde uygulanamayacağının üstünde durdu.
Küçük yaşlarda daha net kuralların mümkün olduğunu ifade eden Erol, yaş ilerledikçe yaklaşımın açıklayıcı ve işbirlikçi olması gerektiğini vurguladı.
Ergenlik döneminde baskıcı değil, bilinçlendirici iletişimin önemine dikkat çekti.

“Sadece yasak değil, alternatif üretmek gerekiyor”
Çözüm önerilerine de değinen Erol, “Dijital dünyadan alınan hazzın yerine başka bir şey koymak gerekir” yorumuyla dijital bağımlılıkla mücadelenin yalnızca yasaklarla yürütülemeyeceğini sözlerine ekledi.
Spor, sanat ve kültürel faaliyetlerin önemine işaret eden Erol, bale, piyano ve jimnastik gibi etkinliklerin yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti.

“Güvenli alanlar oluşturulmalı”
Erol, çocukların yönlendirilebileceği güvenli sosyal alanların önemine vurgu yaptı.
Parklar, kurslar ve sosyal etkinliklerin erişilebilir hale getirilmesi gerektiğini belirten Erol, yalnızca yasal düzenlemelerin yeterli olmayacağını dile getirdi.
Ayrıca ebeveynlerin bilinçlendirilmesinin sürecin en önemli parçalarından biri olduğunu da hatırlattı.

Yeni düzenleme ne getiriyor?
Resmî Gazete’de yayımlanan yasa değişikliği kapsamında düzenlemenin bazı hükümlerinin yayım tarihinden itibaren 6 ay sonra yürürlüğe girmesi öngörülüyor. Buna göre;
15 yaş altı çocuklara sosyal ağ hizmeti sunulamayacak
Platformlar yaş doğrulama sistemi kurmakla yükümlü olacak
Ebeveyn kontrol araçları zorunlu hale getirilecek
Kullanım süresi ve harcama limitleri kontrol edilebilecek
İçerik kaldırma ve erişim engelleme kararlarına hızlı uyum sağlanacak
Büyük platformlar için Türkiye’de temsilci bulundurma zorunluluğu getirilecek
Oyun platformlarına içerik derecelendirme ve denetim yükümlülükleri uygulanacak
Uygulamaya uymayan platformlara ise kademeli idari para cezaları ve internet bant genişliği kısıtlamaları gündeme gelebilecek.





