Mezopotamya Ekoloji Platformu ile Zilan Ekoloji Platformu, Van kent merkezinde bulunan eski Ordu Evi alanının yeniden yapılaşmaya açılmasına ilişkin ortak yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, söz konusu sürecin yalnızca bir imar ya da plan değişikliği olmadığı belirtilerek, halkın demokratik iradesi, kent hakkı, ekolojik yaşam, kamu yararı ve şehircilik ilkeleri açısından değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Platformlar, eski Ordu Evi alanının Van Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından daha önce park alanı olarak belirlendiğini ve kentin ortak kullanımına ayrıldığını hatırlatarak, bu kararın yalnızca teknik bir planlama tercihi değil, Van halkının iradesinin ve demokratik katılımın kurumsal bir yansıması olduğunu ifade etti.
Açıklamada, kayyum yönetimi tarafından belediye meclisinin aldığı kararın yok sayılarak alanın yeniden yapılaşmaya açılmasının demokratik yerel yönetim anlayışıyla bağdaşmadığı savunuldu. Halkın seçilmiş temsilcileri tarafından alınan kararların idari tasarruflarla ortadan kaldırılmasının yerel demokrasiyi zayıflattığı belirtilen açıklamada, bu yaklaşımın halkın yönetime katılımını etkisiz hale getirdiği ve merkeziyetçi yönetim anlayışını derinleştirdiği ifade edildi.
"Kentlere ilişkin kararlar halkın katılımıyla alınmalı"
Platformlar, kentlere ilişkin kararların halkın katılımıyla, bilimsel şehircilik ilkeleri doğrultusunda ve kamu yararı esas alınarak verilmesi gerektiğini belirtti. Açıklamada, yerel iradeyi dışlayan ve ortak yaşam alanlarını idari kararlarla dönüştüren uygulamaların yalnızca kent hakkını değil, demokrasi kültürünü de zedelediği kaydedildi.
"2011 Van Depremi açık alanların önemini gösterdi"
Açıklamada, Van'ın deprem riski yüksek kentlerden biri olduğu hatırlatılarak, 2011 Van Depremi'nin açık ve yeşil alanların yalnızca dinlenme alanı değil, afet anlarında toplanma, geçici barınma ve acil müdahale açısından yaşamsal öneme sahip olduğunu ortaya koyduğu ifade edildi.
Bu nedenle böylesine önemli kamusal alanların yeniden yapılaşmaya açılmasının afetlere dirençli kent anlayışıyla bağdaşmadığı belirtilen açıklamada, yeşil alanların korunmasının zorunluluğuna dikkat çekildi.
"Yeşil alanlar tüm canlıların yaşam alanıdır"
Platformlar, yeşil alanların yalnızca insanların dinlenme mekânı olmadığını vurgulayarak, kuşların, böceklerin ve diğer canlıların yaşam alanı, kentin nefesi, iklim dengesi ve ekolojik bütünlüğünün vazgeçilmez parçaları olduğunu belirtti.
Kent merkezindeki sınırlı kamusal yeşil alanların korunmasının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal ve yaşamsal bir gereklilik olduğu ifade edilen açıklamada, kamu kurumlarının hizmet ihtiyaçlarının ise halkın ortak kullanımındaki yeşil alanlar ortadan kaldırılmadan çözülebileceği kaydedildi.
Platformlar, bu ihtiyaçların şehircilik bilimine, kamu yararına, ekolojik planlama ilkelerine ve afet güvenliği ölçütlerine uygun alternatif alanlarda karşılanması gerektiğini savundu.
"Bu yalnızca bir yapılaşma girişimi değil"
Mezopotamya Ekoloji Platformu ile Zilan Ekoloji Platformu, Van'da yaşanan süreci yalnızca bir yapılaşma girişimi olarak görmediklerini belirterek, bunun halkın demokratik iradesini, kent hakkını, ekolojik yaşamı ve ortak kamusal alanları zayıflatan bir uygulama olduğunu ifade etti.
Açıklamada, "Van'ın geleceği; merkeziyetçi dayatmalarla değil, halkın iradesiyle; betonlaşmayla değil, ekolojik planlamayla; rant odaklı yaklaşımlarla değil, kamu yararını esas alan demokratik şehircilik anlayışıyla kurulabilir" denildi.
Van halkına çağrı
Platformlar açıklamanın sonunda ilgili kurumlara, yerel yönetimlere, meslek odalarına, demokratik kitle örgütlerine ve tüm Van halkına çağrıda bulunarak, ortak yaşam alanlarına, demokratik iradeye ve kentin geleceğine birlikte sahip çıkılması gerektiğini vurguladı.
Açıklama, "Doğayla barış içinde yaşayan toplumlar geleceği kazanacaktır. Bu mücadele; doğayla uyum içinde yaşayan, tüm canlıların yaşam hakkını koruyan ekolojik demokratik bir dünyanın inşası içindir" ifadeleriyle sona erdi.





