an’da üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturmayı yürüten avukatlar Abdurrahman Karabulut ve Şahin Cangüleş, Van’da bir otelde basın mensuplarıyla bir araya gelerek dosyada gelinen aşamayı ve savcılığa yaptıkları başvuruları kamuoyuyla paylaştı.
Toplantıya Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, DEM Parti Van Milletvekilleri Gülcan Kaçmaz Sayyiğit ve Gülkader Varlı, DEM Parti Van İl Eş Başkanı Gülşen Kurt, yerine kayyum atanan Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Neslihan Şefdal ile çeşitli siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Toplantının açılışında konuşan avukat Abdurrahman Karabulut, toplantıya siyasi partilerin tamamının katılmadığını belirterek, özellikle iktidar partileri dahil olmak üzere Van’daki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerine davet gönderdiklerini söyledi.
Karabulut, Rojin Kabaiş dosyasının yalnızca Van’ın değil, Türkiye’nin vicdanını ilgilendiren bir dosya olduğunu ifade ederek, toplantıya katılan kişi ve kurumlara dayanışmaları nedeniyle teşekkür etti.
“Dosya belki bir ay içerisinde çözülebilecek bir dosya”
Dosyayı yaklaşık iki ay önce üstlendiklerini belirten Karabulut, sürecin adli tatile denk gelmesine rağmen çok sayıda talepte bulunduklarını söyledi.
Savcıyla bir gün önce yaklaşık iki saatlik görüşme gerçekleştirdiklerini aktaran Karabulut, daha önce yaptıkları başvuruların hangi aşamada olduğu konusunda bilgi aldıklarını belirtti.
Mersin’de özel bir bilirkişiye inceleme yaptırılması yönündeki taleplerinin de karşılık bulduğunu söyleyen Karabulut, hazırlanan raporun kendilerine ulaştığını ve raporda önemli bulgular bulunduğunu ifade etti.
Karabulut, Rojin Kabaiş dosyasının çözülemeyecek bir dosya olmadığını belirterek, “Rojin kızımız bugün bir rektörün kızı olmuş olsaydı, bir valinin kızı olmuş olsaydı, burada siyasi ileri gelenlerin bir kızı olmuş olsaydı, üç günde bu dosya çözülürdü” dedi.
Dosyanın ilk döneminde yeterli araştırma yapılmadığını savunan Karabulut, soruşturmanın daha çok intihar ihtimali ve aile üzerinde yoğunlaştırıldığını ileri sürdü.
Karabulut, “Dosya üzerine maalesef yeterince araştırma yapılmamış” ifadelerini kullanarak, ilk bir yıllık süreçte soruşturmanın özensiz yürütüldüğünü düşündüklerini söyledi.
“İntihar ettiğine dair hiçbir veri bulunmamaktadır”
Karabulut, dosyanın ilk yılında Rojin Kabaiş’in intihar ettiğine ilişkin herhangi bir verinin bulunmadığını savundu.
İntihar algısının çeşitli yollarla oluşturulmaya çalışıldığını ileri süren Karabulut, bunlardan birinin Rojin’in cenazesinin bulunduğu gün yaşandığını söyledi.
Karabulut, Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş’in beyanına dayanarak, dönemin Van Valisi’nin otopsi sırasında babaya “Nizamettin Efendi, kızını bulduk, intihar etmiş, işte kabul et” şeklinde sözler söylediğini iddia etti.
Bu iddianın dosyada araştırılması gerektiğini belirten Karabulut, Vali’nin ifadesinin alınmasını talep ettiklerini ancak bu taleplerinin reddedildiğini söyledi.
Karabulut, “Çıksın Sayın Vali desin ki, ‘Ben böyle bir şey demedim, Nizamettin Kabaiş yalan söylüyor’ desin. Ama halen böyle bir yalanlama yok” ifadelerini kullandı.
Vali’nin bu sözleri söylediği iddiasının soruşturma kapsamında araştırılması gerektiğini savunan Karabulut, bu sözlerin kimden kaynaklandığının da ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti.
“İki erkek DNA’sı bir yıl sonra açıklandı”
Dosyanın önemli başlıklarından birinin Adli Tıp raporları olduğunu belirten Karabulut, Rojin Kabaiş’in bedeninde iki erkeğe ait DNA tespit edildiğini söyledi.
Karabulut, bu DNA'ların tespitinden yaklaşık bir yıl sonra Rojin’in bedeninin hangi bölgesinde bulunduğunun açıklandığını ileri sürerek, bunun soruşturmanın seyrini etkilediğini savundu.
“Bildiğin bir şeyi sen bir yıl sonra açıklıyorsan, soruşturmanın seyrini ve suçun vasfını değiştirmeye yönelik bir davranıştır” diyen Karabulut, Adli Tıp Kurumu’nun raporlarına yönelik ciddi eleştirilerde bulundu.
Karabulut, “Bizim gözümüzde Adli Tıp Kurumu şüphelidir. Raporlarına itibar edilmez” dedi.
Avukat, baba ve Van Barosu’ndaki meslektaşlarının yürüttüğü mücadelenin ardından intihar algısının kırıldığını ve dosyada cinayet şüphesi yönünden daha etkin bir soruşturma yürütülmeye başlandığını düşündüklerini söyledi.
Olay günü bölgeye giden 11 araç yeniden araştırılacak
Karabulut, soruşturmanın ilk döneminde araçlar konusunda da yeterli araştırma yapılmadığını savundu.
PTS ve kamera kayıtlarında Van içerisinde binlerce aracın tespit edildiğini belirten Karabulut, Bardakçı köyüne 214 aracın giriş çıkış yaptığının belirlendiğini, ancak araçların yalnızca görsel olarak incelendiğini söyledi.
“Rojin Kabaiş'e eşine benzeyen bir kişi görmedik” şeklindeki değerlendirmeyi eleştiren Karabulut, olası bir failin Rojin’i görünür şekilde araç içerisinde taşımasının beklenemeyeceğini belirtti.
Bu nedenle kaybolduğu gün ile 15 Ekim arasında PTS kayıtlarının yeniden incelenmesini, araç sürücülerinin tespit edilmesini, sürücülerin telefonlarına el konulmasını, HTS ve baz kayıtlarının incelenmesini ve DNA örneklerinin alınmasını talep ettiklerini söyledi.
Karabulut, bu taleplerinin savcılık tarafından kabul edildiğini ve araştırmaların sürdüğünü açıkladı.
Cesedin bulunmasından 5 gün önce beyaz sunrooflu araç
Karabulut, dosyada pazartesi günü inceledikleri bir tutanağın dikkatlerini çektiğini belirterek, 10 Ekim 2024 tarihli tutanağa işaret etti.
Rojin’in cesedinin bulunmasından beş gün önce hazırlanan tutanakta, saat 19.45 sıralarında Bardakçı köyünde beyaz sunrooflu bir aracın kamera kayıtlarına yansıdığını belirten Karabulut, aracın sahile indiğinin ve daha sonra Bardakçı köyünün farklı noktalarında hareket ettiğinin tespit edildiğini söyledi.
Aynı zaman diliminde bölgede 11 farklı aracın daha tespit edildiğini aktaran Karabulut, bu araçların sürücülerinin ve olayla bağlantılarının araştırılmasını istediklerini açıkladı.
Karabulut, “Siz bu araçları tespit edeceksiniz, araç sürücülerini tespit edeceksiniz. Bu kişilerin HTS ve baz kayıtlarını alacaksınız, DNA'larını alacaksınız. Bu skandaldır. Böyle bir araştırma şekli skandaldır” dedi.
Bu 11 araçla ilgili sürücülerin tespit edilmesi, DNA örneklerinin alınması, HTS ve baz kayıtlarının incelenmesi yönündeki taleplerinin de savcılık tarafından kabul edildiğini söyledi.
Bardakçı-Mollakasım hattı yeniden incelenecek
Avukatlar, Rojin’in kaybolduğu Bardakçı köyü ile cansız bedeninin bulunduğu Mollakasım, Çarpanak Adası ve güzergâhtaki diğer yerlerde yeniden inceleme yapılmasını da talep etti.
Karabulut, bölgede bulunan materyaller üzerinde DNA incelemesi yapılmasını ve olay yeri incelemelerinin tekrarlanmasını istediklerini söyledi.
Rojin’e ait terliğin hâlâ bulunmadığını belirten Karabulut, Bardakçı, Mollakasım ve Çarpanak Adası'nda yeniden araştırma yapılmasının önemine dikkat çekti.
İHA ve helikopter kayıtları istendi
Rojin’in kaybolmasından iki gün sonra, 29 Eylül’de İHA ve helikopterlerle bölgede arama yapıldığını hatırlatan Karabulut, aramalara ilişkin kayıtların da soruşturma dosyasına kazandırılmasını istediklerini söyledi.
Türk Silahlı Kuvvetleri’ne müzekkere yazılması yönündeki taleplerinin kabul edildiğini belirten Karabulut, ancak henüz müzekkereye yanıt gelmediğini ve sürecin takipçisi olduklarını ifade etti.
Meta’dan ayrıntılı talep istendi
Karabulut, Rojin’in kaybolduğu döneme ilişkin WhatsApp, Instagram ve Facebook üzerinden yapılan yazışmaların araştırılması amacıyla Meta şirketine de müzekkere gönderildiğini söyledi.
Meta’nın daha ayrıntılı bilgi talep ettiğini aktaran Karabulut, savcılığın bunun üzerine şirkete yeniden yazı gönderdiğini ve cevabın beklendiğini belirtti.
Cinsel suç dosyaları da araştırılacak
Avukatlar, Bardakçı ve Mollakasım çevresinde daha önce cinsel suçlara karışmış kişilerin de araştırılmasını talep etti.
Karabulut, bu bölgelerde cinsel suçlar nedeniyle hakkında işlem yapılmış veya takipsizlik kararı verilmiş kişilerin dosyalarının incelenmesini istediklerini söyledi.
“Kriminal kişiliklerin veyahut cinsel suça bulaşmış olan kişilerin dosyalarını talep ettik” diyen Karabulut, bu kişilerin tespit edilmesinin ardından olay tarihinde bölgede bulunup bulunmadıklarının HTS ve baz kayıtları üzerinden araştırılmasını istediklerini belirtti.
Bu taleplerinin de savcılık tarafından kabul edildiğini ve araştırmaların devam ettiğini açıkladı.
Rektör ve Vali hakkında talepler reddedildi
Toplantının önemli başlıklarından biri de Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü hakkındaki iddialar oldu.
Karabulut, Rektör hakkında kamuoyunda ve sosyal medyada çeşitli iddialar bulunduğunu belirterek, somut delil ve kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmadığı sürece kimseyi suçlamamak gerektiğini söyledi.
Ancak Rojin’in babasının beyanları ve Rektör’ün sessizliği nedeniyle bazı şüphelerin ortaya çıktığını savunan Karabulut, Rektör’ün DNA örneğinin alındığını ve 15 Mayıs tarihinde bu örneğin uyuşmadığının kendilerine bildirildiğini söyledi.
Karabulut, DNA örneği alınması üzerinden yaptığı hukuki değerlendirmede, Rektör hakkında bazı soruşturma işlemlerinin yapılmasını talep ettiklerini ancak taleplerinin savcılık tarafından reddedildiğini açıkladı.
Vali ve bazı kamu görevlileriyle ilgili taleplerinin de reddedildiğini belirten Karabulut, Rektörlük hakkında idari soruşturmanın devam ettiğini ve bu soruşturmanın takipçisi olduklarını söyledi.
Nizamettin Kabaiş: “Ben 54 yaşındayım, ne görmüşsem onu söylüyorum”
Toplantıda Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş de Rektör hakkında çeşitli iddialarda bulundu.
Kabaiş, Rojin’in otopsisi sırasında Rektör’ün otopsi salonuna girdiğini, yaklaşık 8 saat boyunca bölgede bulunduğunu ve savcıyla özel bir odada görüştüğünü öne sürdü.
Kabaiş, “Ben 54 yaşındayım. Ne görmüşsem onu söylüyorum. Kimseyle düşmanlığım yok. Herhangi bir kurumla derdim yok. Herhangi bir şahısla derdim yok. Sadece benim evladımın başına ne geldi? Kim katletti? Kim delilleri karartıyor?” ifadelerini kullandı.
Rektör’ün gazetecilerin çalışmalarını engellediğini, öğrencilerin protestoları sırasında emniyetin üniversiteye çağrıldığını da ileri süren Kabaiş, Adalet Bakanlığı’nın Rektör hakkında soruşturma başlatması gerektiğini savundu.
Kabaiş, “Rojin için tek bir adım ileri atsaydı, ‘Biz katilleri beraber bulalım’ deseydi bugün bunlar bile olmazdı” dedi.
“İlk bir yılda soruşturma özensiz yürütüldü”
Toplantının sonunda Karabulut, dosyanın özellikle ilk bir yıllık bölümünde yeterince etkin araştırılmadığı yönündeki görüşlerini yineledi.
10 Temmuz’dan bu yana yaklaşık 30 farklı hususta başvuruda bulunduklarını belirten Karabulut, 23 başvuru dışındaki taleplerinin büyük bölümünün kabul edildiğini ve araştırmaların sürdüğünü söyledi.
Karabulut, cinayet şüphesi yönünden soruşturmanın artık daha etkin yürütüldüğünü düşündüklerini belirterek, “Umarım devam eder, daha etkin bir şekilde devam eder” dedi.
Avukatlar, dosyanın aydınlatılması için yaptıkları başvuruların ve savcılık tarafından yürütülen araştırmaların takipçisi olacaklarını belirtti.




