Van’da son dönemde yaban hayvanlarının şehir merkezlerinde ve yerleşim alanlarına yakın bölgelerde daha sık görülmesi kamuoyunda tartışmalara yol açtı. Son günlerde medyada “kurt indi”, “ayı indi”, “tilki indi” başlıklarıyla sıkça yer alan bu görüntüler, hayvan hakları ve ekolojik denge açısından önemli soruları da beraberinde getirdi.

Yaban hayvanları neden şehir merkezlerine iniyor? Bu durum hayvanların suçu mu, yoksa bozulan doğa düzeninin bir sonucu mu? İnsan faaliyetleri ekosistemi nasıl etkiliyor? Avcılık, habitat kaybı ve sokak hayvanlarının toplanması bu sürecin neresinde duruyor? Habercilikte kullanılan dil, yaban hayvanlarını hedef hâline getiriyor mu?

Feqîyê Teyran Derneği Başkanı Muammer Takıs, yaban hayvanlarının kentlere inmesinin temel nedeninin ekolojik dengenin bozulması olduğunu belirterek, insanların doğaya yeterince hassas davranmamasının hayvanların besin ve suya erişimini zorlaştırdığını söyledi.

“Hayvanlar yeme ve içme ihtiyaçlarını karşılayamadıkları zaman mecburen şehir merkezlerine iniyor” diyen Takıs, geçmişte doğadaki hayvan popülasyonunun daha dengeli olduğunu, ancak bugün bu dengenin ciddi biçimde sarsıldığını ifade etti.

Van’da Yazın En Çok İlgi Gören Noktalarından Biri Oldu!
Van’da Yazın En Çok İlgi Gören Noktalarından Biri Oldu!
İçeriği Görüntüle

“Sokak hayvanlarının toplanması yaban hayatını etkiliyor”

Takıs, sokak hayvanlarının toplanmasının da yaban hayvanlarının kentlere inmesinde etkili faktörlerden biri olduğunu belirterek, geçmişte ölen hayvanların doğada bırakıldığını ve bunun yaban hayvanları için bir besin döngüsü oluşturduğunu söyledi. Ayrıca sokak köpeklerinin sürü hâlindeyken kurtlar gibi yaban hayvanlarını caydırıcı bir rol oynadığını vurgulayan Takıs, Van’da sokak köpeklerinin neredeyse tamamen ortadan kalkmasının yeni riskler doğurduğunu ifade etti.

“Dağlara besin bırakmak mümkün”

Yaban hayvanları için önleyici çözümlerin mümkün olduğunu savunan Takıs, dağlık alanlara düzenli besin bırakılmasının etkili olabileceğini söyledi. Bu uygulamanın yalnızca kurtlar için değil, kartallar, yaban keçileri ve birçok kuş türü için de hayati önemde olduğunu belirten Takıs, tarihsel ve kültürel örneklere de dikkat çekti. Geçmişte kuşlar için buğday bırakıldığını hatırlatan Takıs, Hz. Ömer’e atfedilen rivayetlerde bile doğadaki canlıların aç kalmaması için benzer uygulamalara yer verildiğini söyledi.

“Herkes elini taşın altına koymalı”

Sorunun yalnızca kamu kurumlarının değil, sivil toplumun ve yerel yönetimlerin de ortak sorumluluğu olduğunun altını çizen Takıs, belediyeler arasında koordinasyonun güçlendirilmesi ve rehabilitasyon merkezlerinin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Hayvan haklarının yalnızca hayvan derneklerinin değil, tüm sivil toplum kuruluşlarının gündeminde olması gerektiğini belirten Takıs, “Biz bu hayvanlarla birlikte yaşamak zorundayız, onlar bizim ortak paydaşımız” dedi.

“Medyanın rolü çok önemli”

Takıs, medyanın bu süreçte belirleyici bir rol oynadığını belirterek, yaban hayvanlarının şehir merkezlerine inmesinin “tehdit” ya da “tehlike” diliyle sunulmasının yanlış olduğunu söyledi. Yanlış dilin yanlış politikaları beslediğini vurgulayan Takıs, doğru haberciliğin çözüm yollarını görünür kılabileceğini ifade etti.

“Eğitim olmazsa sorun büyür”

Hayvanlara yaklaşım konusunda eğitimin temel bir ihtiyaç olduğunu dile getiren Takıs, tekil olaylar üzerinden tüm hayvanların suçlanmasının yanlış olduğunun altını çizdi.

Muhabir: YASEMİN DİKİCİ