Dilin yalnızca iletişim kurmaya yarayan bir araç değil, aynı zamanda bir toplumun kültürünü, geçmişini ve ortak hafızasını taşıyan temel unsurlardan biri olduğu belirtiliyor. Anadilin gündelik yaşamda kullanım alanlarının daralması ise dilin yeni kuşaklara aktarılması konusunda çeşitli tartışmaları beraberinde getiriyor. Van’da Kürtçe eğitimi veren atölyeler de bu aktarımın sürdürülmesi için çalışmalar yürütüyor.
Kurdigeh Dil Atölyesi Kürtçe dil eğitmeni Zeki İtah, Kürtçe kurslarına yönelik talebi, kursiyerlerin öğrenme amaçlarını, atölyelerin karşılaştığı sorunları ve anadilin toplumsal yaşamdaki yerini değerlendirdi. İtah, Kürtçeye yönelik ilginin istenilen düzeyde olmadığını belirterek hem dil kurumlarının çalışmalarını hem de toplumun anadile yaklaşımını eleştirdi.

“Kendimizi dil için seferber etmiyoruz”
Kürtçe atölyelerine yönelik talebin yeterli olmadığını düşündüğünü söyleyen İtah, dil kurumlarının mevcut çabalarının daha kapsamlı hale getirilmesi gerektiğini ifade etti. Kürtçenin toplumsal yaşamda daha fazla kullanılması gerektiğini belirten İtah, şöyle konuştu:
“Kürtlerin bu kadar asimile olmuş bir dönemde kendi dillerine sahip çıkmaları çok düşük bir seviyede. Elbette bunda bizlerin, yani dil kurumlarının büyük eksiklikleri ve yetmezlikleri var. Emek veren, çabalayan birçok arkadaşımız olmasına rağmen yine de genel anlamda yeterli çabayı gösteremiyoruz. Kendimizi dil için gerçek anlamda seferber etmiyoruz. Dilimizin geliştirilecek o kadar çok yönü varken kendimizi sadece birkaç atölyeyle sınırlı bırakıyoruz.”
Kürtçenin daha fazla talep görmesi için toplumda gündelik kullanım alanlarının genişlemesi gerektiğini dile getiren İtah, dilin yalnızca öğrenme atölyeleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı.
İtah, “Kürtçenin talep görmesi için Kürtçenin toplumda karşılık bulması gerekiyor. Yani pazar dili olmalı ve insanlar Kürtçeyi toplumda kullanabilmeli. Eğer böyle olursa talepler olur. Yoksa hobiden öteye gitmez” dedi.

Avukatlar, öğretmenler ve doktorlar da öğreniyor
Atölyelere katılanların farklı meslek gruplarından ve yaşlardan oluştuğunu belirten İtah, kursiyerlerin önemli bir bölümünün insanlarla daha sağlıklı iletişim kurabilmek amacıyla Kürtçe öğrenmek istediğini söyledi.
Atölyelere hiç Kürtçe bilmeyen kişilerin de katıldığını aktaran İtah, öğrenme motivasyonunun yalnızca kişisel merakla sınırlı olmadığını belirtti.
İtah, “Avukatlar, öğretmenler, doktorlar ve farklı kurumlarda çalışan insanlar atölyelerimize geliyor. Çünkü insanlarla daha iyi iletişim kurmak istiyorlar. Avukatlar müvekkilleriyle, öğretmenler velileriyle, doktorlar hastalarıyla daha iyi iletişim kurmak ve daha iyi hizmet vermek için öğrenme ihtiyacı duyuyorlar” ifadelerini kullandı.
Kursiyerlerin yaş aralığına ilişkin standart bir sınırlama yapmanın doğru olmayacağını söyleyen İtah, her yaş grubundan katılımcıların bulunduğunu belirtti.

“Dil bir kimliktir, bir varoluştur”
Kürtçenin gelecek kuşaklara aktarılmasında dil atölyelerinin önemli bir işlev gördüğünü ifade eden İtah, bu kurumlarda yalnızca alfabe ve dil bilgisi öğretilmediğini, aynı zamanda kültürel bir bilinç oluşturulduğunu söyledi.
Atölyelerin dillerin unutulmasına karşı bir engel oluşturduğunu dile getiren İtah, dil ile toplumsal hafıza arasındaki ilişkiye dikkat çekti.
İtah, “Dil bir kimliktir. Bu sadece bir kelime ya da bir cümle değil. Bu gerçekten bir varoluştur. Dil, bir toplumun kültürünü koruma aracıdır. Kürtçe senin toplumsal anlamda kimliğini, benliğini yansıtır. Anadilde bir toplumsal hafıza ve ruh vardır. Dil sadece bir araç değil, senin geçmişini ve toplumunu temsil ediyor” diye konuştu.
Kürtçe atölyeleri hangi sorunlarla karşılaşıyor?
Kürtçe eğitim çalışmalarının önündeki engellerin yalnızca kursiyerlerin ilgisiyle sınırlı olmadığını belirten İtah; ekonomik yetersizlikler, kaynak materyal eksikliği ve dil kurumlarının desteklenmesi konularına dikkat çekti.
Geçmişten bugüne uygulanan politikaların da dil çalışmalarını etkilediğini savunan İtah, bu alandaki sorunların sürdüğünü öne sürdü. Dil kurumlarının yeterli bütçeye sahip olmamasının hem eğitim olanaklarını hem de usta öğreticilerin çalışma koşullarını olumsuz etkilediğini söyledi.
İtah, “Ekonomik sorunlar, dil kurumlarına bütçe ayrılmaması, dilin ikinci sınıf muamelesi görmesi ve kaynak materyal olmayışı gibi birçok sorunla karşı karşıyayız. İnsanlar yeterince iyi imkânlara sahip olamayınca dili de iyi bir şekilde öğrenemiyorlar. Bu durum usta öğreticileri de olumsuz etkiliyor. En çok da ekonomik sıkıntılar usta öğreticiler için bir sorunlar silsilesi haline geliyor” dedi.

Çocuk atölyeleri her dönem düzenlenecek
Kurdigeh Dil Atölyesi’nde çocuklara yönelik çalışmaların da sürdüğünü belirten İtah, çocuk atölyelerinin daha önce yalnızca yaz aylarında yapıldığını, bundan sonra ise her dönem düzenlenmesinin planlandığını açıkladı.
Çocukların erken yaşta anadilleriyle buluşmasının dilin gelecek kuşaklara aktarılması açısından önem taşıdığını ifade eden İtah, bu çalışmaların yaygınlaştırılmasını hedeflediklerini söyledi.
“Kürtçe anayasal ve yasal statü kazanmalı”
Yetkililere çağrıda bulunan İtah, Kürtçenin anayasal ve yasal düzeyde resmî statü kazanması gerektiğini savundu. Dil meselesinin temel bir insan hakkı olduğunu belirten İtah, farklı dillerin tanınmasının toplumsal birlikteliğe katkı sağlayacağını ifade etti.
İtah, “Kürtçe bir an önce anayasada ve yasada resmileşmeli, bir statü kazanmalı. Türkiye bu dil meselesini artık gündeminden çıkarmalı. İnsanların diliyle, kültürüyle uğraşmamalı; vatandaşlarını bilime, farklı konulara ve dillere yönlendirmeli. Bu dili resmileştirmek ülkeyi küçültmez, parçalamaz; aksine büyütür ve birleştirir. Bu bir sorun değil, temel insani bir haktır” diye konuştu.





