Van Gölü’nde kirliliğin azaltılması amacıyla 2021 yılında başlatılan dip çamuru temizliği çalışmaları tartışılmaya devam ediyor. Van merkezde sürdürülen çalışmaların yanı sıra Tatvan’da da benzer uygulamaların gündeme gelmesiyle birlikte, dip çamurunun hangi yöntemle çıkarıldığı, nerelerden alındığı ve çıkarılan malzemenin nasıl bertaraf edildiği soruları yeniden gündeme geldi.

Çevre mücadelesini yaklaşık 25 yıldır sürdüren Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP) Genel Sekreteri Ali Kalçık, Van Gölü’ndeki dip çamuru çalışmalarına ilişkin değerlendirmesinde, herhangi bir kurumu hedef almak yerine uygulamaların bilimsel ve ekolojik sonuçlarının sorgulanması gerektiğini söyledi.

"Kirlilik 150-200 metrede mi bitiyor?"

Van merkezde yürütülen çalışmalarda kıyıdan göle doğru taş ve dolgu malzemeleriyle geçici yollar oluşturulduğunu belirten Kalçık, iş makineleriyle bu yolların çevresindeki çamurun çıkarıldığını ifade etti.

Çalışmaların gözlemlenen bazı bölgelerde kıyıdan göle doğru yaklaşık 150-200 metrelik bir alanda yoğunlaştığına dikkat çeken Kalçık, kirliliğin bu mesafeyle sınırlı olup olmadığının açıklanması gerektiğini söyledi.

Gölün daha açık kesimlerinde ve daha derin bölgelerinde sediment kirliliğinin araştırılıp araştırılmadığının kamuoyuna açıklanmasını isteyen Kalçık, kirlenmiş tabakanın yayılımı ve kalınlığının hangi bilimsel ölçümlerle tespit edildiğini sordu.

Kalçık, “Çalışmanın sınırını iş makinelerinin erişebildiği alan değil, kirliliğin dağılımı ve ekolojik değerlendirme belirlemelidir” dedi.

"Milyonlarca metreküp çamur nereye gidiyor?"

Dip çamuru çalışmalarında en önemli tartışma başlıklarından birinin de gölden çıkarılan malzemenin akıbeti olduğunu belirten Kalçık, 29 Temmuz 2026 tarihinde basına yansıyan verilere göre Van’daki çalışmalarda o tarihe kadar 2 milyon 165 bin metreküp dip çamuru ve balçığın çıkarıldığının bildirildiğini hatırlattı.

Kalçık, bu miktardaki malzemenin hangi alanlara taşındığının, ne kadarının bertaraf edildiğinin, ne kadarının depolandığının ve dolgu amacıyla kullanılıp kullanılmadığının belgeleriyle birlikte açıklanmasını istedi.

Van’da tarihi buluşma! Dünyanın dört bir yanından geldiler, barış mesajı verdiler
Van’da tarihi buluşma! Dünyanın dört bir yanından geldiler, barış mesajı verdiler
İçeriği Görüntüle

Çıkarılan malzemenin analizlerinin yapılıp yapılmadığının da kamuoyuna açıklanması gerektiğini belirten Kalçık, “Gölden çıkarılması, çamurun kendiliğinden zararsız hale geldiği anlamına gelmez” değerlendirmesinde bulundu.

Kalçık, özellikle dip çamurunun sahile dökülmesi veya çeşitli dolgu alanlarında kullanılması söz konusuysa, malzemenin çevresel açıdan uygunluğunun analizlerle ortaya konulması gerektiğini vurguladı.

5942596255345217324 (1)-2

"Temizlik çamuru çıkarmakla bitmiyor"

Dip çamurunun gölden çıkarılmasının tek başına çevre temizliği olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Kalçık, Türkiye’deki farklı uygulamalara dikkat çekti.

Haliç’te taranan malzemenin tesiste susuzlaştırılarak düzenli depolamaya gönderildiğini, İzmit Körfezi’ndeki çalışmalarda ise geotekstil tüplerle susuzlaştırma ve sonrasında karada bertaraf süreçlerinin uygulandığını hatırlatan Kalçık, Van Gölü’nde de çıkarılan malzemenin sonraki aşamalarının bilimsel olarak planlanması gerektiğini söyledi.

Kalçık, “Susuzlaştırma, tek başına zararsızlaştırma değildir” diyerek dip çamurunun analiz edilmeden farklı alanlarda kullanılmasının çevresel risk oluşturabileceği uyarısında bulundu.

"Van Gölü’nün tabanı iş makinelerinin erişimine göre temizlenemez"

TÜRÇEP, göl tabanındaki doğal sediment ile müdahale edilmesi gereken kirlenmiş alanların bilimsel çalışmalarla birbirinden ayrılması gerektiğini belirtti.

Kalçık, bütün göl tabanının kazılmasını savunmadıklarını özellikle vurgularken, hangi alanların temizleneceğinin bilimsel verilerle belirlenmesi gerektiğini ifade etti.

Geçici dolgu yollarının oluşturulmasının da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kalçık, bu uygulamaların kıyı ekosistemi ve göl tabanındaki canlı yaşamına etkilerinin araştırılmasını istedi.

"Tatvan’da aynı hatalar tekrarlanmamalı"

Van’da yıllardır dile getirdikleri yöntem ve malzeme yönetimi konusundaki kaygıların Tatvan’daki çalışmalar açısından da dikkate alınması gerektiğini belirten Kalçık, Van Gölü’nün havza bütünlüğü içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Kalçık; kirlilik haritalarının, yöntem seçiminin gerekçelerinin, dip çamuru analizlerinin, depolama ve bertaraf alanlarının ve denetim sonuçlarının kamuoyuna açıklanmasını istedi.

Bağımsız uzmanların değerlendirmelerinin alınması ve ekoloji örgütleri ile yerel halkın bilgiye erişiminin sağlanması gerektiğini belirten Kalçık, çalışmaların şeffaf biçimde yürütülmesi çağrısında bulundu.

"Kirlilik kaynağında önlenmeden göl temizlenemez"

Dip çamuru temizliğinin tek başına Van Gölü’nü kurtaramayacağını vurgulayan Kalçık, arıtılmamış veya yeterince arıtılmamış atık suların göle ulaşmasının önlenmesi gerektiğini belirtti.

Akarsularla taşınan kirliliğin de kaynağında kontrol altına alınması gerektiğini ifade eden Kalçık, dip temizliği ile birlikte kalıcı kirlilik kaynaklarının ortadan kaldırılmaması halinde göl tabanındaki temizliğin sürdürülebilir olmayacağını söyledi.

Kalçık, Van Gölü’ndeki çalışmaların başarısının yalnızca “kaç metreküp çamur çıkarıldığıyla” ölçülemeyeceğini belirterek, asıl ölçütün kirliliğin azalması, kıyıların korunması ve göldeki canlı yaşamının sürdürülebilmesi olduğunu kaydetti.

Muhabir: YASEMİN DİKİCİ