Van Devlet Tiyatrosu sahnesi, dünya tiyatro edebiyatının önemli eserlerinden biri olan Bernarda Alba’nın Evine ev sahipliği yaptı. İspanyol yazar Federico Garcia Lorca’nın kaleme aldığı oyun, hafta boyunca sahnelenirken tüm seanslarda salon tamamen doldu. Toplam 395 kişilik kapasiteye sahip salonda oynanan 6 temsilin biletlerinin günler öncesinden tükendiği öğrenildi.
Oyunda, kocasının ölümünün ardından beş kızını sekiz yıl sürecek katı bir yas ve baskı düzeni içinde yaşamaya zorlayan otoriter bir annenin hikâyesi anlatılıyor. Kapalı kapılar ardında gelişen olaylar; cinsiyet rolleri, iktidar ilişkileri ve bastırılmış duygular üzerinden ilerlerken, toplumsal baskının insan ruhu üzerindeki etkisini sade ama çarpıcı bir dille sahneye taşıyor.
Kadın İzleyici İçin Güçlü Bir Karşılık Buldu
Temsilleri izleyen birçok seyirci gibi bir kadın izleyici gözüyle bakıldığında oyun, yalnızca bir dönem hikâyesi olmaktan çıkıp bugünle bağ kurabilen bir anlatıya dönüşüyor. Özellikle kadın karakterlerin yaşadığı baskı, kontrol ve görünmeyen sınırlar, izleyenlerin zaman zaman kendinden parçalar bulabileceği sahnelere dönüşüyor.
Oyun, kadınların tarih boyunca yalnızca erkek egemen yapıdan değil, kimi zaman yine kadınlar aracılığıyla sürdürülen baskı mekanizmalarıyla da karşı karşıya kaldığını güçlü ama abartıya kaçmadan anlatıyor. Yazıldığı döneme göre oldukça cesur kabul edilen metnin bugün hâlâ güncelliğini koruması ise seyircinin en çok dikkatini çeken noktalardan biri oldu.
Sahneleme ve Oyunculuk Beğeni Topladı
Sahne tasarımı, müzik kullanımı ve oyunculuk performansları izleyicilerden tam not aldı. Minimal ama etkili sahne dili, hikâyenin ağırlığını desteklerken oyuncuların performansı oyunun temposunu baştan sona canlı tuttu.
Gösterim sonrası salondan çıkan izleyicilerin büyük bölümü oyundan oldukça etkilendiklerini dile getirirken, Van’da tiyatroya olan ilginin her geçen gün arttığı da bir kez daha gözlemlendi.





