Türkiye’de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2025 yılı Haziran ayı verilerine göre ülke genelinde 171 huzurevi bulunuyor. Bu tesislerin büyük bölümü Batı illerinde yer alırken, Doğu illerinde sayı oldukça sınırlı. Van’da ise Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı, 2016 yılında hizmete açılan yalnızca bir huzurevi bulunuyor.

Bizde bu tabloyu Van halkına sorduk. Peki bu durum ekonomik koşullardan mı kaynaklanıyor, yoksa güçlü aile bağları ile mi ilgili? Görüş bildiren yurttaşlar, yaşlı bakımının aile içinde üstlenildiğini, büyükleri huzurevine göndermenin ayıp karşılandığını ve bölgede bu yönde yerleşik bir alışkanlık olmadığını dile getirdi.

“İnsan anne babasını nasıl bırakır?”

Van'ın Geleceği İçin Kritik Öneri: "Çözüm Erek Dağı"
Van'ın Geleceği İçin Kritik Öneri: "Çözüm Erek Dağı"
İçeriği Görüntüle

Mikrafon uzattığımız Memduh Işık isimli yurttaş, Kürt toplumunda aile bağlarının güçlü olduğuna dikkat çekerek, huzurevlerinin kültürel olarak kabul görmediğini söyledi. Işık, “Kürt halkının aile bağları çok kuvvetlidir. Bizde genelde huzurevine gönderme gibi bir şey yoktur. Ben ölürüm de ailemden birini huzurevine göndermem” dedi.

Anne babaların çocuklarını büyütüp emek verdiğini hatırlatan Işık, yaşlılık döneminde onların yalnız bırakılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı: “Onlar bize baktı, bizi büyüttü. Yaşlandıklarında biz onları neden bir yere bırakıp gidelim? İnsan anne babasını nasıl yalnız bırakır, bunu aklım almıyor”

Huzurevlerinin çoğu zaman mecburiyet sonucu tercih edildiğini belirten Işık, kendi çevresinde bunun neredeyse hiç yaşanmadığını aktardı. Aile bağlarının zayıflamasının başka toplumsal sorunları da beraberinde getirdiğini söyleyen Işık, “Yaşlıyı evden koparmak, onu hayattan koparmaktır” diye konuştu.

“Biz varken neden huzurevine bırakalım?”

Bir diğer yurttaş Havin Şahin ise anne babayı huzurevine göndermenin kendileri için söz konusu olmadığını söyleyerek, “Anne babamızı huzurevine göndermeyiz. Biz varken neden ailemizi bir huzurevine bırakalım? Böyle bir şeyi asla doğru bulmuyoruz” şeklinde konuştu.

Aile içinde yaşlıların tüm sorumluluğunun paylaşıldığını belirten Şahin, yeme, içme, giyim ve sağlık dahil her türlü ihtiyacın aile tarafından karşılandığını söyledi. Büyüklerin evde olmasının yük değil, bereket getirdiğini vurgulayan Şahin, “Onlar bizim baş tacımız” ifadelerini kullandı.

Şahin, huzurevlerinin bu bölgede kültürel olarak kabul görmediğini belirterek, yaşlıların aile ortamında kendilerini daha güvende ve değerli hissettiklerini de sözlerine ekledi.

“Büyükler evin direğidir”

Görüşlerine başvurduğumuz bir başka yurttaş Ali Demir ise yaşlıların toplumdaki yerinin tartışılmaz olduğunu dile getirdi. “Yaşlılarımız bizim geçmişimizdir. Onlar olmasa bugün burada olamazdık” diyen Demir, huzurevi fikrinin bu coğrafyada hâlâ yabancı durduğunu ifade etti.

Anne babanın bir yük olarak görülmediğini vurgulayan Demir, “Yaşlandıklarında yanımızda olmaları bir zorunluluk değil, bir vicdan meselesidir” dedi.

Muhabir: YASEMİN DİKİCİ