Van’da gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamalar, medya kuruluşlarına kayyım atanması ve haber sitelerine getirilen erişim engellerine karşı basın açıklaması yapıldı. Sanat Sokağı’nda bir araya gelen gazeteciler, Van milletvekilleri Zülküf Uçar ve Mahmut Dindar, DEM Parti heyeti, Saadet Partisi ve Yeni Parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ile çok sayıda yurttaş, Van Kent Meydanı’na kadar yürüdü.

Yürüyüşün ardından meydanda basın açıklaması yapıldı. Açıklama, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) adına Zeynep Turgut tarafından Kürtçe, İnsan Hakları ve Medya Derneği (İHAMED) adına Ruşen Takva tarafından Türkçe okundu. Açıklamada, gazetecilere yönelik baskıların yalnızca basın çalışanlarını değil, toplumun haber alma hakkını da hedef aldığı vurgulandı.

Whatsapp Image 2026 10 24 At 15.29.34

807351B1 0D92 4487 83Fa 901A197D05A4

5971860371498799037

“Gazetecilik halkın yanında olmaktır”

Basın meslek örgütleri adına yapılan açıklamada, gazeteciliğin iktidarların, siyasilerin ya da sermayenin değil, halkın yanında olması gerektiği belirtilerek, “Artık yeter! Nefes alamıyoruz!” denildi.

Açıklamada; televizyon kanallarına kayyım atanması, haber sitelerine erişim engelleri getirilmesi, gazetecilerin tutuklanması ve sosyal medya hesaplarının kapatılmasının basın özgürlüğünü sınırlandırdığı ifade edildi. Gazetecilerin güvencesiz çalışma koşullarına ve ekonomik sorunlarına da dikkat çekilen açıklamada, bu koşullarda basın özgürlüğünden ve demokrasiden söz edilemeyeceği kaydedildi.

Gazeteciliğin kamusal sorumluluğuna vurgu yapılan açıklamada, işçilerin hak mücadelelerinin, kadınlara yönelik şiddetin, gençlerin sorunlarının, yoksulluğun ve kamu kaynaklarının kullanımının haberleştirilmesinin gazeteciliğin temel görevleri arasında olduğu belirtildi. Gazetecilerin siyasi iktidarın ya da sermayenin çıkarlarını değil, halkın gerçekleri öğrenme hakkını gözetmesi gerektiği ifade edildi.

5971860371498799038

“Gazetecilere yönelik baskı, toplumun haber alma hakkına saldırıdır”

Açıklamada, gazetecilerin iktidarı rahatsız eden sorular sordukları, kamu kaynaklarının kullanımını araştırdıkları, yolsuzluk iddialarını haberleştirdikleri ve toplumsal mücadeleleri görünür kıldıkları için hedef alındığı savunuldu.

Gazetecilerin gözaltı, tutuklama ve ev hapsi gibi uygulamalarla karşı karşıya bırakıldığı, bazılarının işini ve gelirini kaybettiği belirtilen açıklamada, baskı ortamının otosansüre de yol açtığı ifade edildi.

Gazetecilere yönelik baskıların toplumun gerçeklere ulaşma hakkını da etkilediği belirtilerek, “Gazetecinin kalemi kırılırsa toplum da karanlığa mahkûm edilir” denildi.

Van TSO Seçimlerinde Gerginlik Yaşandı
Van TSO Seçimlerinde Gerginlik Yaşandı
İçeriği Görüntüle

5971860371498799034

Medya kuruluşlarına yönelik uygulamalara tepki

Basın açıklamasında, son iki yılda çeşitli televizyon kanallarına kayyım atanması, haber sitelerine erişim engelleri getirilmesi ve medya kuruluşlarının sosyal medya hesaplarının kapatılması eleştirildi. Açıklamada, Flash Haber TV, Ekotürk TV, Habertürk grubu, TELE1 ve Halk TV’nin yanı sıra JINNEWS, Mezopotamya Haber Ajansı ve KAOS GL gibi yayın organlarına yönelik uygulamalar gündeme getirildi.

Evrensel, Kısa Dalga, SolHaber, Yeni Yaşam Gazetesi ve Bianet gibi yayın organlarının sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerine de değinilen açıklamada, yerel medya kuruluşlarının ekonomik zorluklar ve kamu ilanlarının dağıtımındaki adaletsizlikler nedeniyle yayın hayatlarını sürdürmekte güçlük çektiği savunuldu.

Basın meslek örgütleri, gazetecilere yönelik baskılar karşısında sessiz kalınmaması gerektiğini belirterek, gazetecilik mesleğinin farklı siyasi görüşlerden ve kurumlardan bağımsız biçimde dayanışmayı gerektirdiğini vurguladı. Açıklamada, gazetecilerin haber yapma hakkını savunmanın toplumun haber alma hakkını savunmak anlamına geldiği ifade edildi.

Tutuklu gazetecilerin mektupları okundu

Basın açıklamasında, tutuklu gazeteciler Derya Okatan ve Fatih Ergin’in gönderdiği mektuplar da okundu.

Derya Okatan’ın mektubu, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği adına Rabia Önver tarafından okundu. Bakırköy Cezaevi’nde tutuklu bulunan Okatan, mektubunda cezaevinde bulunduğu süreçte Halk TV’ye kayyım atanmasını ve gazeteciler Murat Ağırel ile İsmail Arı’nın tutuklanmasını hatırlatarak, "

Herkese merhabalar. Bakırköy Cezaevi’nde 3’üncü haftamı doldurdum. Ben tutuklandıktan sonra Halk TV’ye kayyım atandı. Meslektaşlarım Murat Ağırel ve İsmail Arı tutuklandı. Cezaevi koşullarında erişemediğim daha kaç soruşturma, gözaltı, tutuklama, erişim engeli oldu bilmiyorum. Ama bu kadar kısa sürede yaşanan saldırılar da gösteriyor ki, basın çok ağır bir saldırı altında. Bu koşullarda meslek örgütlerinin mücadelesini çok kıymetli buluyorum. Dışarıda olsaydım bende kesinlikle sizlerle birlikte sokaklarda olurdum. Biz tutuklu gazetecilerin sesi olan tüm meslektaşlarımıza aynı koğuşta tutulduğumuz Nadiye Gürbüz ile birlikte selamlarımızı iletiyoruz. Dayanışma gösteren herkese teşekkürler" denildi.

Fatih Ergin’in mektubu ise İnsan Hakları ve Medya Derneği adına Kadir Cesur tarafından okundu. Silivri Cezaevi’nden gönderilen mektubunda Ergin, "İnsanların hakikat ile bağını kesmek için gazeteciler hapse atılıyor. Bugün biz gazeteciler bu sebeple hapisteyiz. Birileri gibi halkın parasıyla fon vurgunu yapmak yerine halkın haber alma hakkını savunduğumuz ve yaşattığımız için hapisteyiz.

Gazetecilere sahip çıkmak haber alma hakkına sahip çıkmaktır. Bu hakkı gasp ettirmemek için bizlere sahip çıkan, dayanışma gösteren tüm yurttaşlara selam olsun." dedi.

59718603714987990465971860371498799045-1Hakkarili Anne Ve Oğlu 4 Gün Arayla Hayatını Kaybetti

Muhabir: Yasemin Dikici