VAN HABER

Van’da mide kanseri alarmı: Vakalar neden yüksek? Uzman açıkladı

Van’da halk arasında tuzlu ve salamura gıdaların mide kanserine neden olup olmadığı sıkça konuşuluyor. Bölgede mide kanseri vakalarının fazla görüldüğü yönündeki iddialar da dikkat çekerken, bu söylemlerin doğruluğunu ve risk faktörlerini uzmanına sorduk.

Abone Ol

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) güncel ölüm nedenleri istatistiklerinden derlenen “Türkiye’nin Kanser Haritası” verileri geçtiğimiz aylarda kamuoyuyla paylaşıldı. Açıklanan verilere göre kanser kaynaklı ölümlerin yüksek olduğu iller arasında Van da dikkat çekti. Van, yüzde 18,2 oranıyla Türkiye genelinde 7’nci sırada yer aldı.

Van’da dikkat çeken kanser türlerinden birinin ise mide kanseri olduğu belirtiliyor. Van’ın geleneksel mutfak kültüründe önemli yere sahip olan tuzlu peynir, tuzlu balık, salamura ürünler ve uzun süre saklanan gıdalar bölge halkının sofrasında sıkça yer alıyor.

Halk arasında, yüksek tuz içeren besinlerin aşırı tüketiminin mide sağlığına zarar verebileceği sık sık dile getiriliyor. Bu nedenle bölgede mide kanserinin daha sık görüldüğü de konuşulan konular arasında yer alıyor. Özellikle tuzlu peynir, tuzlu balık ve salamura ürünlerin bu riskle ilişkilendirilip ilişkilendirilmediği ise merak ediliyor. Biz de bu konuyu Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Doç. Dr. Yasin Sezgin’e sorduk.

Doç. Dr. Yasin Sezgin, Van ve çevresindeki illerde mide kanseri görülme sıklığının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğuna dikkat çekerek, hastalığın beslenme alışkanlıkları, genetik yatkınlık, çevresel faktörler ve bazı enfeksiyonların etkisiyle gelişebilen çok faktörlü bir hastalık olduğunu söyledi.

“Tuzlu ve salamura gıdalara dikkat edilmeli”

Bölgede geleneksel olarak tüketilen bazı gıdaların mide sağlığı açısından önem taşıdığını ifade eden Sezgin, özellikle yüksek tuz içeren ürünlerin aşırı tüketilmemesi gerektiğini belirtti. Sezgin, “Tuzlu ve salamura gıdalar mide kanseri açısından önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Tuzlanmış peynirler, turşular ve uzun süre saklanan bazı gıdaların aşırı tüketimi, mide iç yüzeyinde yıllar içinde tahrişe neden olarak kanser riskini artırabilir. Dünya Sağlık Örgütü de yüksek tuz tüketimini mide kanseri açısından önlenebilir risk faktörlerinden biri olarak kabul ediyor” diye konuştu.

Genetik yatkınlığın da önemli olduğunu belirten Sezgin, ailesinde mide kanseri öyküsü bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. Sigara kullanımı, yetersiz sebze-meyve tüketimi ve sağlık kuruluşlarına geç başvurunun da riski artıran etkenler arasında yer aldığını ifade etti.

“Mide kanserine karşı en güçlü silah erken farkındalık”

Mide kanserinin önemli bölümünün alınacak önlemlerle azaltılabileceğini belirten Sezgin, tuz tüketiminin azaltılması, sağlıklı beslenme, sigaranın bırakılması, gerekli durumlarda H. pylori tedavisi ve risk grubundaki kişilerin zamanında kontrol edilmesinin büyük önem taşıdığını kaydetti.

Sezgin, “Toplum olarak mide kanserini ne kadar erken fark eder ve önlemleri ne kadar erken alırsak, o kadar fazla insanın hayatını kurtarma şansımız olur. Özellikle Van ve çevresinde farkındalığın artırılması gelecekte hastalık yükünün azalmasına katkı sağlayacaktır” şeklinde konuştu.

“Mide kanseri çoğu zaman sessiz ilerliyor”

Mide kanserinin belirtilerinin günlük hayatta sık karşılaşılan basit sindirim sorunlarıyla karıştırılabildiğini belirten Sezgin, hastalığın başlangıç aşamasında fark edilmesinin zor olabileceğinin altını çizdi.

Sezgin, “Mide kanseri, çoğu zaman erken dönemde belirgin bir belirti vermeden ilerlediği için sinsi seyreden kanser türlerinden biridir. Hastalık başlangıçta mide ağrısı, hazımsızlık, şişkinlik veya erken doyma hissi gibi şikâyetlerle ortaya çıkabilir. Bu yakınmalar bazen basit bir sindirim problemi olarak görülüp uzun süre ihmal edilebiliyor” diye konuştu. Uzun süren veya tekrarlayan mide şikâyetlerinin mutlaka uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Sezgin, erken başvurunun tedavi sürecinde büyük önem taşıdığını ifade etti.

“H. pylori bakterisi önemli risk faktörlerinden biri”

Mide kanserinde Helicobacter pylori (H. pylori) bakterisinin de önemli bir risk faktörü olduğunu vurgulayan Sezgin, bu bakterinin mide dokusunda uzun süreli iltihaba neden olabileceğini anlattı. Sezgin, “H. pylori bakterisi mideye yerleşerek yıllar içinde kronik iltihaba yol açabilir ve bazı kişilerde kanser gelişimine zemin hazırlayabilir. Ancak bu bakteriyi taşıyan herkes mide kanseri olmaz. Risk taşıyan kişilerin belirlenmesi ve gerekli durumlarda tedavisinin yapılması önemlidir” ifadelerini kullandı.

“Erken tanı hayat kurtarıyor”

Mide kanserinde en sık görülen belirtilerin mide ağrısı, hazımsızlık, erken doyma hissi, iştahsızlık ve açıklanamayan kilo kaybı olduğunu belirten Sezgin, ilerleyen dönemlerde bulantı, kusma, kansızlık ve halsizlik gibi şikâyetlerin de görülebileceğini ifade etti: “Özellikle gece uykudan uyandıran mide ağrısı, kanama, sürekli kusma, kısa sürede yaşanan kilo kaybı veya ilaçlara rağmen geçmeyen mide sorunlarında zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. Mide kanseri erken evrede tespit edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksektir. Ancak bölgemizde hastalarımızın önemli bir kısmı ileri evrede başvuruyor. Bu durum tedaviyi zorlaştırabiliyor” diyerek konuşmasını sonlandırdı.