Yeni eğitim öğretim yılı başlarken öğrenciler için okul heyecanı yeniden başlarken, aileler açısından ise aynı dönem artan kırtasiye, giyim ve eğitim giderleriyle başlıyor. Türkiye genelinde yükselen hayat pahalılığı, Van gibi gelir düzeyinin düşük olduğu kentlerde eğitim masraflarını aile bütçesinin en ağır kalemlerinden biri haline getiriyor. Kırtasiye malzemelerinden okul kıyafetlerine, ayakkabıdan yardımcı kaynaklara kadar uzanan giderler, özellikle dar gelirli ve çok çocuklu aileleri yeni eğitim yılı öncesinde ciddi bir ekonomik baskıyla karşı karşıya bırakıyor. Eğitim Sen Van Şube Eş Başkanı Murat Atabay, eğitim giderlerinin artık ailelerin temel harcamaları arasında yer aldığını belirterek, ekonomik krizin eğitim alanındaki etkisinin giderek ağırlaştığını söyledi.

Atabay, yalnızca okul masraflarında değil, temel gıda ve giyim ihtiyaçlarında da ciddi fiyat artışları yaşandığını belirterek, öğrencilerin kırtasiye ve giyim giderlerinin geçen yıla göre sürekli arttığını ifade etti.
Okul ihtiyaçlarının artık kira, elektrik ve su gibi temel giderlerle aynı kategoriye girdiğini söyleyen Atabay, özellikle dar gelirli ve çok çocuklu ailelerde eğitim masrafının neredeyse bir kira giderine ulaşabildiğini dile getirdi. Van’da gelir düzeyi yüksek ailelerin oldukça sınırlı olduğunu belirten Atabay, düzenli geliri olmayan veya asgari ücret düzeyinde gelirle yaşamını sürdürmeye çalışan ailelerin çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak için sürekli tasarrufa gitmek zorunda kaldığını söyledi.
“Ayakkabısını bir yıl daha giysin”
Ekonomik koşulların aileleri çocuklarının ihtiyaçlarını ertelemeye ittiğini belirten Atabay, yaşanan tabloyu şu sözlerle anlattı:“Ayakkabısını bir yıl daha giysin, kıyafeti varsa terziye gönderelim, bir yıl daha giysin diyerek yeni bir şey almaktan ziyade en asgari düzeyde ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorlar.”Atabay’a göre bu tablo yalnızca ekonomik bir sorun değil. Çocukların okul yaşamındaki psikolojisini ve eğitim süreçlerini de doğrudan etkiliyor.
“Çocuklarda yoksunluk hissi oluşuyor”
Dar gelirli ailelerin çocuklarının okulda ekonomik farklılıkları daha görünür biçimde yaşadığını ifade eden Atabay, öğrencilerin arkadaşlarında bulunan ancak kendilerinin sahip olamadığı kıyafet, ayakkabı veya eğitim materyallerinin çocuklarda yoksunluk hissi oluşturduğunu söyledi.
Bu durumun çocukların psikolojik durumunu, akademik başarısını ve sosyal gelişimini olumsuz etkileyebildiğine dikkat çeken Atabay, ekonomik eşitsizliğin eğitim alanındaki sonuçlarından birinin de okul terkleri olduğunu belirtti. Atabay, bu durumdan en fazla dezavantajlı ve dar gelirli ailelerin çocuklarının etkilendiğini vurguladı.
"Van ile büyükşehirlerin çocukları aynı koşullarda değil"
Eğitimde yalnızca “fırsat eşitliği” kavramının kullanılmasının yeterli olmadığını savunan Atabay, “eğitim eşitliği” kavramının esas alınması gerektiğini söyledi. Atabay, herkese aynı fırsatları sunmanın tek başına eşitlik yaratmadığını belirterek, çocukların yaşadığı bölgenin ve ailelerinin sosyoekonomik koşullarının da dikkate alınması gerektiğini ifade etti.“Van zaten Türkiye’nin birçok bölgesine göre dezavantajlı bir durumda. Buna bir de ailelerin sosyoekonomik koşulları eklendiğinde ciddi bir eşitsizlik ortaya çıkıyor. Ankara Çankaya’daki veya İstanbul’un merkezi bir bölgesindeki bir çocukla Van’daki çocuğun eğitim olanakları aynı değil. Van içinde de sosyoekonomik duruma göre ciddi farklılıklar bulunuyor.”
“Eğitimde fırsat değil, eşitsizlik var”
Atabay, ekonomik koşulların eğitim olanaklarını belirlediği bir sistemde gerçek anlamda eğitim eşitliğinden söz edilemeyeceğini belirtti.
Devletin sosyal devlet olmanın gereği olarak eğitimi parasız, kamusal ve herkes için erişilebilir hale getirmesi gerektiğini ifade eden Atabay, piyasa merkezli ve sınav odaklı eğitim sisteminin mevcut eşitsizlikleri daha da derinleştirdiğini savundu.“Piyasa merkezli, özelleştirmeye ve özel teşviklere dayalı, sınav odaklı bir eğitim sistemi içerisinde eğitim eşitsizliğini ortadan kaldırmak mümkün değil.”
"Sınav sistemi aileleri ek kaynak almaya zorluyor"
Atabay’ın dikkat çektiği bir diğer nokta ise Milli Eğitim Bakanlığı’nın ücretsiz ders kitapları ile sınav sistemi arasındaki uyumsuzluk. LGS ve YKS gibi sınavlarda öğrencilerden yüksek başarı beklenirken, yalnızca Bakanlık tarafından dağıtılan ders kitaplarının sınavlara hazırlık açısından yeterli olmadığı görüşünün aileleri ek kaynak almaya yönlendirdiğini belirten Atabay, bunun da eğitim maliyetini artırdığını söyledi.
Bu durumun öğretmenler açısından da bir baskı yarattığını ifade eden Atabay, sınav başarısının öğretmenin başarısıyla özdeşleştirildiğini ve bunun sonucunda öğrencilerin ve öğretmenlerin ek kaynaklara yönlendirildiğini dile getirdi.
“Eğitim masrafları çocuk işçiliğini ve okul terklerini artırıyor”
Eğitim giderlerinin karşılanamamasının yalnızca okul başarısını değil, çocukların eğitim sisteminde kalıp kalamayacağını da etkilediğini belirten Atabay, özellikle çok çocuklu ve dar gelirli ailelerde ekonomik yükün ağırlaştığını söyledi.
Atabay, eğitim maliyetlerinin azaltılmaması halinde okul terklerinin, çocuk işçiliğinin ve erken yaşta evlilik riskinin artabileceği uyarısında bulundu.
“Devlet öğrencinin bütün eğitim masraflarını karşılamalı”
Eğitim Sen olarak temel taleplerinin parasız, nitelikli ve eşit eğitim olduğunu vurgulayan Atabay, devletin eğitim harcamalarında önceliği doğrudan öğrenciye vermesi gerektiğini söyledi.
Atabay, ders kaynaklarının yeterli ve nitelikli olması, öğrencilerin ek kaynak almaya mecbur bırakılmaması ve giyim başta olmak üzere temel eğitim giderlerinin kamu tarafından karşılanması gerektiğini belirtti.Eğitim bütçesinin yalnızca okul binası, personel, bakım ve onarım gibi kalemler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Atabay, öğrenci başına ayrılan kaynağın açık biçimde ortaya konulmasını istedi“Bina yaptık, eğitime bütçe ayırdık demekten ziyade, ‘öğrenci başına şu kadar bütçe ayırdık’ denilmesi ve bunun verisinin kamuoyuyla paylaşılması gerekiyor.”




