Van’da psikolojik danışman ve rehber öğretmenlerin çocuk ihmali, istismar, şiddet ve kendine zarar verme riski gibi hassas durumlarda yürüttüğü bildirim süreçleri, eğitim emekçilerinin güvenliği tartışmasını yeniden gündeme getirdi. Okullarda öğretmenlerin karşılaştığı sorunlar her geçen gün farklı bir boyut kazanırken, psikolojik danışmanlar ve rehber öğretmenler görevlerinin niteliği gereği çocuk ihmali ve istismarı, şiddet, kendine zarar verme riski ve benzeri son derece hassas durumlarla da karşılaşabiliyor. Eğitim Sen Van Şubesi PDR Komisyonu, bildirim yapan rehber öğretmenlerin veli ve üçüncü kişilerle karşı karşıya bırakılmaması gerektiğini belirterek Milli Eğitim Bakanlığı’na ülke genelinde bağlayıcı ve standart bir koruma mekanizması oluşturulması çağrısında bulundu.

Images (50)

Komisyon, çocuğun korunmasının kişisel değil, kamusal ve kurumsal bir sorumluluk olduğunu belirterek, çocuğun üstün yararını gözeterek mesleki ve hukuki sorumluluğunu yerine getiren eğitim emekçisinin bunun sonucunda veli veya üçüncü kişilerle karşı karşıya bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.

“Yönetmelik rehber öğretmene sorumluluk yüklüyor”

MEB Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği’nin 21. maddesinde; ihmal, istismar, intihar ve şiddet gibi zorlu yaşam olaylarında öğrenci, aile ve öğretmenlere psikolojik ve sosyal destek sunulması psikolojik danışmanların/rehber öğretmenlerin görevleri arasında düzenleniyor.

Bunun yanında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 6. maddesi, korunma ihtiyacı olan çocukların ilgili mercilere bildirilmesi konusunda eğitim kuruluşlarına yükümlülük getiriyor.

Kamu görevlileri açısından Türk Ceza Kanunu’nun 279. maddesi de görevle bağlantılı olarak öğrenilen ve kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun yetkili makamlara bildirilmemesini düzenliyor.

Van'da Rojin Dosyasında “İntihar” İddiasına Tepki: Avukatlardan Etkin Soruşturma Çağrısı
Van'da Rojin Dosyasında “İntihar” İddiasına Tepki: Avukatlardan Etkin Soruşturma Çağrısı
İçeriği Görüntüle

Eğitim Sen PDR Komisyonu, bu düzenlemeler nedeniyle bildirim sürecinin tek başına psikolojik danışmanın sorumluluğuna indirgenemeyeceğine dikkat çekti. “Çocuğun korunması kişisel değil, kamusal ve kurumsal bir sorumluluktur.” Eğitim Sen’e göre çocuğun korunma hakkı ile eğitim emekçisinin güvenli çalışma hakkı birlikte savunulması gereken iki temel hak.

Komisyon, mevzuatta eğitim emekçilerini korumaya yönelik hükümler bulunduğunu ancak asıl sorunun bu hükümlerin okul ortamında önleyici, hızlı ve etkili bir güvence mekanizmasına dönüşüp dönüşmediği olduğunu belirtti.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinin işverene çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlama, mesleki riskleri önleme, gerekli tedbirleri alma ve risk değerlendirmesi yapma yükümlülüğü getirdiğini hatırlatan Eğitim Sen, bu yükümlülüğün kamu işyerleri ve kamu çalışanları bakımından da geçerli olduğunu kaydetti.

“Önemli olan şiddet ortaya çıkmadan sorunu çözmektir”

7528 sayılı Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nun 33. maddesine de dikkat çeken Eğitim Sen, eğitim çalışanlarının şiddetten korunmasına ilişkin düzenlemelerin bulunduğunu belirtti.Söz konusu madde kapsamında eğitim çalışanlarına görevleri nedeniyle yönelen kasten yaralama, tehdit, hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçları bakımından cezaların artırılmasının öngörüldüğünü belirten Komisyon, ancak güvenli çalışma hakkının yalnızca saldırı gerçekleştikten sonra failin cezalandırılması üzerinden ele alınamayacağını ifade etti.Eğitim Sen PDR Komisyonu, “Esas olan şiddeti, tehdidi ve baskıyı ortaya çıkmadan önlemektir. Hukuki yaptırım gereklidir; fakat eğitim emekçisinin güvenliğini sağlayacak kurumsal ve önleyici mekanizmaların yerini tutamaz” dedi.

“Bildirim yapan öğretmen, veliyle baş başa bırakılmamalı”

Psikolojik danışman veya rehber öğretmenin bir çocuğun korunması amacıyla görevini yerine getirirken arkasında okul yönetimini ve kamu otoritesini hissetmesi gerektiğini belirten Eğitim Sen, mevcut uygulamalarda yaşanan sorunlara dikkat çekti.

Komisyon, bildirimden sonra veliyle karşı karşıya bırakılan, tehditle baş etmek zorunda kalan ve kendi güvenlik önlemini kendisi almak zorunda kalan eğitim emekçisi tablosunu kabul etmediklerini belirtti.

Ayrıca sorumluluğun yalnızca psikolojik danışmana veya rehber öğretmene yüklenmesinin de doğru olmadığı vurgulandı.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 6. maddesinin bildirim yükümlülüğünü eğitim kuruluşları açısından da düzenlediğine dikkat çeken Eğitim Sen, psikolojik danışmanın mesleki uzmanlığı nedeniyle sürecin önemli bir aktörü olduğunu ancak çocuk koruma sorumluluğunun okul yönetiminin ve kamunun kurumsal sorumluluğundan çıkarılarak tek bir eğitim emekçisinin omuzlarına bırakılamayacağını belirtti.

Eğitim Sen’in talepleri

Eğitim Sen, psikolojik danışman ve rehber öğretmenlerin güvenli çalışma hakkının sağlanması için MEB’e bir dizi talep yöneltti.

Bildirim yapan eğitim emekçisinin korunmasına ilişkin bağlayıcı bir usul ve güvenlik protokolü hazırlanması gerektiğini belirten Eğitim Sen’in talepleri şöyle sıralandı:

  • Bildirim süreçleri kişiselleştirilmemeli, kurumsallaştırılmalı.

  • Süreç mümkün olan durumlarda “psikolojik danışman/rehber öğretmen şikâyet etti” biçiminde değil, okulun ve ilgili kamu kurumlarının sorumluluğunda yürütülmeli.

  • Bildirim yapan eğitim emekçisinin kişisel ve iletişim bilgileri hukuken zorunlu olmadıkça karşı tarafa açıklanmamalı.

  • Kişisel verilerin ve mesleki gizliliğin korunmasına yönelik idari tedbirler alınmalı.

  • Veli veya üçüncü kişilerden kaynaklanabilecek tehdit, baskı ve şiddet, okulların iş sağlığı ve güvenliği risk değerlendirmelerine açık biçimde dahil edilmeli.

  • Riskli durumlarda güvenli görüşme koşulları oluşturulmalı; gerekli hallerde görüşmeler yönetici veya ilgili personelin bulunduğu güvenli ortamlarda gerçekleştirilmeli.

  • Tehdit, hakaret veya şiddet ortaya çıktığında olayın kayıt altına alınması, idari ve adli sürecin başlatılması çalışanın kişisel girişimine bırakılmamalı.

  • Görevi nedeniyle tehdit veya saldırıya uğrayan eğitim emekçisine gecikmeksizin kurumsal ve hukuki destek sağlanmalı.

  • MEB, il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri, okul yönetimleri ve gerektiğinde sosyal hizmetler ile adli ve kolluk birimleri arasındaki görev ve sorumluluklar açıklaştırılmalı.

  • Psikolojik danışman/rehber öğretmen, kurumlar arasındaki koordinasyonu tek başına yürütmek zorunda bırakılmamalı.

“Eğitim emekçisini korumak da kamusal sorumluluktur”

Eğitim Sen, meselenin yalnızca belirli bir meslek grubunun güvenliğiyle sınırlı olmadığını belirterek, güvenceli çalışmanın kamusal ve nitelikli eğitimin temel koşullarından biri olduğunu vurguladı.

Komisyon, çocukların haklarını ve üstün yararını korumakla eğitim emekçilerinin yaşam hakkı, mesleki özerkliği ve güvenli çalışma hakkının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek şu mesajı verdi:“Devlet, eğitim emekçisine yalnızca sorumluluk yükleyen değil, bu sorumluluğu yerine getirirken onu koruyan bir mekanizma kurmak zorundadır.”

Muhabir: Yasemin Dikici