Sultanahmet Camii, Osmanlı padişahı I. Ahmed tarafından 17’nci yüzyılın başlarında inşa ettirildi. Caminin mimarı ise Sedefkâr Mehmed Ağa oldu. 1609 yılında başlayan inşaat, yaklaşık 11 yıl sürerek 1620’de tamamlandı. Mimarın, Mimar Sinan’ın öğrencisi olması, eserde klasik Osmanlı mimarisinin en olgun örneklerinin görülmesini sağladı.
“Mavi Cami” olarak anılıyor
Sultanahmet Camii, özellikle iç mekânında kullanılan binlerce çini nedeniyle dünyada “Blue Mosque” (Mavi Cami) olarak tanınıyor. İznik ve Kütahya’da üretilen çinilerde ağırlıklı olarak mavi tonların kullanılması, camiye bu ünü kazandırdı. Yapının iç süslemelerinde çini, kalem işi, taş ve ahşap işçiliği bir arada kullanılarak zengin bir görsellik oluşturuldu.
Altı minaresiyle dikkat çekiyor
Cami, inşa edildiği dönemde alışılmışın dışında bir mimariyle altı minareli olarak tasarlandı. Bu özellik, Osmanlı cami mimarisinde nadir görülen bir uygulama olarak öne çıkıyor. Merkezi kubbe ise yaklaşık 43 metre yüksekliği ve 23,5 metre çapıyla yapının görkemini artırıyor.

Dev bir külliyenin parçası
Sultanahmet Camii yalnızca tek bir yapıdan ibaret değil. İnşa edildiği dönemde cami çevresinde medrese, sıbyan mektebi, darüşşifa, imarethane, hamam, çarşı ve çeşitli sosyal alanlardan oluşan büyük bir külliye kuruldu. Bu yönüyle cami, dönemin sosyal yaşamının da merkezi haline geldi.
Hünkâr kasrı ve türbe dikkat çekiyor
Caminin önemli bölümlerinden biri olan hünkâr kasrı, Osmanlı padişahlarının ibadet öncesi ve sonrası dinlenmesi için inşa edildi. Ayrıca cami külliyesi içinde yer alan türbede Sultan I. Ahmed’in yanı sıra Kösem Sultan, II. Osman ve IV. Murad gibi önemli isimler de bulunuyor.
UNESCO koruması altında
Sultanahmet Camii’nin de içinde bulunduğu İstanbul’un tarihi alanları, UNESCO tarafından 1985 yılında Dünya Mirası Listesi’ne dahil edildi. Bu kapsamda cami, evrensel kültürel mirasın önemli parçalarından biri olarak kabul ediliyor.




