Abdurrahman’ın aktardığına göre, DSG’nin kontrolü bıraktığı alanlarda oluşan otorite boşluğu kısa sürede silahlı aşiret yapıları tarafından doldurulmaya çalışıldı. Özellikle petrol kuyularının bulunduğu bölgelerde, farklı aşiret grupları ile yerel güvenlik unsurları arasında silahlı gerilimler yaşanmaya başladı. Abdurrahman, bu durumun plansız ve denetimsiz bir güç paylaşımına dönüştüğünü vurguladı.

Petrol Geliri Halk Yerine Silahlı Yapılara Akıyor

SOHR verilerine göre, söz konusu petrol sahalarının önemli bir bölümü uzun süredir aşiret liderlerinin kontrolünde bulunuyor. Abdurrahman, petrolün bölge halkının yaşam koşullarını iyileştirmek yerine, silahlı grupların finansman kaynağı haline geldiğini ifade etti. 2012’den bu yana petrol gelirlerinin şeffaf olmayan biçimde kullanıldığını belirten Abdurrahman, mevcut tabloda devlet otoritesinin sahaya dönmesinin ciddi çatışmaları tetikleyebileceğine dikkat çekti.

Abdurrahman, “Bu sahalara müdahale edilmek istendiğinde karşılarında düzenli bir yapı değil, farklı aşiret milislerini bulacaklar. Bu da yeni bir iç çatışma riskini beraberinde getiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Petrol Üretimi İddiaları Gerçekçi Değil

Suriye’nin günlük petrol üretimine ilişkin kamuoyunda dolaşan yüksek rakamların gerçeği yansıtmadığını söyleyen Abdurrahman, savaş öncesi dönemde dahi bu seviyelere ulaşılamadığını hatırlattı. Güvenlikten yoksun, siyasi belirsizliğin hâkim olduğu bir bölgede yabancı yatırımcıların petrol sektörüne yönelmesinin mümkün olmadığını vurgulayan Abdurrahman, mevcut üretimin daha çok yerel ve düzensiz yapılar tarafından kontrol edildiğini ifade etti.

Kobani’de Abluka Devam Ediyor

Rami Abdurrahman, Fırat’ın doğusundaki gelişmelerin yanı sıra Kobani’de derinleşen insani krize de dikkat çekti. Yapılan anlaşmalara rağmen kentin fiili olarak abluka altında tutulduğunu belirten Abdurrahman, temel ihtiyaçlara erişimin ciddi biçimde kısıtlandığını söyledi.

İran’dan Hürmüz Boğazı İçin ABD’ye Sert Şartlar! Açılması Bu Taleplere Bağlı
İran’dan Hürmüz Boğazı İçin ABD’ye Sert Şartlar! Açılması Bu Taleplere Bağlı
İçeriği Görüntüle

Kobani çevresindeki bazı köylerde sivillerin mülklerinin yağmalandığına dair çok sayıda bilgi aldıklarını aktaran Abdurrahman, bunun toplumsal gerilimi daha da artırdığını dile getirdi. Yaşananların geçmişte Efrin’de görülen uygulamaları hatırlattığını ifade eden SOHR Direktörü, bu tür eylemlerin “birlik ve istikrar” söylemleriyle çeliştiğini belirtti.

Günlük Hayat Felç Olmuş Durumda

SOHR’un saha kaynaklarına göre Kobani’de yaşam her geçen gün daha da zorlaşıyor. Kentte yaşayan binlerce sivil, ekmek ve içme suyu temin edebilmek için uzun kuyruklarda beklemek zorunda kalıyor. Elektrik kesintilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte sağlık hizmetleri ve günlük yaşam ciddi biçimde aksıyor.

Yerel temsilcilerin Halep’teki güvenlik birimleriyle temas kurduğu, ablukanın gevşetilmesi ve göç eden sivillerin geri dönüşü için girişimlerde bulunduğu belirtilse de, sahadaki durumun henüz somut bir iyileşme göstermediği ifade ediliyor.

Uluslararası Topluma Çağrı

Abdurrahman, yaşanan krizin yalnızca yerel aktörlerle çözülemeyeceğini belirterek, uluslararası toplumun daha etkin bir rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Kobani ve Fırat’ın doğusunda kalıcı istikrarın sağlanabilmesi için, askeri çözümler yerine sivilleri merkeze alan siyasi ve insani adımların atılması gerektiğini ifade etti.

SOHR’a göre, petrol sahaları üzerindeki kontrol mücadelesi ve süren abluka, Suriye’nin doğusunda yeni ve daha karmaşık bir kriz döneminin habercisi olarak görülüyor.

Kaynak: Rûdaw