Van’da 27 Eylül 2024 tarihinde kaybolduktan sonra cansız bedeni Van Gölü’nde bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturma sürerken, dosyadaki adli tıp bulguları yeniden tartışma konusu oldu.
Dosyada yer alan değerlendirmelerde, rokuronyum maddesine ilişkin tespitler bulunurken, bu maddenin Rojin’in kaybolmadan yaklaşık 34 gün önce geçirdiği ameliyatla bağlantılı olup olmadığı konusunda yeni sorular gündeme getirildi.
Rojin'in midesinde bulunan Rocironium maddesi ile ilgili
— Av.Abdurrahman Karabulut (@avkrblt) August 28, 2026
Herkesin anlaması ve Adli Tıp uzmanlarının cevaplaması için :
1. 34 gün önce damardan verilen bir ilacın midede bulunması normal ve beklenen bir durum olarak gösterilemez.
2. İlacın vücutta iz olarak kalması başka, mide…
“34 Gün Önce Verilen İlaç Midede Nasıl Bulundu?”
Rojin dosyasına ilişkin değerlendirmelerde, damardan uygulanan bir ilacın vücutta eser miktarda bulunması ile mide içeriğinde tespit edilmesinin aynı durum olmadığı vurgulanıyor.
Özellikle mide örneğinde tespit edilen maddenin miktarının raporda açıkça belirtilmemiş olması, bulgunun adli açıdan ne kadar önem taşıdığı konusunda soru işaretlerine neden oluyor.
Raporda çürüme sıvısında 5 ng/mL düzeyinde rokuronyum tespit edildiği belirtilirken, mide içeriğindeki miktarın ne olduğuna ilişkin ayrıntının bulunmadığı ifade ediliyor.

“Ameliyatta Verilmişti” Açıklaması Yeterli mi?
Dosyadaki tartışmanın en önemli noktalarından biri de rokuronyumun Rojin’in 34 gün önce geçirdiği ameliyat sırasında uygulanmış olabileceği iddiası.
Ancak yapılan değerlendirmelerde, “Ameliyatta verilmişti, bu nedenle midede bulunması normaldir” şeklindeki bir açıklamanın tek başına bilimsel kanıt oluşturmayacağı savunuluyor.
İlacın normal farmakolojik etkisinin ve vücuttan atılım sürecinin dikkate alınması gerektiği belirtilirken, 34 günlük sürenin ayrıca açıklanması gereken bir zaman aralığı olduğu ifade ediliyor.
Adli Tıp Uzmanlarına Kritik Soru
Dosyada bazı uzmanların rokuronyumun ölümden haftalar sonra belirli örneklerde eser miktarlarda tespit edilebileceğini değerlendirdiği aktarılırken, Rojin Kabaiş’in raporunda kan, idrar veya göz sıvısında rokuronyum tespit edildiğine ilişkin bir bulgu bulunmadığı belirtiliyor.
Bu nedenle maddedeki dağılımın da ayrıca değerlendirilmesi gerektiği savunuluyor.
“Postmortem Dağılım” Açıklaması Tüm Soruları Çözüyor mu?
Çürüme sonrasında maddelerin vücut içerisindeki dağılımının değişebileceği bilinirken, postmortem dağılım ifadesinin rokuronyumun neden özellikle mide örneğinde tespit edildiğini tek başına açıklayıp açıklamayacağı da tartışılıyor.
Ayrıca bazı örneklerde maddenin tespit edilip bazı örneklerde bulunmaması durumunun da bilimsel açıdan değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Çürüme sıvısında tespit edilen 5 ng/mL değerinin de ölüm anındaki ilaç düzeyi olarak yorumlanamayacağı vurgulanıyor.
Rojin Dosyasında Yanıt Bekleyen Sorular
Rojin Kabaiş dosyasındaki bu bulgularla ilgili şu sorular gündeme geliyor:
Mide içeriğinde tespit edilen rokuronyumun miktarı neden raporda belirtilmedi?
34 gün önce uygulanan damar içi bir ilacın mide içeriğinde bulunması hangi bilimsel mekanizmayla açıklanabilir?
Çürüme sıvısındaki 5 ng/mL değerinin adli açıdan anlamı nedir?
Kan, idrar ve göz sıvısında tespit bulunmaması nasıl değerlendirilmelidir?
Postmortem dağılım, maddedeki farklı örnek sonuçlarını açıklamak için yeterli midir?
Mide bulgusunun ölüm nedeni veya ölüm şekli açısından herhangi bir anlamı var mıdır?
Bu soruların yanıtı, yalnızca ilacın daha önce uygulanmış olup olmadığıyla değil, örnek türü, tespit edilen miktar, toksikolojik yöntem ve postmortem süreç birlikte değerlendirilerek ortaya konulabilir.
Rojin Kabaiş dosyasında rokuronyum tespitinin ne anlama geldiği konusunda nihai değerlendirme ise yetkili adli tıp ve toksikoloji uzmanlarının bilimsel incelemelerine bağlı bulunuyor.





