Türkiye’nin önde gelen yer bilimcilerinden Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 6 Şubat 2023 depremlerinin oluşum mekanizması ve bölgedeki risk durumuna ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Karar’dan Büşra Akdaş’ın haberine göre, genel kabul gören fay haritalarını eleştiren Üşümezsoy, özellikle Adana için felaket senaryosu çizenlere bilimsel verilerle yanıt verdi.
Depremin büyüklüğü ve yıkıcılığını analiz eden Üşümezsoy, 7.8 büyüklüğündeki ilk depremin tek bir fay hattının boydan boya kırılmasıyla oluşmadığını açıkladı. Depremin birbirini tetikleyen 4-5 farklı fay segmentinin sırayla kırılmasıyla meydana geldiğini ifade eden Üşümezsoy, süreci şöyle özetledi: “Deprem ilk olarak 7.0 büyüklüğünde başladı, ardından 7.3’lük bir kırılmaya dönüştü. Daha sonra 7.5 büyüklüğünde iki ayrı segment kırıldı. Sonuç olarak 7.8’lik kümülatif bir enerji açığa çıktı.”
Üşümezsoy, zincirleme kırılma reaksiyonunun anlaşılmamasının deprem fiziğinin yanlış yorumlanmasına neden olduğunu belirterek, fayların harita üzerinde düz hatlar olmadığını, parçalı yapılar içerdiğini vurguladı.
Adana deprem riskine de değinen Prof. Dr. Üşümezsoy, Doğu Anadolu Fayı’nın Adana havzasına ilerlemediğini ve bölgede çizilen felaket senaryolarının hatalı olduğunu belirtti. “Adana’nın kuzeyindeki Göksun, Savrun, Feke ve Kozan fayları, Arap Plakası’nın Anadolu’yu sıkıştırmasıyla oluşan, stres biriktirme kapasitesi ana faylara göre düşük olan ikincil ve üçüncül faylardır. Bu faylar, devasa depremler üretecek stres yüküne sahip değildir” dedi.
Üşümezsoy, MTA’nın güncellediği diri fay haritalarına bakarak yalnızca fay uzunluğu üzerinden deprem tahmini yapmanın bilimsel olmadığını vurguladı ve “Fayların stres yüklenmesini göremedikçe tahmin yapmak mümkün değil. ‘Aktif fay’ kavramı tek başına yeterli değil; ayrım, kıta kenarı plaka sınırı fayları ile plaka içindeki ikincil faylar arasında yapılmalı” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Üşümezsoy, 6 Şubat depremlerinde ana enerjinin boşaldığını, Adana havzasındaki fayların ise büyük bir stres biriktirmediğini belirterek, bölgede oluşturulan panik havasının jeolojik verilere uymadığını sözlerine ekledi.




