Dünyanın en gelişmiş silahlarına ve teknolojisine sahip olan ABD, AB, Çin, Rusya ve İsrail. Bu ülkeler dünyanın neresine el attılarsa artık orada kan ve gözyaşı durmamaktadır, onların oldukları her yerde kan vardır, gözyaşı vardır, zulüm ve işkence vardır. Bunu demokrasi vadiyle geldikleri Afganistan'da gördük, Somali'de gördük, Irak'ta gördük, Libya'da gördük şu sıralarda Suriye'de görmekteyiz.
Bu ülkeler kendilerini çok güçlü sanmaktadırlar ki, zahirende öyledirler teknolojide ve modern silahlarda güçlüdürler. O güçlerinden dolayı önlerine gelen her şeyi yakıp yıkmakta ve orta doğuyu adeta bir ateş çemberine çevirmişlerdir.


        Oysa onlar gerçekte çok güçlü değillerdir onları güçlü kılan diktatör yönetimlerin teslimiyetçilikleridir. Kendi halklarının kaynaklarını batılı zalimlere peşkeş çeken kukla yöneticiler ve bunlara sessiz kalan rıza gösteren halk yığınlarıdır.
İslam gibi bir dine sahip olmalarına rağmen, İslam'dan uzaklaşan bölünüp parçalanan mezhebi taassuplara ve birtakım aidiyetlere saplanıp kalan, alışılmış çaresizliklere mahkûm olan bir takım Müslümanlardır.


       Tarih boyunca zulmedenler gerek fert olsun gerekse devletler olsun hiç fark etmiyor, hep yok olup gitmişlerdir. Galip gelenler hep mazlumlar olmuş ve olacaktır da çünkü yaratılış kanunu budur, bunu değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Zalimin gücü ve teknolojisi ne olursa olsun, hangi silahları üretirse üretsin hiçbir önemi yoktur. Hepsi birer örümcek ağı niteliğindedir mazlumun duasının ve ahının karşısında!
     Bize teknolojik gelişmişlikleri üzerinden örnek gösterilen batılı devletler yıllardır orta doğuyu kan gölüne çeviren devletlerdir. Bu devletler   kendi içlerinde hiçbir zaman rahat yüzü görmemektedirler vatandaşlarının geneli panik psikolojisi içerisinde yaşayıp gitmektedirler. Gerek yönetimleri gerekse vatandaşları hep korkaktırlar, korkak insanlar vurup kırarlar. Çünkü korkak insanlar saldırgan olurlar ellerindekini kaybetmemek için.
       Batılılar tam anlamıyla panik içerisinde yaşamlarını sürdürmekte bu korku onların beyinlerini alt üst etmekte ve evlerinde dahi rahat uyuyamamaktadırlar. Batılı zalim devletlerin yakıp yıktıkları ülkeler ve katlettikleri insanların ahları onları beyinlerinden vurmuş, savaşa giren ve ülkelerine dönen askerlerin büyük bir bölümü beyin travması geçirmekte aile hayatları iflas etmiş durumdadır.
Aralarında kadın ve çocuklarında bulunduğu binlerce insanı katleden ABD askerleri yaptıklarının bedelini çok ağır ödemeye başladılar. Ülkelerine dönen askerlerin birçoğu artık günlük temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz duruma düşmüşledir.


       Bunların bir kısmı çocukça hareketlerde bulunuyor, bir kısmı ise nasıl yaşadığını dahi bilemeyecek duruma gelmişlerdir. İşte bütün bunlar ABD’nin güçlü olmasının yeterli olmadığının kanıtıdır, üretmiş oldukları silahların hiçbir önemi yoktur örümcek ağına bakıldığında çok mükemmel bir eser olarak görürüz fakat bu mükemmel eser basit ve zayıftır en ufak bir dış müdahalede hemen dağılıp gider.
Allah'a gereği gibi iman etmiş Müslümanlar bu zalim ve müstekbirlerden korkmamaktadır, uşaklığa ve teslimiyetçiliğe razı olmayan hiçbir insan onlardan korkmamaktadır çünkü onların kaybedecekleri hiçbir şeyleri yoktur.


       Asıl korkulması gereken bu mazlum halklardır. ABD, AB, Çin, Rusya ve İsrail vs. ülkeler ve halkları korku ve panik içerisindedirler çünkü onların kaybedecekleri çok şeyleri vardır ve onlar korku ve panik içerisinde ne yapacaklarını bilememenin çaresizliği içerisinde her tarafa saldırmaktadırlar. Gün Müslümanların birlik beraberlik içinde olmaları gereken gündür. Gün Allah'a, Resulüne(sav), kitaba gereği gibi iman etme teslim olma günüdür.
      Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.