Türkiye genelinde küçükbaş hayvancılığın en kritik dönemlerinden biri olan yaz sezonuyla birlikte kırkım ustalarının yoğun sahadaki mesaisi hız kesmeden devam ediyor. Havaların ısınmasıyla birlikte koyunların sağlığını korumak ve verimliliğini artırmak amacıyla başlatılan bu zorlu süreç, aynı zamanda ustalarına sunduğu yüksek gelir imkanlarıyla da adından sıkça söz ettiriyor. Sektördeki usta sayısının günden güne azalması, mevcut uzmanların iş yükünü artırırken diğer yandan aldıkları paranın da rekor seviyelere ulaşmasına imkan sağlıyor. Özellikle İç Anadolu Bölgesi'nde yoğunlaşan üretim merkezlerinde çalışan profesyonel ekipler, kısa süre içerisinde elde ettikleri yüksek cirolarla piyasanın en çok aranan isimleri haline geliyor.

Ancak bu dikkat çekici ekonomik tablonun gerisinde son derece ağır ve yıpratıcı bir fiziksel emek yatıyor. Sabahın erken saatlerinden akşamın geç vakitlerine kadar aralıksız bir şekilde çalışan ekipler, güneşte saatlerce bükülü bir vaziyette görev yapmak zorunda kalıyor. Küçükbaş hayvan yetiştiricileri, hayvanlarının sıcak havadan olumsuz etkilenmemesi ve yün kalitesinin düşmemesi için profesyonel ekiplere başvurmak zorunda kalıyor. Dolayısıyla piyasadaki kısıtlı usta sayısı ile yüksek talep birleştiğinde, işini kaliteli yapan uygulayıcılar için son derece kazançlı bir ticari pazar ortaya çıkmış oluyor.

İç Anadolu Bölgesinde Koyun Kırkım Sezonu Ve Mali Boyutları

Mayıs ayı itibarıyla başlayan ve ağustos ayının sonuna kadar aralıksız süren kırkım maratonu, küçükbaş hayvancılıkla geçinen bölgelerde büyük bir ekonomik hareketlilik yaratıyor. Profesyonel olarak sahada yer alan 3 kişilik ekibin koordineli çalışması sonucunda koyun başına belirlenen hizmet bedelleri doğrudan toplam kazanca yansıyor. Ücretlerin coğrafi konuma ve sürü büyüklüğüne göre ufak farklılıklar gösterdiği piyasada, hayvan başına ortalama 90 TL ile 100 TL arasında değişen tarifeler uygulanıyor. Konya merkezli çalışmalarda koyun başına 90 TL seviyelerinde seyreden fiyatlar, Karaman ve Aksaray gibi komşu vilayetlerde 100 TL seviyesine kadar çıkıyor.

Günlük performans doğrultusunda 2 uzmanın aktif kesim yaptığı, 1 yardımcının ise hayvanları yakalayıp hazırladığı 3 kişilik bir ekip, günlük ortalama 250 ile 280 baş kuzu veya koyunun bakımını tamamlayabiliyor. Sezonun en yoğun geçtiği 4 aylık dönemde her gün sahada olan bu tür uzman gruplar, ay sonunda 750.000 TL sınırını aşan toplam bir iş hacmine ulaşıyor. Kişi başına düşen aylık net gelirin en az 250.000 TL seviyesine dayandığı bu sektör, dönemsel iş kolları arasında finansal getirisi en yüksek alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Kurban Bayramı gibi talebin tavan yaptığı özel zaman dilimlerinde ise bu rakamlar çok daha yukarı taşınıyor.

Dana ve Kuzu Etinde Zam Dalgası: Güncel Fiyatlar Korkuttu!
Dana ve Kuzu Etinde Zam Dalgası: Güncel Fiyatlar Korkuttu!
İçeriği Görüntüle

Zorlu Doğa Şartlarında Fiziksel Mücadele Ve İş Süreçleri

Dışarıdan bakıldığında sadece basit bir kesim işlemi gibi görünen bu zanaat, aslında ciddi bir kondisyon, tecrübe ve teknik bilgi gerektiriyor. Yaz sıcaklarının tavan yaptığı saatlerde, tozlu ve kapalı ağıllarda veya açık arazide aralıksız çalışan ustalar, hayati bir fiziksel yükün altına giriyor. Sürülerin genel temizlik durumu, kırkım süresinin ve harcanan emeğin doğrudan belirleyicisi oluyor. Bakımlı ve temiz bir sürüde yaklaşık 250 hayvanın kesimi 5 ile 6 saat gibi makul bir sürede tamamlanabilirken, bakımsız ve yünleri çamurlanmış sürülerde bu süre 10 ile 11 saati bulabiliyor.

Çocukluk yıllarından itibaren sektörün içerisinde yetişen uzmanlar, işte kalitenin sadece hızla değil, hayvana zarar vermeden tamamlanmasıyla ölçüldüğünü vurguluyor. Uzun süre boyunca eğilerek çalışmak kas ve eklem rahatsızlıklarına davetiye çıkarırken, sıcak havanın getirdiği dehidrasyon riskleri de cabası oluyor. Sürecin her aşamasında dikkatli olmak gereken bu meslekte tek bir anlık dalgınlık dahi hem hayvanın yaralanmasına hem de iş kazalarına sebebiyet verebiliyor. Bu sebeple yüksek getirisine rağmen genç kuşakların bu sektöre olan ilgisi her geçen gün biraz daha azalıyor.

Elde Edilen Kazancın Tarım Ve Hayvancılık Sektörüne Geri Dönüşü

Yaz dönemi boyunca gece gündüz çalışarak elde edilen yüksek sermaye, ustalar tarafından genellikle yine kendi tarımsal faaliyetlerine aktarılıyor. Sektör temsilcilerinin büyük bir kısmı yılın kalan 8 ayında da geçimlerini hayvancılık ve tarım üzerinden sürdürmeye devam ediyor. Yoğun sezonda biriken nakit akışı, damızlık hayvan alımı, yem stoku yapılması, çiftlik ekipmanlarının yenilenmesi veya tarımsal arazilerin bakımı için hayati bir özkaynak niteliği taşıyor. Böylelikle kırkımcılıktan elde edilen sıcak para, yine doğrudan kırsal kalkınmanın ve hayvancılık ekosisteminin içerisinde kalıyor.

Sektörde sağlanan bu yüksek katma değer, doğrudan üretimin sürdürülebilirliğine katkıda bulunurken bir yandan da yerel ekonomiye can suyu oluyor. Birikimlerini gayrimenkul veya direkt işletme sermayesine dönüştüren ustalar, yıl boyunca karşılaştıkları temel giderleri bu yoğun süreç sayesinde kolaylıkla amorti edebiliyor. Zorlu iklim koşullarına ve aşırı beden gücüne dayalı olsa da sunulan finansal imkanlar, mesleği icra eden az sayıdaki usta için vazgeçilmez bir gelir kapısı olmayı sürdürüyor.

Genç Kuşağın İlgi Göstermediği Meslekte Gelecek Kaygısı

Finansal cazibesine rağmen sektörün karşı karşıya kaldığı en büyük tehditlerin başında yeni çırakların yetişmemesi geliyor. Çalışma saatlerinin esnek olmaması, fiziksel yıpranmanın yüksekliği ve dönemsel çalışma koşulları genç nüfusun bu alana yönelmesini engelliyor. Hayvancılıkla uğraşan ailelerin çocukları dahi daha konforlu kent yaşamını tercih ettiğinden, mevcut usta kadrosunun yaş ortalaması günden güne yükseliyor. Bu durum piyasada yetkin eleman bulmayı zorlaştırırken var olan ustaların iş potansiyelini ve fiyat belirleme gücünü artırıyor.

Uzmanlar, önümüzdeki yıllarda makineleşmenin ve teknolojik ekipmanların daha fazla devreye girmesiyle bu açığın kapanabileceğini öngörüyor. Ancak ne kadar gelişmiş cihazlar kullanılırsa kullanılsın, canlı hayvanla birebir temas kurma ve doğru teknikle kesim yapma becerisi usta-çırak ilişkisini zorunlu kılıyor. Sektör temsilcileri, bu mesleki birikimin kaybolmaması için gençlerin teşvik edilmesi ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Aksi takdirde önümüzdeki dönemlerde hayvancılık işletmelerinin en temel ihtiyaçlarından biri olan kırkım hizmetine ulaşmak çok daha maliyetli ve güç hale gelecektir.

Muhabir: ELİF YILDIRIM