İstanbul’un önemli tarihi yapılarından Kariye Camii, kökeni Doğu Roma İmparatorluğu dönemine uzanan Khora Manastırı’nın merkez kilisesi olarak biliniyor. “Şehir dışı” anlamına gelen Khora ismi, yapının Bizans döneminde surların dışında kalmasından dolayı verilmişti.
Tarihi kaynaklara göre yapı, 6’ncı yüzyılda İmparator I. Justinianus döneminde (527-565) mevcut bir şapelin yerine yeniden inşa edildi. Komnenoslar döneminde ise Blakhernai Sarayı’na yakınlığı nedeniyle saray şapeli olarak da kullanıldı.

1453’te İstanbul’un fethinde zarar görmeyen yapı, 1511 yılında II. Bayezid devrinde Sadrazam Hadım Ali Paşa tarafından camiye çevrildi ve yanına bir medrese eklendi. 1945 yılında ise Bakanlar Kurulu kararıyla müze statüsüne alındı.
Mozaik ve freskleriyle Bizans sanatının en önemli örnekleri arasında gösterilen yapı, 2020 yılında alınan Cumhurbaşkanı Kararı ile yeniden cami olarak ibadete açıldı.
Yüzyıllar boyunca farklı kimliklere bürünen Kariye, hem mimari hem de sanatsal değeriyle İstanbul’un en dikkat çeken tarihi yapıları arasında yer almaya devam ediyor.





