Hakkâri’de Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) üzerinden yürütülen istihdam süreçlerine ilişkin tartışmalar, siyaset ve bürokrasi hattında yeni bir gerilim başlığına dönüştü. Hakkâri Milletvekili Öznur Bartin, basına sızan görüntü ve ses kayıtlarını gerekçe göstererek hem Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne araştırma talebi sundu hem de üç ayrı bakanlığa kapsamlı soru önergeleri verdi.
İddiaların odağında ise “liste usulü alım”, kamu görevlilerine baskı ve seçim süreçlerine müdahale suçlamaları yer alıyor.

“Liste usulü” iddiası: Kamu alımı mı, siyasi dağıtım mı?
Milletvekili Bartin’in başvurularında yer alan en çarpıcı bölüm, AKP Hakkâri İl Başkanı Zeydin Kaya’ya atfedilen ifadeler. Basına yansıyan toplantı kayıtlarında, İŞKUR alımlarının parti teşkilatları eliyle belirlenen listeler üzerinden şekillendiği öne sürülüyor.
İddialara göre:
* Alım listeleri önceden hazırlanıyor
* Kamu görevlileri bu listelere göre yönlendiriliyor
* Liste paylaşılmaması halinde “gereğinin yapılacağı” yönünde baskı kuruluyor
Bu tablo, sadece bir usulsüzlük tartışması değil; kamu yönetiminde tarafsızlık ilkesinin doğrudan ihlali iddiasını gündeme getiriyor.
“Sıfır gelir” kriteri tartışması
Başvurularda dikkat çeken bir diğer başlık ise İŞKUR alımlarında kullanılan “sıfır gelir” kriteri.
İddialara göre bu kriter:
* Dezavantajlı kesimleri korumak yerine esnetiliyor
* Aynı hanede çalışan sayısı keyfi biçimde eleme gerekçesi yapılıyor
* Bazı kişiler bu kriterin dışında tutuluyor
Bu durum, eşitlik ve nesnellik ilkelerinin ihlal edildiği yönünde güçlü eleştirileri beraberinde getiriyor. Bartin, bu uygulamaların “sosyal devlet ilkesinin araçsallaştırılması” anlamına geldiğini savunuyor.
“Herkese iş” vaadi ne oldu?
Özellikle Şemdinli ve Esendere’de yoğunlaşan tartışmalar, iddiaların yerel düzeyde daha görünür hale geldiğini ortaya koyuyor.
Basından yansıyan iddialara göre:
* Önceden söz verilen isimler listelerde yer aldı
* Başvuran birçok kişi dışarıda bırakıldı
* “Herkese iş verilecek” söylemi karşılık bulmadı
Bu çelişki, kamu kaynaklarının dağıtımında öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik ilkelerinin zedelendiği yönünde yorumlanıyor.
Seçimlere müdahale mi?
Dosyanın en kritik boyutlarından biri ise seçim güvenliği tartışması. Sızan kayıtlarda, bazı mülki idare amirlerinin seçim süreçlerine “taşımalı oy” gibi yöntemlerle etki ettiğine dair iddialar yer alıyor.
Üç bakanlığa ayrı ayrı sorular
Bartin’in soru önergeleri üç kritik kuruma yöneltildi:
Adalet Bakanlığı’na:
Akın Gürlek’e yöneltilen sorular, olası suç unsurlarına odaklanıyor. Soruşturma açılıp açılmadığı, delillerin değerlendirilip değerlendirilmediği ve kamu gücünün suistimali iddialarına ilişkin hukuki süreçler soruluyor.
İçişleri Bakanlığı’na:
Mustafa Çiftçi’ye yöneltilen sorular, mülki idare amirlerinin rolünü mercek altına alıyor. Kaymakamlıkların sürece müdahil olup olmadığı ve kamu görevlilerine baskı iddiaları araştırılıyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na:
Vedat Işıkhan’dan ise doğrudan İŞKUR süreçlerine ilişkin teknik ve idari açıklamalar talep ediliyor. Kura sisteminin işleyişi, kriterlerin uygulanması ve dış müdahale iddiaları sorgulanıyor.
Meclis araştırması talebi: “Yapısal sorun” vurgusu
Bartin, yalnızca soru önergeleriyle yetinmeyerek Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulmasını da talep etti. Gerekçede, yaşananların “münferit bir aksaklık değil, süreklilik arz eden yapısal bir sorun” olduğu vurgulandı.
İddialar ne söylüyor?
Ortaya konan tablo, üç temel kırılma hattına işaret ediyor:
Liyakat yerine siyasal sadakat iddiası, Tarafsızlık yerine hiyerarşi dışı baskı, Seçim süreçlerine dolaylı müdahale şüphesi
Henüz bu iddialar yargı kararıyla kesinleşmiş değil. Ancak çok sayıda beyan, kayıt ve siyasi başvurunun aynı noktada kesişmesi, konunun sıradan bir idari tartışmanın ötesine geçtiğini gösteriyor.




