DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Hollanda bandıralı MV Hondius isimli gemide ortaya çıkan vakaların yakından takip edildiğini belirterek, mevcut tabloya göre küresel nüfus açısından risk seviyesinin düşük olduğunu açıkladı.
DSÖ’nün haftalık basın toplantısında konuşan Ghebreyesus, uluslararası sağlık kurumlarının süreci anbean izlediğini ve birçok ülkenin koordinasyon içinde hareket ettiğini ifade etti. Özellikle sosyal medyada yayılan “küresel salgın” iddialarına karşı dikkatli olunması gerektiğini belirten DSÖ yetkilileri, şu an için kontrol dışına çıkan bir durumun bulunmadığını vurguladı.
Açıklamalarda, virüsün yayılım zincirinin büyük ölçüde kontrol altına alındığı ve temaslı takibinin sürdüğü kaydedildi. Ancak uzmanlar, özellikle kapalı alanlarda ve toplu yaşam alanlarında bulaş riskine karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını çiziyor.
MV Hondius Gemisindeki Vakalar Dünya Gündemine Oturdu
Hollanda bandıralı MV Hondius gemisinde ortaya çıkan hantavirüs vakaları, uluslararası sağlık çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Özellikle gemide bulunan yolcuların farklı ülkelere mensup olması, olayın kısa sürede küresel ölçekte takip edilen bir sağlık krizine dönüşmesine neden oldu.
DSÖ tarafından yapılan açıklamada, gemide bulunan yolcuların büyük bölümünün tahliye edildiği belirtildi. Tenerife üzerinden yürütülen transfer operasyonları kapsamında 120’den fazla kişinin kendi ülkelerine gönderildiği veya farklı ülkelerde karantinaya alındığı bildirildi.
Gemide halen kaptan Jan Dobrogowski ile birlikte 26 kişilik mürettebatın bulunduğu açıklandı. Yetkililer, geminin 18 Mayıs tarihinde Hollanda’ya ulaşmasının beklendiğini duyurdu.
Uluslararası basında yer alan haberlerde, gemide yaşanan sürecin pandemi sonrası deniz taşımacılığı ve kruvaziyer turizmi açısından da yeni tartışmaları beraberinde getirdiği ifade edildi. Özellikle sağlık taramalarının yeterliliği ve kriz yönetim mekanizmaları yeniden gündeme geldi.
DSÖ: “Şu Ana Kadar 10 Vaka Bildirildi”
Dünya Sağlık Örgütü’nün açıkladığı verilere göre şu ana kadar toplam 10 hantavirüs vakası tespit edildi. Bu vakalardan 8’inin laboratuvar testleriyle Andes virüsü olduğu doğrulanırken, 2 kişinin ise “muhtemel vaka” kategorisinde değerlendirildiği açıklandı.
Yetkililer, vakalar arasında şu ana kadar 3 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Ancak DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus, 2 Mayıs tarihinden bu yana yeni ölüm bildirilmediğini belirterek sürecin kontrol altında tutulduğunu söyledi.
Sağlık uzmanları, Andes virüsünün özellikle Güney Amerika kaynaklı hantavirüs türleri arasında yer aldığını ve bazı varyantlarının insandan insana bulaş ihtimali taşıdığını ifade ediyor. Bu durumun diğer hantavirüs türlerinden farklı bir risk oluşturduğu belirtiliyor.
Bununla birlikte DSÖ, mevcut verilerin küresel çapta büyük bir salgın ihtimaline işaret etmediğini vurgulamaya devam ediyor.
Ebola Salgınıyla Aynı Döneme Denk Geldi
DSÖ toplantısında yalnızca hantavirüs değil, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde yeniden ortaya çıkan Ebola salgını da gündeme geldi. Ghebreyesus, Ituri eyaletinde şu ana kadar 13 Ebola vakasının doğrulandığını açıkladı.
1976 yılından bu yana ülkede 17 kez Ebola salgını yaşandığını hatırlatan DSÖ Genel Direktörü, bulaşıcı hastalıkların küresel sağlık sistemi açısından sürekli tehdit oluşturmaya devam ettiğini söyledi.
Yetkililer, aynı dönemde hem Ebola hem hantavirüs gibi farklı hastalıkların gündeme gelmesinin uluslararası sağlık sistemlerinin koordinasyon kapasitesini yeniden test ettiğini belirtiyor. Uzmanlara göre özellikle sınır geçişleri, hava yolu taşımacılığı ve deniz turizmi nedeniyle bulaşıcı hastalıkların küresel etkileri daha hızlı hissedilebiliyor.
• Hantavirüs Nasıl Bulaşıyor?
Uzmanlara göre hantavirüs çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşıyor. Fare ve benzeri kemirgenlerin dışkısı, idrarı veya salyasının kuruyarak havaya karışması sonucu virüs insanlara geçebiliyor.
Bazı durumlarda kemirgenlerin ısırması veya tırmalaması da bulaş nedeni olabiliyor. Özellikle hijyen koşullarının yetersiz olduğu alanlarda riskin arttığı belirtiliyor.
Virüsün belirtileri arasında:
- Yüksek ateş
- Kas ağrıları
- Halsizlik
- Baş ağrısı
- Solunum güçlüğü
- Yorgunluk
yer alıyor.
İleri vakalarda ise hastalık ciddi solunum yetmezliği, iç kanama ve böbrek yetmezliği gibi ağır sonuçlara yol açabiliyor. Uzmanlar, erken teşhisin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.
Küresel Sağlık Güvenliği Yeniden Tartışılıyor
MV Hondius vakası sonrası özellikle uluslararası seyahatlerde sağlık denetimleri yeniden gündeme geldi. Pandemi sonrası dönemde birçok ülkenin sağlık kontrol mekanizmalarını gevşettiği yönündeki tartışmalar yeniden alevlenirken, uzmanlar bulaşıcı hastalıklara karşı küresel hazırlık seviyesinin artırılması gerektiğini savunuyor.
DSÖ yetkilileri, hantavirüs olayının şu an için sınırlı bir çerçevede kaldığını ancak yine de tüm ülkelerin erken uyarı sistemlerini güçlendirmesi gerektiğini belirtiyor.
Ayrıca sağlık otoriteleri, yanlış bilgi ve paniğin de en az virüs kadar tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle sosyal medyada yayılan doğrulanmamış içeriklerin toplumda gereksiz korkuya neden olabileceği ifade ediliyor.
Uzmanlardan Vatandaşlara Uyarılar
Uzmanlar, hantavirüs riskine karşı özellikle kırsal alanlarda yaşayan vatandaşların dikkatli olması gerektiğini belirtiyor. Kemirgenlerin yoğun bulunduğu alanlarda hijyen kurallarına uyulması, kapalı alanların düzenli havalandırılması ve koruyucu ekipman kullanılması öneriliyor.
Ayrıca uzun süre kullanılmayan depo, bodrum ve kırsal yapılarda temizlik yapılırken dikkatli olunması gerektiği ifade ediliyor. Kemirgen dışkısının süpürülmesi yerine dezenfekte edilerek temizlenmesi gerektiği belirtiliyor.
Sağlık uzmanları, belirtilerin görülmesi halinde vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiğini vurguluyor.
DSÖ Süreci Yakından Takip Ediyor
Dünya Sağlık Örgütü, hantavirüs vakalarına ilişkin gelişmelerin günlük olarak izlendiğini ve yeni verilerin kamuoyuyla paylaşılmaya devam edeceğini açıkladı.
Şu an için küresel alarm seviyesini gerektirecek bir durum olmadığı belirtilse de uzmanlar, bulaşıcı hastalıklar konusunda uluslararası iş birliğinin hayati önem taşıdığını vurguluyor.
Özellikle gemi taşımacılığı, uluslararası turizm ve yoğun insan hareketliliğinin yaşandığı bölgelerde sağlık kontrollerinin artırılması gerektiği ifade edilirken, önümüzdeki günlerde yeni teknik raporların yayımlanması bekleniyor.





