Vanlı eski bakan Prof. Dr. Hüseyin Çelik, yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin bölgesel politikasını ve Kürt meselesine yaklaşımını ele aldı. Devlet yetkililerinin bölgedeki ülkelerin toprak bütünlüğüne vurgu yapmasının doğal olduğunu belirten Çelik, buna karşın Kürtlerin başka coğrafyalarda elde ettiği kazanımların Türkiye açısından bir kayıp gibi değerlendirilmesinin yanlış olduğunu söyledi.
“Toprak bütünlüğü vurgusu doğal”
İLKE TV'de Dilek Odabaş'ın canlı yayın konuğu olan Prof. Dr. Hüseyin Çelik önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin bölgedeki gelişmelere yönelik diplomatik söylemlerini değerlendiren Çelik, “Diğer coğrafyalarda herhangi bir kazanım söz konusu olduğunda Türkiye’nin tavrını da değerlendirmek gerekir. Türkiye’nin Dışişleri Bakanı’nın, Cumhurbaşkanı’nın ya da Milli Savunma Bakanı’nın ‘Biz İran’ın toprak bütünlüğünden yanayız, bölgemizde parçalanmaların, kavgaların ve çatışmaların olmasını istemiyoruz’ demesinden daha doğal bir şey olamaz” diye konuştu.
“Kürtlerin kazanımlarını Türkiye’nin kaybı gibi görmek yanlış”
Kürt meselesi söz konusu olduğunda farklı bir yaklaşımın ortaya çıktığını belirten Çelik, bu tutumu eleştirerek, “Kürt meselesi söz konusu olduğunda dışarıdaki Kürtlerin elde ettiği her türlü kazanımı sanki Türkiye’nin kaybıymış gibi değerlendiren çok yanlış bir yaklaşım var” diyen Çelik, “Ne yazık ki zaman zaman hükümetin de bu tutum içinde olduğunu görüyorum ve bunun doğru olmadığını söylüyorum” ifadelerini kullandı.
“Rojava’daki Kürtler buradaki Kürtlerin akrabalarıdır”
Rojava’da yaşayan Kürtlerle Türkiye’deki Kürtler arasında güçlü bir bağ bulunduğunu vurgulayan Çelik, “Rojava Kürtleri söz konusu olduğunda daha önce de şunu ifade etmiştim: Unutmayın ki oradaki Kürtler buradaki Kürtlerin akrabalarıdır ve aralarında güçlü bir duygudaşlık vardır” diyerek bu gerçekliğin göz ardı edilmemesi gerektiğini aktardı.
“İnsanlar ‘iyi ki bu ülkenin vatandaşıyım’ diyebilmeli”
Türkiye’de yaşayan Kürtlerin devlete aidiyet duygusunun güçlenmesinin önemine dikkat çeken Çelik, yurttaşların kendilerini eşit ve özgür hissetmeleri gerektiğini belirterek, “Kendi halkınızın mutluluğu için, Türkiye’deki Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne daha güçlü bir aidiyet duygusuyla bağlanabilmesi gerekir. İnsanların ‘İyi ki ben bu ülkenin vatandaşıyım, iyi ki ay yıldızlı bayrak benim bayrağımdır, İstiklal Marşı benim marşımdır’ diyebilmesi gerekir” açıklamışında bulundu.
Çelik sözlerini şöyle sürdürerek, “İnsanların ‘Ben bu ülkenin vatandaşı olmakla iftihar ediyorum; çünkü burada insan hakları var, burada ötekileştirme yok, farklı etnik gruplara ya da mezheplere karşı olumsuz bir yaklaşım yok’ diyebilmesi gerekir. Ancak bu şekilde Türkiye’de daha güçlü bir huzur ve birlik duygusu oluşabilir.” bilgisini verdi.
“Bu hastalıklı yaklaşımdan vazgeçilmeli”
Kürtlerin dünyanın farklı bölgelerinde elde ettiği statülerin Türkiye açısından bir tehdit gibi görülmemesi gerektiğini belirten Çelik, bu yaklaşımın terk edilmesi çağrısında bulunarak, “Tekrar altını çiziyorum” diyen Çelik, “Dünyanın neresinde olursa olsun Kürtlerin bir statü elde etmesini Türkiye’nin kaybı olarak değerlendiren bu hastalıklı yaklaşımdan herkesin vazgeçmesi gerekiyor” vurgusunu yaptı.
“Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi gerçeği”
Çelik, bölgede halihazırda oluşmuş siyasi yapılar bulunduğunu da hatırlatarak Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni örnek göstererek, “Müstakil devleti bir tarafa bırakalım” diyen Çelik, “Kuzey Irak’ta federatif bir yapı oluşturuldu. Bugün Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi olarak bilinen yapıdan söz ediyorum. Bu gerçeklik ortadadır ve buna bu perspektifle yaklaşılması gerekir” şeklinde konuştu.




