Ülke genelinde üretim ve yapım sahalarında hizmet verecek nitelikli usta ile operatör eksikliği günden güne derinleşiyor. Aylık gelirlerin 150 bin TL ile 300 bin TL seviyelerine kadar yükselmesine karşın işletmeler, çalıştıracak personel bulmakta büyük güçlük çekiyor. Uzman kadro eksikliği nedeniyle sanayi tesislerindeki tezgahlar boş kalırken, şantiyelerdeki dev projeler aksama riskiyle karşı karşıya geliyor. Maaş tekliflerinin üniversite mezunu mühendislerin ve üst düzey yöneticilerin gelir düzeyini geride bıraktığı bu dönemde, genç nüfusun mavi yakalı mesleklere ilgi göstermemesi krizin boyutunu artırıyor.
Saha tecrübesine sahip personelin bulunamaması, işverenlerin maliyet yükünü ve rekabet baskısını artırıyor. Yüksek gelir imkanlarına rağmen ustalığın ve beden gücüne dayalı mesleklerin tercih edilmemesi, iş piyasasındaki dengeleri temelden sarsıyor. Birçok şirket, faaliyetlerini sürdürebilmek için mevcut çalışanlarına aşırı mesai yüklemek zorunda kalıyor. Gelir seviyesi katlanarak artan teknik meslekler, kariyer planlaması yapan gençlerin odak noktasına girmekte zorlanırken, sektör temsilcileri bu durumun uzun vadede ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyeceğinden endişe ediyor.
Deprem Bölgesindeki İmar Çalışmaları Operatör Talebini Rejör Düzeyde Tırmandırdı
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yürütülen devasa imar faaliyetleri ile ağır hasarlı yapıların ortadan kaldırılması süreçleri, iş makinesi ustalarına olan ihtiyacı zirveye taşıdı. Özellikle riskli yıkım işlemlerinde hayati bir görev üstlenen makas operatörleri için aylık 300 bin TL tutarında ödemeler öneriliyor. Buna rağmen sahalarda görevi devralacak gerekli belgelere sahip tecrübeli uzman sayısı ihtiyacın çok gerisinde kalıyor. Firma sahipleri, projelendirilen alanlarda işlerin zamanında teslim edilememesi riskiyle sürekli mücadele ediyor.
Benzer bir durum şantiye alanlarının vazgeçilmezi sayılan dev vinç ve kepçe sürücülerinde de gözlemleniyor. Bu alandaki uzmanların aylık talep ettiği gelirler 120 bin TL ile 150 bin TL bandına tırmanmış durumda. Beyaz yakalı mühendislerin kazandığı miktarların 2 katına ulaşan bu rakamlar, inşaat firmalarının bütçelerini zorluyor. Operatör eksikliği sebebiyle durma noktasına gelen projeler, altyapı ve konut teslimatlarında ciddi gecikmelere yol açıyor. Yetkililer, bölgedeki devasa altyapı hamlesinin kesintisiz sürmesi için yeni eğitim programlarının acilen devreye alınması gerektiğini vurguluyor.
Üretim Bantlarında Çalışacak Nitelikli Usta Eksikliği Sanayiciyi Çaresiz Bırakıyor
Ağır sanayi ve imalat tesislerindeki tablo da yapı sektöründen farksız bir seyir izliyor. Sanayiciler, Cumhuriyet tarihinin en yüksek döviz bazlı ödeme paketlerini hazırlamış olmalarına rağmen üretim çarklarının başında duracak tecrübeli teknik eleman bulamıyor. Fabrikalardaki modern makineler, çalıştıracak vasıflı personel olmaması nedeniyle atıl vaziyette bekliyor. İmalat kapasitesini artırmak isteyen yurt içindeki üreticiler, teslimat tarihlerini ertelemek veya yurt dışından gelen siparişleri geri çevirmek zorunda kalıyor.
Sanayi tesislerinde görev yapan tecrübeli bir kaynakçının aylık geliri 100 bin TL ile 150 bin TL arasında değişim gösteriyor. Üretim sürecinin temeli kabul edilen talaşlı imalattaki iyi bir torna ustasının işe başlangıç kazancı ise 70 bin TL sınırını kolaylıkla aşıyor. Nitelikli elektrik ustaları ile kalıpçıların aylık kazançları da benzer şekilde 100 bin TL ile 150 bin TL seviyelerini zorluyor. Finansal olarak son derece cazip imkanlar sunulmasına karşın, yetiştirilecek çırak ve kalfaların bulunamaması sanayi altyapısının geleceğini tehlikeye atıyor.
Küresel Rekabet Ortamında Çalışanları Elde Tutmak İçin Ek Teşvikler Sundular
Dünya genelinde teknik bilgiye sahip mavi yakalı çalışan rekabetinin artık doğrudan döviz kurları üzerinden yürütüldüğü ifade ediliyor. Yurt dışındaki şirketlerin yüksek döviz ödemeleriyle yerli uzmanları kendi bünyelerine katması, Türkiye'deki işverenleri alternatif çözümler aramaya itiyor. Sanayiciler, kalifiye personeli bünyelerinde tutabilmek ya da yeni ustaları transfer edebilmek için sadece yüksek maaş teklif etmekle yetinmiyor. Maaş paketlerinin yanına konut satın alma, ücretsiz kiralık ev sağlama ve ailevi sosyal imkanlar gibi ekstra destekler ekleniyor.
Sektör temsilcileri, kalıcı çözüm sağlanabilmesi adına mesleki ve teknik eğitimin cazip hale getirilmesini talep ediyor. Eğitimin sanayi ihtiyaçlarıyla entegre edilmesi ve gençlerin üretim sektörlerine yönlendirilmesi için kapsamlı adımların atılması gerektiği dile getiriliyor. Aksi takdirde, astronomik maaş tekliflerine rağmen işçi bulamama sorununun önümüzdeki yıllarda üretim çarklarını tamamen durdurma noktasına getireceği öngörülüyor. Sektör paydaşları, meslek liselerinin itibarının artırılması ve uygulamalı eğitimlerin yaygınlaştırılması çağrısında bulunuyor.




