İzmir ve çevresi için deprem riski yeniden gündemde. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, yaptığı açıklamada özellikle Tuzla Fayı, Gülbahçe Fayı ve Seferihisar Fayı için kritik uyarılarda bulundu. Uzman isim, bu fayların “önemli ölçüde deprem üretme zamanlarının geldiğini” vurguladı.
“İZMİR GENELİNDEKİ FAYLAR SİSMİK ANLAMDA AKTİF”

Prof. Dr. Sözbilir, “İzmir genelindeki faylar sismik anlamda aktif. İzmir'de özellikle Tuzla Fayı, Gülbahçe Fayı, Seferihisar Fayı gibi fayların önemli ölçüde deprem üretme zamanlarının geldiğini söyleyebiliyoruz, yaptığımız çalışmalar bunu gösteriyor.” dedi.
Batı Anadolu kabuğunun yılda 40 milimetre güneybatıya doğru hareket ettiğini belirten Sözbilir, bölgede yaklaşık 200 civarında fay bulunduğuna dikkat çekti. “Bu kabuğun içinde 200'e yakın fay belli dönemlerde deprem üretme potansiyeline sahip" diyen Sözbilir, şöyle konuştu:
"Bunların 6 ve 7 büyüklüğünde deprem üretme gücü var. Bu fayların son yüzyılda 8 tanesi kırılmış durumda. Geri kalan fayların tümü kırılmayı bekliyor. Zamanı geldiğinde bunlar belli ölçeklerde, belli büyüklüklerde deprem üretecekler.”
“SİMAV VE SINDIRGI FAYLARINDA SARSINTILAR HEMEN BİTMİYOR”

Bölgedeki jeotermal yapıların deprem etkisini uzattığını belirten Sözbilir, “Batı Anadolu jeotermal potansiyeli yüksek bir bölge. Faylar deprem üretmeye başladığı zaman jeotermal sistemin varlığı nedeniyle sarsıntılar hemen bitmiyor. Simav ve Sındırgı faylarında da böyle bir durum yaşanıyor.” dedi.
Simav Fay Zonu’nun 200 kilometre uzunluğunda olduğunu belirten Sözbilir, bu fayın 7 segmente ayrıldığını ve her birinin 6 ila 7.2 büyüklüğünde deprem potansiyeline sahip olduğunu aktardı.
“GELENBE FAYI GERİLİMİ TRANSFER EDİYOR”
Sözbilir’in dikkat çektiği bir diğer nokta ise Simav Fayı'na dik konumda yer alan Gelenbe Fayı oldu. Sözbilir “Simav Fayı'na dik gelişen bir fay var. Gelenbe Fayı... Bu fayın özelliği transfer fayı niteliğinde çalışması. Yani üzerine gelen stresi kendi doğrultusu boyunca kuzeye ya da güneye transfer ediyor. Yani kendisinin kırılması yerine böyle bir mekanizma sunabiliyor. Elbette kırılabilirdi ama daha çok gerilimi transfer ediyor. Dolayısıyla kuzeye transfer ederse Balıkesir fayına doğru ilerleyebilir. Güneye transfer ederse bu sefer de Akhisar ve Soma tarafları sıkıntıya girebilir.” açıklamasında bulundu.
“İZMİR'İ DEPREME HAZIR HALE GETİRMELİYİZ”

İzmir özelinde 40 fay bulunduğunu, bunlardan 17’sinin karada yer aldığını belirten Sözbilir, bu fayların her birinin diri fay sınıfında olduğunu vurguladı.
İzmir merkezli en son yıkıcı depremin 1688 yılında 6,8 büyüklüğünde olduğunu anlatan Sözbilir, "O dönemde 10 bine yakın can kaybedilmiş. Yaklaşık 337 yıldır bu bölgede yıkıcı deprem olmuyor. En son hatırlarsanız 30 Ekim 2020'de 6,6 büyüklüğünde deprem oldu. Sisam merkezli bir depremdi. Yani o fay bizim kendi kara sularımızda olan bir fay değildi. Dolayısıyla bizim kendi faylarımız henüz kırılma sınıfına girmiş değil. dedi.”
Sözbilir açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Bizim son üç yıldır yaptığımız çalışmada İzmir'deki bütün fayların kaç yılda bir deprem ürettiğini, en son depremi ne zaman yaptığını, o depremden sonra ne kadar süre geçtiğini saptamış durumdayız. İzmir genelindeki faylar sismik anlamda aktif. İzmir'de özellikle Tuzla Fayı, Gülbahçe Fayı, Seferihisar Fayı gibi fayların önemli ölçüde deprem üretme zamanlarının geldiğini söyleyebiliyoruz, yaptığımız çalışmalar bunu gösteriyor. Dolayısıyla bizim İzmir'i depreme hazır bir kent konumuna sokmamız gerekiyor.”




