Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, depremin yıl dönümünde yaptığı açıklamayla Türkiye’nin büyük bir deprem riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek dikkat çeken uyarılarda bulundu.
Görür, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatarak, asıl meselenin depremin nerede ve ne zaman meydana geleceğini tartışmaktan ziyade, olası bir afette can kayıplarını en aza indirecek hazırlıkların yapılması olduğunu vurguladı.
17 Ağustos Depreminin Üzerinden 27 Yıl Geçti
17 Ağustos 1999’da Kocaeli’nin Gölcük ilçesi merkezli meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki Marmara Depremi, Türkiye’nin yakın tarihindeki en ağır doğal afetlerden biri olarak hafızalarda yerini koruyor.
Saat 03.02’de meydana gelen ve yaklaşık 45 saniye süren deprem başta Kocaeli olmak üzere Yalova, Sakarya, İstanbul ve Düzce’de büyük yıkıma neden oldu. Resmi verilere göre depremde 17 bin 480 kişi hayatını kaybetti, 43 bin 953 kişi yaralandı.
Depremin üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen Türkiye’nin farklı bölgelerinde deprem riski devam ederken, uzmanların özellikle yapı güvenliği ve kentlerin afetlere karşı dirençli hale getirilmesi yönündeki çağrıları da sürüyor.
Naci Görür: “Kendimizi Aldatmayalım”
Prof. Dr. Naci Görür, 17 Ağustos’un yıl dönümü nedeniyle yaptığı değerlendirmede, aradan geçen yılların Türkiye’nin deprem gerçeğini değiştirmediğine dikkat çekti.
Yeni yapıların inşa edildiğini ancak bunun depremin yeniden yaşanmayacağı anlamına gelmediğini belirten Görür, Türkiye’nin gelecekte de büyük depremlerle karşılaşabileceğini ifade etti.
Görür’ün en dikkat çeken mesajlarından biri ise “Er veya geç, orada veya burada büyük bir deprem olacak ve binlerce insan ölecektir” şeklindeki uyarısı oldu.
“Asıl Mesele Ülkeyi Depreme Dirençli Hale Getirmek”
Görür, deprem riskinin yalnızca fay hatları üzerinden tartışılmasının yeterli olmayacağını belirtti.
Olası bir depremin ne zaman meydana geleceğine ilişkin tartışmalar yerine, kentlerin ve yapıların depreme dayanıklı hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Görür, can kayıplarının önlenebilmesi için uzun vadeli ve kararlı bir çalışma yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Görür’e göre deprem gerçeği Türkiye’nin gündeminde geçici olarak yer alan bir konu değil, uzun yıllar boyunca sürdürülecek bir devlet politikası olarak ele alınmalı.
“Depremi Minimum Zararla Atlatmalıyız”
Türkiye’nin deprem riski taşıyan bir ülke olduğuna dikkat çeken Görür, vatandaşların güvenliğini sağlamanın yolunun yalnızca deprem olduktan sonra müdahale etmekten geçmediğini ifade etti.
Binaların güçlendirilmesi, riskli yapıların dönüştürülmesi, altyapının yenilenmesi ve kentlerin afetlere karşı dirençli hale getirilmesi gerektiğini belirten Görür, temel hedefin deprem sırasında yaşanabilecek can kayıplarını mümkün olan en düşük seviyeye indirmek olması gerektiğini vurguladı.
17 Ağustos Acısı Hâlâ Hafızalarda
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi, yalnızca binlerce kişinin hayatını kaybettiği büyük bir afet olarak değil, Türkiye’nin yapı güvenliği ve deprem hazırlığı konusunda yaşadığı eksikliklerin en ağır göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Depremin yıl dönümünde hayatını kaybedenler anılırken, uzmanların uyarıları da yeniden gündeme geliyor.
Görür’ün açıklamaları da 27 yıl sonra aynı gerçeği bir kez daha ortaya koydu: Türkiye’de büyük depremler kaçınılmaz olabilir ancak büyük depremlerin büyük felaketlere dönüşmesini önlemek mümkün.
Bu nedenle deprem riskinin yalnızca afet meydana geldiğinde hatırlanmaması, kentlerin ve yapı stokunun bugünden hazırlanması gerektiği vurgulanıyor.




