Hayvancılık sektörünün merkez üssü konumundaki yaylalarda üreticiler, son dönemde tarihin en büyük iş gücü krizlerinden biriyle karşı karşıya kalıyor. Hayvanların günlük bakımı, beslenmesi ve sağımı gibi hayati süreçleri yönetecek personel bulmakta güçlük çeken işletme sahipleri, sundukları yüksek imkanlara rağmen çarkları döndürmekte zorlanıyor. Geçen yıl 130000 lira seviyelerinde seyreden aylık ücretlerin bu yıl 150000 liraya kadar yükselmiş olması da sektördeki eleman açığını kapatmaya yetmiyor. Barınma, yemek ve günlük tüketim ihtiyaçlarının tamamen işveren tarafından karşılandığı bu zorlu meslekte, yerli iş gücünün yok denecek kadar azalması üretim süreçlerini durma noktasına getiriyor.
Sektörde yaşanan personel açığını kapatmak amacıyla başvurulan yabancı uyruklu çalışan alternatifi de beklentileri karşılamaktan çok uzak bir tablo çiziyor. Yerli iş gücünün sahayı terk etmesiyle birlikte ağırlıklı olarak Afganistan uyruklu elemanlara yönelen yayla sakinleri, bu çalışanların işi aniden bırakıp gitmesiyle derin bir krizin içine düşüyor. Yılın 12 ayı kesintisiz devam etmesi gereken hayvancılık faaliyetlerinde, verilen sözlerin tutulmaması ve iş disiplininin sağlanamaması üreticilerin omuzlarındaki yükü her geçen gün daha da ağırlaştırıyor. Yüksek gelir vaadine rağmen yaşanan bu istikrarsızlık, bölgesel hayvancılığın geleceğini ciddi şekilde tehdit ediyor.
Pülümür Yaylalarında Hayvancılık Yapan Üreticiler Zor Günler Yaşıyor
Tunceli bölgesindeki zengin otlaklara sahip Ferhat Çayırı Yaylası'na Pertek ilçesinden gelen Mehmet Demir, yıllardır sürdürdüğü mesleğinde daha önce böylesine büyük bir personel sıkıntısı yaşamadığını dile getiriyor. İşletmesinde tam zamanlı olarak 2 çoban istihdam etmek zorunda olduğunu belirten tecrübeli üretici, yurt içinden çalışacak kimseyi bulamadıklarını vurguluyor. Yabancı uyruklu çalışanların da kısa süre sonra işi bırakıp kaçtığını ifade eden Demir, sundukları tüm imkanlara rağmen yaşanan bu düzensizlik karşısında çaresiz kaldıklarını belirtiyor.
Üreticilerin sağladığı şartlar sadece nakit maaşla sınırlı kalmayıp çalışanların tüm yaşam giderlerini kapsayacak şekilde düzenleniyor. Aylık 100000 lira ile 150000 lira arasında değişen ödemelerin yanı sıra çalışanların konaklama, beslenme ve tütün gibi kişisel ihtiyaçları da tamamen işletme sahipleri tarafından üstleniliyor. Tüm bu cömert paketlere rağmen iş gücü devamlılığının sağlanamaması, bölgedeki hayvan yetiştiricilerini devlet kademelerinden acil ve kalıcı bir çözüm hamlesi beklemek zorunda bırakıyor.
Giderlerin Hızla Yükselmesi Sektördeki Gelir Dengesini Bozuyor
Ata mesleğini çocukluğundan bu yana tutkuyla sürdüren bir diğer üretici Önder Erdoğan da sektörde yaşanan mali dengesizliklerden ve personel maliyetlerinden dert yanıyor. Nesillerdir devam eden hayvancılık geleneklerini korumaya çalıştıklarını belirten Erdoğan, çoban bulma krizinin işletme bütçelerinde devasa delikler açtığını ifade ediyor. İstenen yüksek ücretlerin üreticilerin belini büktüğünü söyleyen deneyimli yetiştirici, üretimden elde edilen gelirin artık giderleri karşılayamaz hale geldiğini aktarıyor.
Sektördeki artan maliyetler ve iş gücü yetersizliği, bölgedeki birçok aile işletmesini kapanma veya kapasite küçültme noktasına getiriyor. Hayvancılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen bu durum, et ve süt üretimindeki verimliliği de olumsuz etkileme riski taşıyor. Üreticiler, bir yandan doğa şartlarıyla mücadele ederken diğer yandan yükselen işçilik giderleri karşısında ayakta kalabilmek için yetkililerden destek bekliyor.
Yerli İş Gücünün Sahadan Çekilmesi Sektörü Çıkmaza Sokuyor
Kırsal alanlarda genç nüfusun giderek azalması ve ağır çalışma koşulları, geleneksel hayvancılık sektöründeki iş gücü yapısını kökten değiştiriyor. Yaylalarda ve zorlu coğrafi koşullarda çalışmayı tercih etmeyen yerli iş gücü, daha düşük gelirli olsa da şehir merkezlerindeki hizmet sektörüne yöneliyor. Bu durum, aylık %100,0 oranına varan maaş artışlarına ve sunulan geniş imkanlara rağmen yaylalardaki pozisyonların boş kalmasına yol açıyor.
Yerli çalışanın bulunamadığı bir ortamda zorunlu bir tercih haline gelen yabancı iş gücü ise sektördeki sorunları çözmek yerine farklı boyutlara taşıyor. Yasal prosedürler, uyum sorunları ve işi aniden bırakma eğilimleri nedeniyle işletmeler sürekli bir personel arayışı döngüsüne giriyor. Hayvancılığın devamlılığı açısından kritik önem taşıyan bu kriz, kırsal kalkınma hamlelerinin önündeki en büyük engellerden biri olarak varlığını sürdürüyor.
Sektör Temsilcileri Çoban Sorununa Kalıcı Çözümler Arıyor
Yaylalardaki üretim krizinin derinleşmesi üzerine bölge birlikleri ve sektör temsilcileri konuyu yetkili mercilere taşımaya hazırlanıyor. Üretim maliyetlerinin %50,0'den fazlasını oluşturan işçilik ve bakım giderlerinin makul seviyelere çekilmesi için sosyal güvence desteği ve eğitim programlarının hayata geçirilmesi talep ediliyor. Çobanlık mesleğinin statüsünün yükseltilmesi ve gençlerin bu alana teşvik edilmesi için uzun vadeli stratejilerin geliştirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Devlet desteği ve yasal düzenlemeler olmadan bu sorunun tek başına üreticilerin imkanlarıyla çözülemeyeceği konusunda sektör paydaşları hemfikir görünüyor. Yabancı iş gücünün kayıt altına alınarak belirli bir düzen çerçevesinde çalıştırılması veya yerli çalışanlar için cazip teşvik mekanizmalarının kurulması bekleniyor. Aksi takdirde yüksek maaşlara rağmen boş kalan kadrolar, ülke genelindeki hayvancılık üretiminin ciddi oranda gerilemesine neden olacak.




