Van Gölü Havzası, geniş coğrafyası ve sulak alanlarıyla birçok yaban hayvanı türüne ev sahipliği yapıyor. Ancak yaralanan veya doğal yaşam alanını kaybeden hayvanların sayısı her geçen yıl artıyor. YYÜ bünyesindeki Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi, bu hayvanların tedavi, bakım ve rehabilitasyon süreçlerini üstlenerek doğal yaşamlarına geri dönmelerini sağlıyor. Ameliyathaneden karantina odalarına kadar tam donanımlı merkezde her yıl yüzlerce hayvan yeniden hayata kazandırılıyor.

Merkezin çalışmalarına ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Aslan, küresel ısınma, habitat kaybı ve bilinçsiz insan müdahaleleri nedeniyle yaban hayat–insan çatışmalarının arttığını belirtti:
“Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi olarak ekolojik dengenin korunması için yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Ancak son yıllarda doğaya bilinçsiz müdahaleler, türler arasındaki doğal mesafeyi ortadan kaldırıyor. Bu durum hem hayvanlar hem de insanlar için ciddi sonuçlar doğurabilir.”

“Yaban hayvanlarına yiyecek bırakmak doğayı bozuyor”

Prof. Dr. Aslan, vatandaşların iyi niyetli ama yanlış davranışlarının yaban hayatına zarar verdiğini vurguladı:
“İnsanlar merhamet duygusuyla yaban hayvanlarına yiyecek veya su bırakıyor. Bu davranış, onların doğal beslenme alışkanlıklarını değiştiriyor. Hayvanlar insanlara yaklaşmaya başlıyor ve bu da zoonosis dediğimiz, hayvandan insana bulaşan hastalıkların artmasına neden oluyor.”

Aslan, doğada insan temasıyla büyüyen hayvanların zamanla doğal içgüdülerini kaybettiğini ve bu durumun türlerin doğada tutunma gücünü azalttığını dile getirdi. “Bu temas devam ederse biyolojik çeşitlilik azalır ve doğadaki denge kalıcı biçimde bozulur” dedi.

“Yaban hayvanlarına gıda bırakmamalıyız”

Vatandaşlara uyarıda bulunan Aslan, “Bir yaban hayvanı yerleşim yerine kadar geldiyse, bu genellikle geçici bir durumdur. Biz ona yiyecek ya da su verdiğimizde, o hayvan bu davranışı alışkanlık haline getirir ve artık doğadan değil, insandan besin bekler. Bu da zamanla çatışmalara neden olur” ifadelerini kullandı.

“Şehirlere inen yaban hayvanları hastalık taşıyabilir”

Son dönemde Bitlis, Erciş ve Hakkâri’de görülen yaban hayvanı–insan temaslarını hatırlatan Aslan, bu durumun tehlikeli sonuçlara yol açabileceğini belirtti:
“Tilkiler, kurtlar ve benzeri türler mahallelere inmeye başladı. Bu da özellikle kuduz gibi zoonosis hastalıkların yayılma riskini artırıyor. Bu yüzden doğaya müdahale etmemeli, bu hayvanlarla teması en aza indirmeliyiz.”

“Vahşi çöplükler yaban hayvanlarını çekiyor”

Aslan, kontrolsüz çöplüklerin de yaban hayatı şehir merkezlerine yaklaştırdığını söyledi:
“Yaban hayvanları çöplüklerde kolayca besin bulabiliyor. Bu durum onları şehir merkezlerine çekiyor. Eğer bu vahşi çöplükler kontrol altına alınmazsa, yaban hayvanlarını şehirlerde daha sık görmeye başlarız.”

Gülistan Doku soruşturmasında 2 doktor gözaltına alındı
Gülistan Doku soruşturmasında 2 doktor gözaltına alındı
İçeriği Görüntüle

“Doğayı tanımadan müdahale etmeyin”

Doğa gezileri sırasında insanların farkında olmadan doğaya zarar verebildiğini hatırlatan Aslan, şu uyarılarda bulundu:
“Bir bölgeye gitmeden önce oradaki ekosistem ve türler hakkında bilgi edinilmeli. Doğada gördüğümüz yavruların yanına yaklaşmamalı veya onları almamalıyız. Çünkü anneleri genellikle yakındadır. Her canlı doğadan koparıldığında, ekolojik denge biraz daha zayıflar.”

Türkiye’de yaban hayvanlarının açlık veya yokluk tehlikesiyle karşı karşıya olmadığını ifade eden Aslan, “Biz sularımızı ve doğamızı korursak, onların da yiyeceğe ihtiyacı kalmaz. Yaban hayvanlarına sürekli yiyecek bırakmak, onları evcilleştirir ve bu da ileride sahipsiz hayvan sorununa dönüşür” diye konuştu.

“Doğayı korumak, insan sağlığını korumaktır”

Prof. Dr. Aslan, doğaya müdahale edilmediği sürece tüm canlıların dengede yaşayabileceğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:
“Sağlıklı bir çevrede yaşamak istiyorsak önce doğayı korumalıyız. Çöplerimizi, sularımızı, kanalizasyonumuzu temiz tutmalıyız. Sağlıklı yaban hayatı, sağlıklı hayvanlar ve sağlıklı insanlar demektir. Halk sağlığı, hayvan sağlığı ve çevre sağlığı birbirinden ayrı düşünülemez. Bu bilinçle hareket edersek daha huzurlu, dengeli ve medeni bir toplum olabiliriz.”

Kaynak: İHA