Türkiye’de okul şiddeti son dönemde yeniden gündemde. Uzman Psikolojik Danışman Ferhat Men, bu olayların sadece bireysel değil, toplumsal etkilerin de bir yansıması olduğunu söyledi. Men, özellikle medya ve sosyal medyada şiddetin detaylı ve yoğun şekilde sunulmasının, hem olayların normalleşmesine hem de bazı bireylerde taklit davranış riskine yol açtığının altını çizerek, medyanın dilinin şiddeti artırıcı değil, farkındalık ve çözüm odaklı olması gerektiğini vurguladı.

“Toplumsal sorunlar çocuklara yansıyor”

Men, şiddet olaylarını değerlendirerek, “Gün geçmiyor ki okullardan gelen bir şiddet olayıyla sarsılmayalım. Bunları sadece bireysel sorunlarla açıklamak yetersiz kalır” dedi.

Van’da çatışmalarda yaşamını yitiren PKK üyeleri için taziye kuruldu
Van’da çatışmalarda yaşamını yitiren PKK üyeleri için taziye kuruldu
İçeriği Görüntüle

Men, toplumda artan stres, belirsizlik, kutuplaşma ve tahammülsüzlüğün çocuklara doğrudan yansıdığını belirterek, “Çocuklar aslında yeni bir şey üretmiyor, var olan toplumsal dili devralıyor” ifadelerini kullandı.

Toplumdaki sosyal çürüme ve değer kaybının ruh sağlığı üzerinde baskı oluşturduğunu söyleyen Men, bu sürecin bir “nesil problemi” değil, “toplumsal iklim değişimi” olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.

Whatsapp Image 2025 06 18 At 105828 (2)

"Medyada sunuş biçimi önemli"

Men, medyada şiddetin sunuluş biçiminin de önemli bir etken olduğuna dikkat çekerek, detaylı ve görsel içeriklerin şiddeti normalleştirme riski taşıdığını söyledi. “Medya sadece bilgi vermez, aynı zamanda neyin olağan olduğunu da öğretir” diyen Men, sürekli şiddet haberine maruz kalan çocuklarda iki temel etki görüldüğünü belirtti:

  • Duyarsızlaşma
  • Şiddeti bir tepki biçimi olarak öğrenme

Men’e göre bu durum zamanla “eşik düşmesine” neden oluyor ve bireylerin daha küçük tetikleyicilere bile daha sert tepki vermesine yol açabiliyor.Şiddetin sosyal medyada yoğun şekilde yer almasının “bulaşıcı etki” oluşturabileceğini belirten Men, özellikle öfke birikimi olan gençlerde bunun tetikleyici olabileceğini söyledi. Psikolojide bu durumun model alma ve taklit yoluyla öğrenme ile açıklandığını ifade eden Men, “Burada belirleyici olan olayın kendisi değil, nasıl sunulduğudur” dedi.

"Gazetecilere çok görev düşüyor"

Men, gazetecilik diline de dikkat çekerek, şiddetin detaylı ve sansasyonel şekilde verilmesinin doğru olmadığını vurguladı. “Şiddetin detaylarını anlatmak, görüntüleri tekrar tekrar vermek ve faili öne çıkarmak doğru değildir. Amaç şok etmek değil, anlamlandırmak olmalıdır” ifadelerini kullandı. Toplumda çözümün aile ve öğretmenlerden başladığını belirten Men, "

Çocukların duygularının konuşulması gerekiyor. Evde duygu konuşulursa çocukları şiddetten uzaklaştırır. Öğretmenler de sadece akademik değil, duygusal güvenliği sağlayan bir sınıf ortamı kurmalı.Sosyal medya bu süreci hızlandıran en önemli faktörlerden biri. Şiddet içeriklerine maruz kalan çocuklarda duygusal yorgunluk, duyarsızlaşma ve gerçeklik algısında bozulma görülebiliyor. Empati ekran üzerinden değil, temasla gelişir. Şiddet sadece bireysel öfke değil, toplumsal bir yansıma. Eğer dili yumuşatır, duyguyu görünür kılar ve ilişkiyi güçlendirirsek şiddetin zemini zayıflar"

Muhabir: MEHMET HALİL ARSLAN