Van’da kış aylarında buzlanmayla mücadele kapsamında Van Büyükşehir Belediyesi tarafından yollarda ve kaldırımlarda düzenli olarak tuzlama ve tuz bazlı solüsyon çalışmaları yürütülüyor. Kar yağışının ardından kent merkezinde ve ilçelerde ana arterler, mahalle yolları ve yaya alanlarında bu uygulamalar sık aralıklarla tekrarlanıyor. Ulaşım güvenliğini sağlamak amacıyla yapılan çalışmalar, kentin tamamını kapsayan rutin bir uygulama haline gelmiş durumda.

Bu süreçte yollara ve kaldırımlara dökülen tuz ve kimyasal solüsyonlar, karla birlikte eriyerek çevreye yayılıyor. Şehir merkezinde toplanan karların farklı noktalara taşınmasıyla birlikte, bu maddeler yalnızca yol yüzeyleriyle sınırlı kalmıyor; toprakla temas ediyor ve suyla birlikte farklı alanlara taşınıyor.

Birçok ülkede tuzlama artık terk edilirken, Türkiye’de hâlâ doğaya zarar verdiği bilinen yöntemler ‘zorunluluk’ olarak sunuluyor. Oysa mesele iklim değil, tercih meselesi.

Birçok ülkede kış aylarında buzlanmayla mücadele artık yalnızca yolların açılması meselesi olarak görülmüyor. Doğaya verilen zarar dikkate alındığı için tuzlama terk ediliyor ya da ciddi biçimde sınırlandırılıyor. Çünkü tuzun toprağı, suyu ve ekosistemi kalıcı biçimde tahrip ettiği bilimsel olarak biliniyor.

Varlı: "Van beton yapılar değil, yeşil alan istiyor"
Varlı: "Van beton yapılar değil, yeşil alan istiyor"
İçeriği Görüntüle

Finlandiya’da tuzlama “son çare” olarak kabul ediliyor. Öncelik mekanik kar temizleme ve doğal mıcır kullanımına veriliyor. Tuz, yalnızca ana yollar ve acil durumlar için sınırlı miktarda kullanılıyor. Ülkenin gölleri ve yer altı su kaynakları, tuzun uzun vadeli etkilerinden korunmaya çalışılıyor.

İsveç’te belediyeler, özellikle su havzalarına yakın alanlarda tuz kullanımını sınırlandırıyor. Bunun yerine kum ve mıcır tercih ediliyor. Kış bittikten sonra bu malzemeler toplanarak yeniden kullanılıyor. Amaç, geçici bir çözüm üretirken doğada kalıcı bir hasar bırakmamak.

İsviçre’de tuzlama yasal düzenlemelerle kontrol altına alınmış durumda. Göllere, akarsulara ve hassas ekosistemlere yakın bölgelerde tuz kullanımı ya yasaklanıyor ya da minimum seviyeye indiriliyor. Yol güvenliği sağlanırken doğaya en az müdahale edilmesi temel ilke olarak kabul ediliyor.

Almanya’da birçok şehirde kaldırımlarda tuzlama yasak. Bunun nedeni yalnızca çevre değil; ağaç kökleri, toprak canlıları ve hayvan sağlığı. Belediyeler kum ve doğal granül maddeler kullanarak buzlanmayı kontrol altına alıyor.

Japonya’da ise özellikle soğuk bölgelerde tuzlama yerine teknolojiye dayalı çözümler öne çıkıyor. Isıtmalı yollar ve kaldırımlar sayesinde buz oluşumu engelleniyor. Bu yöntem pahalı olsa da, uzun vadede doğayı kirletmeyen kalıcı bir çözüm olarak değerlendiriliyor.

Konuya ilişkin konuşan Van Çevre ve Tarihi Eserleri Koruma Derneği (ÇEV-DER) Başkanı Zafer Çelebi, kış aylarında yollarda uygulanan tuzlama ve kimyasal solüsyon çalışmalarının teknik bir zorunluluk gibi sunulduğunu belirtti. Çelebi, asfalt üzerindeki buzun çözülmesinin sorunun bittiği anlamına gelmediğini vurgulayarak, “Asfaltın üzerindeki buz çözülürken, toprağın altındaki yaşam sessizce yok oluyor” dedi.

“Toprak Cansız Bir Zemin Değil, Yaşayan Bir Varlıktır”

Tuz ve tuz bazlı solüsyonların karla birlikte eridiğinde doğal döngünün parçası haline gelmediğini ifade eden Çelebi, bu maddelerin doğaya yabancı bir yük olarak karıştığını söyledi. Çelebi’ye göre bu kimyasallar toprağın yapısını bozuyor, mikroorganizmaları yok ediyor ve toprağın kendini yenileme kapasitesini ortadan kaldırıyor.

“Zarar Gözle Görünmüyor Ama Kalıcı”

Zararın çoğu zaman hemen fark edilmediğine dikkat çeken Çelebi, tuzlanan yolların kenarındaki ağaçların zamanla kuruduğunu, yeşil alanların yok olduğunu ve toprağın verimsizleştiğini belirtti. Çelebi, bu sürecin yıllar içinde ortaya çıktığını ve genellikle çok geç fark edildiğini dile getirdi.

“Karlar Götürülüyor, Kimyasal Yük Geri Dönüyor”

Şehir merkezinden toplanan karların farklı noktalara taşınmasının riski büyüttüğünü belirten Çelebi, bunun kimyasal yükün su kaynaklarına taşınmasına neden olduğunu söyledi. Van Gölü gibi kapalı ve hassas bir ekosistemde bu tür uygulamaların doğrudan ekolojik dengeyi tehdit ettiğini vurguladı.

“Sorun Buz Değil, Doğayla Kurulan İlişki”

Çelebi, tuzlama ve solüsyon uygulamalarının doğayı dikkate almayan bir kent yönetimi anlayışının sonucu olduğunu belirterek, dünyada doğa dostu ve ekosistemi önceleyen yöntemlerin mümkün olduğuna dikkat çekti.

Muhabir: YASEMİN DİKİCİ